Tekerlek yeniden icat edildi

Daha yumuşak bir sürüş deneyimi arayışı, tekerleğin yeniden icadını getirdi. Tekerleğin yeniden icadı tabiri elbette işin mizahi yanı. Loopwheels, kullanıcısına konforlu bir sürüş olanağı sağlayan, içerisine süspansiyon entegre edilmiş oldukça basit fakat akıllıca düşünülmüş ve fonksiyonel yeni bir tekerlek.

Loopwheels, İngiltere Nottinghamshire merkezli bir ürün tasarım firması olan Jelly Products tarafından hayata geçirildi. Bu yeni tekerlek, tasarımı sayesinde takılı olduğu bisikletlerde, darbelerde ve kaldırım taşlarına inip çıkmada kullanıcısına daha az titreşim hissettiriyor ve sürüşü daha eğlenceli hale getiriyor.

Ürün fikri, bebek arabasının ön tekerleklerini kaldırmayı unutarak kaldırıma çarpan bir kadının bebeğinin arabadan düşmesine şahit olan tasarımcısı Sam Pearce’in, kaldırıma yanlış açıyla çarpan tekerlekler için tekerleğin içerisine süspansiyon koymayı düşünmesiyle ortaya çıkmış.

Birçok katlanır bisiklette süspansiyon çatalının hacmi ve ağırlığı sebebiyle süspansiyon bulunmuyor. Telli tekerleklerin Loopwheel ile değiştirilmesi, geleneksel süspansiyon sistemi için yeri olmayan bir bisiklete tam bir süspansiyon sağlıyor.

loopwheels2

Karbon yayları sayesinde bordürlerden aşağı inme ve kaldırımlara çıkma konusunda kullanıcıya ekstra güç sağlıyor. Son derece güçlü ve dayanıklı yapısı Loopwheel’e çok daha az bakım gerektiriyor. Hızlı bağlantı aksları sayesinde Loopweel’in birçok aktif tekerlekli sandalyeye uyumlu olması da mümkün.

Bisikletler için 20 inç büyüklüğünde üretilen Loopwheel’in kısa süre önce düzenlenen başarılı bir kitlesel fonlama operasyonu sonrasında, 24 inç ve 25 inçlik yeni versiyonları kısa süre içerisinde tekerlekli sandalyeler için de hayatımıza girecek.

Merak edenler için Loopwheel’in 20 inçlik tekerleklerinin tanesi için başlangıç fiyatı 310 paund, çifti ise 659 paund olarak belirlenmiş. Loopwheel’in katlanır bisikletleri için belirlediği fiyatlar ise 3 vitesliler 1.000 paund, 9 viteslileri 1.200 paund.

Sanırım bu fonksiyonel ürün ve fiyatları da inovasyonda tasarımın önemini ve getirisini bizlere gösteriyor.

Parkinson hastalarının hayatlarını kolaylaştıran teknolojiler

Parkinson, beyin hücrelerinde kayıp ile seyreden, tıpkı kemik erimesinde olduğu gibi, sinsi ve yavaş ilerleyen bir hastalık olarak tanımlanıyor ve yaklaşık olarak toplumun binde 2’sinde görülüyor. Modern tıbbın tedavi üretmeye çalıştığı hastalığın temel belirtileri; titreme, vücudun öne doğru eğilmesi, konuşma bozukluğu, hastanın hareketlerin yavaşlaması ve yürürken kollarını sallamaması şeklinde gerçekleşiyor.

Hareketlerin yavaşlaması ve ellerdeki titreme sonucu Parkinson hastaları, günlük aktivitelerini gerçekleştirirken çeşitli problemler yaşıyorlar. Örneğin yazı yazarken yazıya büyük boyutta harflerle başlayıp gittikçe harfleri küçülterek devam ediyorlar ve yazının okunması gittikçe güçleşiyor. Birçok durumda okunaklı başlayan yazı giderek kargaşık burgaşık bir hâl alıyor.

