Farklı maaş alan üç kardeş*

Elemanın iş çıkarması, zeki veya aptal olmasından daha önemlidir

Adamın üç oğlu aynı şirkette çalışıyorlar. Birer yaş araları var, hepsinin tahsilleri aynı. Ancak biri diyelim 100, öbürü 200, sonuncusu 300 lira maaş alıyor. Babaları merak ediyor, patrona gidip nedenini soruyor.

Patron “bakın izah edeyim” diyor, telefonla 100 lira alanı çağırtıyor ve “Limana bir gemi gelmiş tahkik et bakalım” diyor. Bir saat sonra oğlan geri geliyor. “Gemi Panama bandralı, deri ve kereste taşıyor” diyor.

Patron 200 lira maaş alanı çağırıp aynı talimatı veriyor. O da bir saat sonra dönüyor. “Gemi Panama bandralı, deri, pamuk ve kereste taşıyor. Yün yaramaz ama deriyi 3 liradan, keresteyi 2 liradan veriyorlar, alırsak birer lira kârla satarız” diyor.

Üçüncü ve pahalı memur aynı talimatla gittiği limandan dönünce, “Deri ve kereste taşıyordu, deriyi 2 liradan keresteyi 3 liradan aldım, sırasıyla 3 ve 5 liraya sattım, şu kadar kazandık” diyor.

Patron babaya dönerek “işte bunun için maaşları farklı” diyor.

 

* Kaynak: Yöneterek Yönetilerek Yaşamak – Osman Ata Ataç

Siz topal tilkiyi mi, yiğit aslanı mı oynuyorsunuz?

Adam, ormanda dolaşırken, çalıların arasında bir tilki görmüş. Ama bu tilkinin dört ayağı da sakatmış. Adam, bu tilki böyle nasıl yaşıyor, merak etmiş. İzlemeye başlamış. Birden çalıların arasından ağzında bir tavukla bir aslan çıkmış gelmiş. Aslan tavuğun yarısını tilkiye vermiş, diğer yarısını kendi yemiş ve çekip gitmiş.

Adam bu mucize karşısında donmuş kalmış. “Allah’ım” demiş, “Sen kullarını nasıl koruyup kolluyorsun. Ben de sana teslim oluyor ve kendimi sana bırakıyorum.” Ve gitmiş bir ağacın altına oturmuş, beklemeye başlamış. Bir gün geçmiş, iki gün geçmiş hiçbir şey olmamış. Adam açlıktan ölecek. Ellerini açmış, göğe seslenmiş “Allah’ım beni görmüyor musun?” Gökten bir ses gelmiş: “Görüyorum da şaşırıyorum, neden sakat tilkiyi taklit ettin de, o yiğit aslanı taklit etmedin?”

Sık sık kendinize bakın. Kimi oynuyorsunuz, tilkiyi mi, aslanı mı? Ne zaman birilerinden bir şeyler bekliyorsanız bilin ki siz topal tilkisiniz. Bırakın bu rolü, siz yiğit aslan olun.

Söylemek ve anlamak

 

Önce bir hikaye;

Kralın biri gördüğü rüyayı yorumlaması için rüya yorumcusuna rüyasını anlatmış. Yorumcu şöyle bir yorum yapmış:
– Kralım, sizin bütün sevdikleriniz en yakın zamanda ölecekler.

Kral inanılmaz sinirlenmiş ve bağırmaya başlamış:
– Atın bu adamı dışarı! Bana başka bir rüya yorumcusu bulun.

Ülkeyi aramışlar taramışlar başka bir rüya yorumcusunu bulmuşlar. Yorumcuyu kralın huzuruna çıkartmışlar. Kral rüyasını anlatmış. Rüya yorumcusu kralın rüyasını şöyle yorumlamış:
– Kralım, sizin rüyanızın yorumu şöyledir: Siz çevrenizdeki bütün insanlardan daha uzun ömürlü olacaksınız.

Kral buna çok sevinmiş. Ona bir kese altın vermiş ve uğurlamış.

Sylviane Herpin’in bir sözü var:

  • Düşündüğün,
  • Söylemek istediğin,
  • Söylediğini sandığın,
  • Söylediğin,
  • Karşındakinin duymak istediği,
  • Duyduğu,
  • Anlamak istediği,
  • Anladığını sandığı,
  • Anladığı
    arasında farklar vardır.

Satış yapmak ve yeni müşteri bulmak

Satış yapmak ve yeni müşteri bulmak maharet isteyen bir iş. Konuyla ilgili bir fıkra da tam olarak bunu anlatıyor:

Yetenekli bir köy çocuğu şehrin en büyük alışveriş merkezine iş için başvurur. Bu alışveriş merkezinde akla gelebilecek satışı yapılan her şey satılmaktadır.

Patron sorar:
– Daha önce hiç satış yaptın mı?
– Evet. Köyümde bu işi yaptım.

Patronun gözü çocuğu tutar:
– İyi, yarın başlıyorsun.

Ertesi gün akşam olur ve patron çocuğu karşısına alır:
– Evet, bugün kaç satış yaptın?
– Bir!
– Ne? Bir mi? Ötekiler 20-30 satış yaptılar, Nasıl bir? Kaç dolar tuttu peki?
– 364.234 Dolar.

Patron şaşırır ve sorar:
– Nasıl becerdin bunu?
– Adama başta küçük boy bir olta, sonra orta boy ve sonra da büyük boy bir olta sattım. Adama nerede balık tutacağını sordum. “Kıyıda” deyince bir tekneye gereksinimi olduğunu söyledim. Tekne bölümüne indik ve bir tekne sattım. Vosvosuyla bunu çekemeyeceğini söyleyince bir de cip sattım.

Patron kendinden geçer.
– Ne diyorsun, tüm bunları bir küçük olta almaya gelen adama mı sattın?

Çocuk yanıt verir:
– Hayır. Aslında karısı için hijyenik ped istemişti. Ben de ona şöyle dedim:
– Hafta sonun mahvolmuş, sen en iyisi balığa git…

Kapıdan içeri girmek

ABD’nin Virginia eyaletinde bir seyahat acentesi sahibi, çok büyük bir kuruluşun yürütme kurulu başkanıyla görüşmek istiyordu. Amacı, kuruluşun seyahat konusundaki ihtiyaçlarını öğrenmekti.

Pek çok kez telefon etti; ama hiçbirine yanıt alamadı. Acente sahibinin aklına yaratıcı bir fikir geldi. En yakın mağazadan bir çift siyah ayakkabı aldı. Bunlardan birini bizzat parlattı; ayakkabıyı civardaki bir mağazaya götürüp hediye ambalajı yaptırdı. Daha sonra, paketin kuryeyle müşteri adayına ulaştırılmasını sağladı.

Yönetici, paketi açtığında bir adet ayakkabı buldu. İçinde, acente sahibinin kaleme aldığı kısaca şöyle bir not vardı:

“Kapıdan içeri adım atmaya çalışıyorum…”

Sonuçta acente sahibi toplantı yapmayı ve yepyeni bir müşteri kazanmayı başarmış.