ARC1

Bu konuya bir çözüm getirmeye çalışan İngiliz tasarım grubu Dopa Solutions’ta çalışan tasarımcı Lucy Jung’ın başını çektiği bir ekip, Parkinson hastaları için ARC ismini verdikleri özel bir kalem tasarladı. 14 kişi ile yapılan denemelerde, kalemin içerisinde kullanılan yüksek frekanslı titreşim motorları sayesinde, kalemin kâğıdın üzerinde daha az bir eforla hareket ettirilmesi, %86 oranında daha okunaklı ve daha büyük yazı yazmak mümkün oldu. Halen test aşamasında olan ve geliştirime çalışmaları için sponsor aranan ürünün videosunu aşağıda izlemek mümkün.

Parkinson hastalarının ellerindeki titremeden dolayı sadece yazıları etkilenmiyor elbette. Çok daha temel ihtiyaçları olan yemek yeme sırasında ellerinde oluşan titremeler, yemeğin hastanın üzerine dökülmesine, bu yüzden birçok Parkinson hastasının özgüveninin sarsılmasına ve yaşama enerjilerinin düşmesine sebep oluyor.

LiftWare1

Lift Labs’ın tasarladığı LiftWare isimli dâhiyane kaşık, Parkinson hastalarının yemeklerini yerken ellerinin titremesinden kaynaklı kaşıktan yemek dökülmesi problemini ortadan kaldırmış durumda. 295 dolardan satılan ve sadece Amerika içine gönderimin yapıldığı kaşığın ucu ise değiştirilebiliyor ve dilerseniz çorba kaşığı ucu veya çatal ucu da takılabiliyor. Her bir ucun bedeli ise 19,95 dolar. Ürünün videosunu aşağıda izlemek mümkün.

ARC ve LiftWare gibi ürünler sayesinde, Parkinson hastalığının tedavisi ile mücadele eden hastalara, bir yandan günlük hayatta yaşadıkları problemleri minimize etme olanağı sunulurken bir yandan da yaşanabilecek özgüven kayıplarını azaltarak hayata tutunmalarında destek olunuyor.

Giyilebilir kontrollerle sanal gerçeklik ayaklarınıza geliyor

Bilgisayarlar tarafından simüle edilen ortamlar olarak tanımlayabileceğimiz sanal gerçeklik ve giyilebilir cihazlar son yıllarda oldukça popüler oldular. Bu alanda ortaya çıkan son ürünlerden birisi olan Stompz, oyun oynamayı daha sürükleyici bir hale getirme ve sporu daha eğlenceli yapma iddiasıyla yola çıkmış kablosuz, giyilebilir bir sanal gerçeklik kontrol aygıtı.

Aygıt, insanların ayakkabılarına veya ayaklarına kayış ile bağlanan kontrol birimleri ile oyun cihazlarına kablosuz olarak bağlanarak, oyuncunun kendi ayak hareketleri ile oyun içerisindeki hareketlerini kontrol etmesini sağlayan yeni nesil bir giyilebilir cihaz. Stompz ile sanal gerçeklik oyunlarında elinizde bir kumanda cihazı olmadan hareket etme olanağı sağlıyor.

Stompz kullanıcısının hareketlerini yakalamak için en gelişmiş IMU sensörleri ve 9 eksenli optimize edilmiş hareket izleyicileri kullanarak; yürüme, koşma, zıplama, dönme, geri gitme ve çömelme gibi bir takım hareketleri oyundaki karakterin hareketlerine çeviriyor. Böylece kullanıcılara güvenli ve heyecan verici şekilde sanal ortamları keşfetme ve bunu düşük eforlar harcayarak gerçekleştirme olanağı sağlıyor. Böylece hem oyun oynamış hem de egzersiz yapmış oluyorsunuz.

Cihaz USB girişi olanağı sağlayan, kafaya takarak kullanılan; Wired, Razer, Oculus, Durovis Drive, Google Cardboard gibi tüm sanal gerçeklik gözlükleri (HMD – helmet mounted display) ile uyumlu durumda. 10 metre menzilli kablosuz bağlantı olanağı sağlayan cihazın, 8 saat sürekli kullanıma imkan veren 110 mah 3.7 Voltluk şarj edilebilir pili mevcut.

Stompz herhangi bir uzmanlık gerektirmeden kullanılabilen kullanıcı dostu ara yüzü sayesinde, oyun içerisindeki kontroller için ek hareketler programlama olanağı da sunuyor. Ayrıca birden çok Stompz setini aynı oda içerisinde oynanan multi player oyunlarda veya internet üzerinden dünyadaki diğer Stompz kullanıcıları ile bağlanarak birlikte kullanmak mümkün.

Cihaz şu anda kitlesel fonlama aşamasında. 99 dolar karşılığı toplanan ön siparişler kapanmış durumda ve bunlara ait ilk teslimatların Kasım 2015’te yapılması bekleniyor. Ben de almak isterim diyenlerin bir sonraki destek seviyenin bedeli olan 115 doları gözden çıkarmaları gerekecek.

Daha iyi piller paket köpükleriyle mi gerçekleşecek?

Amerika’nın Indiana eyaletinde yer alan Purdue Üniversitesi‘nde çalışan bir grup araştırmacı, yeni bir laboratuar kurarken ellerinde gelen kutulardan çıkan bir sürü paket dolgu köpüğü birikti. Bu biriken köpükleri nasıl yararlı bir şekilde değerlendirebilecekleri düşüncesi, araştırmacıları polistiren ve nişasta tabanlı köpükleri daha iyi performanslı lityum-iyon piller için kullanabilecekleri keşfine yöneltti.

Ambalaj dolgu köpükleri dünya çapında yapılan nakliye işlerinde mükemmel bir çözüm olarak kullanılmalarına rağmen, geri dönüşüm oranları ise sadece %10 dolaylarında kalıyor. Düşük yoğunluğa sahip olduklarından dolgu köpüklerinin geri dönüşümcülere taşınması için büyük konteynırlar gerekiyor ve bu da maliyetleri artırıyor. Yüksek geri dönüşüm maliyetleri ise dolgu köpüklerinin bozulmadan onlarca yıl depolarda kalmasına neden oluyor.

Bir lityum-iyon pil şarj olurken lityum iyonları, anot olarak adlandırılan elektrotunda depolanır. Günümüzde lityum-iyon pillerin anotları çoğunlukla grafitten yapılıyor. Ekipteki araştırmacılar, yeni bir anot geliştirmek için yola çıktı.

Araştırmacılar öncelikle polistirenden yapılmış veya nişasta-esaslı olan ambalaj köpüklerini 500 ile 900 °C arasında ısıttılar. Bunu atıl bir atmosferde, bir geçiş metali tuzunu katalizatör olarak kullanarak ve bu tuz olmadan iki ayrı yöntemle denediler. Köpüğün malzemesi ve uygulanan yönteme bağlı olarak çıkan sonuç karbon nano parçacıklar veya karbon mikro yapraklar oldu. Her iki durumda da mükemmel anotlar üretmiş oldular.

Denver’da düzenlenen Amerikan Kimya Derneği Ulusal Toplantısı’nda açıklanan araştırma bulgularına göre yeni anotlar, piyasadaki mevcut grafit anotlara kıyasla daha hızlı şarj edebiliyor ve daha yüksek bir kapasiteye sahip oluyor. Yeni karbon anotlar, yaklaşık olarak grafit anotların onda biri kalınlıkta daha hızlı şarj süresi olanağı sağladı ve ilave olarak grafitten daha düşük elektriksel direnç sergiledi. Dahası bu karbon anotlar kapasitelerinden önemli bir kayıp olmadan 300 şarj döngüsüne dayandılar.

Mikro yaprakların gözenekli yapısı, özellikle anot ile pilin iyon taşıyan sıvı elektroliti arasında daha fazla temas alanı sağlayarak etkin olmuş durumda. Şimdi ise araştırmacılar elektrokimyasal performansı daha da artırmak için, mikro yaprakların daha gözenekli yapmak için çalışıyor.

Purdue Üniversitesi’nden çıkan bu basit düşünce, ambalaj atıkları için yeni ve çevre dostu potansiyel bir uygulamaya yol açtı. Böylece paket köpüklerinin dönüşüm işlemi ucuz, çevre dostu ve ayrıca büyük ölçekli pil üretimi için pratik olacağa benziyor.

Volvo’dan bulut tabanlı kaza önleme sistemi

Güvenliğe verdiği önem ile akıllarda yer eden Volvo, son yıllarda yaptığı yenlikçi çalışmalarda en son teknolojileri ustalıkla işin içine katmayı başarıyor. Bu konuda daha önce bir yazı paylaşmıştım: Volvo’dan bisikletli trafik kazalarını önleyecek yenilikçi kask.

Volvo’nun güvenlik vizyonu, 2020 yılında yeni satın alınmış hiçbir Volvo aracında hiç kimsenin ölmemesi veya ciddi yaralanmaması yönünde. Bunu sağlama yönünde atılan adımlarla yakın bir gelecekte Volvo araçlar, sürücülerinden önce buzlu yol koşullarının farkına varacaklar.

Sistem nasıl işliyor?

Bir süre önce Volvo, İsveç Ulaştırma İdaresi ve Norveç Kamu Yolları İdaresi ile birlikte, arabaların yol durumu bilgisi paylaşımı konusunda bir proje üzerinde çalıştığını duyurmuştu. Buzdan kaynaklı kazaları önlemeye yönelik olan bu proje, yol güvenliğini artırmak ve aynı zamanda kış yol bakımı için kaynakların etkin şekilde kullanımını sağlamak üzere tasarlanmış.

Bulut tabanlı sistemle tehlikeli sürüş koşulları hakkında sürücüler nasıl uyarılıyor

Bulut tabanlı sistemle tehlikeli sürüş koşulları hakkında sürücüler nasıl uyarılıyor

Trafik akışını geliştirmek ve tıkanıklıkları önlemeye odaklanmış diğer arabadan arabaya bilgi paylaşımı sistemlerinden farklı olarak Volvo’nun bu projesi, bulut tabanlı bir ağ üzerinden yol sürtünmesiyle ilgili yol durumu (örneğin buzlu bölgeler) bilgisine dayanıyor. Bunu, bulunduğunuz bölgeye odaklanan ve yalnızca size yardımı hedeflemiş olan bir seri kısa yol durumu raporu olarak da düşünebilirsiniz. Kaygan yol uyarısı bilgisi yol boyunca mevcut ölçüm istasyonlarının bir tamamlayıcısı olarak yol yöneticilerine buzlu bölgeler hakkında bilgi gönderiyor.

Sistemin gerçek kış trafiği koşullarında nasıl çalışacağını daha kapsamlı bir şekilde göstermek için Volvo, 50 araçlık test amaçlı filosunu Göteborg ve Oslo şehirlerini kapsayacak şekilde 1.000 araca kadar büyüttü. Bu testlerin devamında firma, teknolojiyi birkaç yıl içerisinde müşterilerinin kullanımına sunmayı düşünüyor. Proje lideri Erik Israelsson, yol hakkında ne kadar çok bilgi paylaşılırsa, yoldan kaynaklı o kadar az sürprizle karşılaşılacak diyor ve daha güvenli trafik, daha rahat bir sürüş ve geliştirilmiş trafik akışı da dâhil olmak üzere, bu alanda önemli bir potansiyel olduğunu ekliyor.

Tehlikeli ışık ve kaygan yol uyarıları Volvo’nun bulutunda güvenlikle ilgili ilk özelliklerden. Elbette ki Volvo’nun buzlu yol bilgisi gönderimi yapmaktan daha büyük planları var. Cep telefonu şebekesi üzerinden yüksek seviyede iletişim genişlemesi, müşterilerine tamamen bağlı sürüş deneyimi sunmak isteyen Volvo’nun amacının bir parçası.