Nehirden geçen rahipler

İki rahip bir nehir kenarında karşıya geçecekleri noktaya tam varmışlardı ki orada yarı çıplak bir kadın görürler. Rahipler kadının yanına yaklaştıklarında gözlerini kadından kaçırmaya çalışırken kadın rahiplerden yardım ister:

– “Yüzme bilmiyorum beni karşıya geçirebilir misiniz? Okumaya devam et

Yanlış anlama konusunda 9 olasılık

Biz insanlar için “iletişim” önemli konuların başında geliyor. Bire bir ilişkilerde de insanların bir araya gelerek oluşturdukları topluluklarda da önemini kaybetmiyor. Bu öneme rağmen, karşılıklı ilişkilerde iletişim kaynaklı birçok problem ortaya çıkabiliyor.

“Yanlış anlamalar” konusunda Sylvine Herpin’in  sevdiğim güzel bir sözünü hatırlayalım:

“Düşündüğünüz,

söylemek istediğiniz,

söylediğinizi zannettiğiniz,

söylediğiniz,

karşınızdakinin duymak istediği,

duyduğu,

anlamak istediği,

anladığını sandığı,

anladığı arasında farklar vardır.

Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için en az 9 olasılık vardır.”

Siz hangisini tercih ederdiniz?

Bir soru:

İçi tamamen su ile doldurulmuş bir küveti boşaltmak için elinize 3 malzeme verdiler. Bu malzemeler bir kova, bir maşrapa ve bir fincan. Sonra size “Elinizdekiler bunlar, küveti boşaltmak için hangisini tercih edersiniz” diye sordular.

Ne yapardınız?

Herhalde verilenler arasında en büyük olan “kova” olduğu için kovayı seçmek daha mantıklı gibi geliyor. Ama bir yandan da düşünüyorsunuz, bu nasıl bir soru, bunda bir tuhaflık var, acaba kova doğru seçenek olmayabilir mi?

Aşağıdaki anekdotu bir okuyalım:

Akıl hastanesinde çalışan bir doktoru çoktandır görüşmediği bir arkadaşı ziyarete gelmiş. Laf lafı açarken doktorun arkadaşı bir şeyi merak etmiş ve doktor olan arkadaşına, “Bir kişinin akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl anlıyorsunuz?” diye sormuş.

Doktor da “Bunu anlamak için bir küveti suyla dolduruyoruz ve hastanın önüne 3 şey koyuyoruz. Bunlar bir kova, bir maşrapa ve bir fincan. Sonra ona küveti nasıl boşaltmayı tercih edeceğini soruyoruz” demiş.

Arkadaşı “Anladım, normal bir insan kovayı tercih eder, çünkü kova maşrapa ve fincandan çok daha büyüktür” demiş.

Doktor olan ziyarete gelen arkadaşına “Hayır, yanıldın” demiş. “Normal bir insan küvetin tıpasını çekmeyi tercih eder

Hayat da bazen bizlere bazı seçenekler sunar ve biz, kendimizce haklı sebeplerle bunların arasından birisini seçmeye meyilliyizdir. Aslında gerçekte, sadece bize sunulan çözümleri seçmek zorunda değiliz. Aksine bizim için en uygun olan çözümü arayıp bulmaya çalışmalıyız, belki de o çözüm, bize hazır sunulanlardan birisi olmayabilir.

Özellikle eğitim sisteminde, onca doğru seçenek veya onca yanlış seçenek varken çoktan seçmeli sorularla çocukları sadece 4-5 seçenek arasında ezbere çözümlere alıştırdıktan sonra, gerçek hayatta; uyum problemleri, yorum yapamama, analitik düşünememe, yanlış algılama problemleri baş gösteriyor…

Suçlular neyi hedefliyorlar

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Texas Christian Üniversitesi’nden Ronald Burns, Patrick Kinkade ve Michael Bachmann’ın yaptığı bir araştırmaya göre; oto yıkamacılarda çalışan ve otomobillerin içlerini temizleyen görevliler, yıkadıkları arabaların %30’unda ortalıkta buldukları bozuk paraları ceplerine indiriyormuş.

Bunu belirttikten sonra gelelim başlıktaki “suçluların neyi hedef aldıkları” konusuna. Suçlular, sapkın olarak gördükleri kişileri daha çok hedef alıyorlarmış. Potansiyel suçlu adayları, karşılarındaki kişileri toplumsal bakımdan ne kadar “sapkın” görürse, bu kişilerin suçlu adaylarının küçük suçlarına hedef olma olasılığı o kadar artıyormuş.

Nasıl mı?

Araştırmaya göre, otomobili temizleyen görevliler eğer temizledikleri arabalarda açık saçık dergiler ve bira şişeleri bulurlarsa, ortalıkta buldukları bozuk paraları ceplerine indirme oranı iki katına çıkıyormuş.

 

*Kaynak: “Kenyalılar otobüs şoförüne neden bağırır? – Harward Business Review”

Farklı maaş alan üç kardeş*

Elemanın iş çıkarması, zeki veya aptal olmasından daha önemlidir

Adamın üç oğlu aynı şirkette çalışıyorlar. Birer yaş araları var, hepsinin tahsilleri aynı. Ancak biri diyelim 100, öbürü 200, sonuncusu 300 lira maaş alıyor. Babaları merak ediyor, patrona gidip nedenini soruyor.

Patron “bakın izah edeyim” diyor, telefonla 100 lira alanı çağırtıyor ve “Limana bir gemi gelmiş tahkik et bakalım” diyor. Bir saat sonra oğlan geri geliyor. “Gemi Panama bandralı, deri ve kereste taşıyor” diyor.

Patron 200 lira maaş alanı çağırıp aynı talimatı veriyor. O da bir saat sonra dönüyor. “Gemi Panama bandralı, deri, pamuk ve kereste taşıyor. Yün yaramaz ama deriyi 3 liradan, keresteyi 2 liradan veriyorlar, alırsak birer lira kârla satarız” diyor.

Üçüncü ve pahalı memur aynı talimatla gittiği limandan dönünce, “Deri ve kereste taşıyordu, deriyi 2 liradan keresteyi 3 liradan aldım, sırasıyla 3 ve 5 liraya sattım, şu kadar kazandık” diyor.

Patron babaya dönerek “işte bunun için maaşları farklı” diyor.

 

* Kaynak: Yöneterek Yönetilerek Yaşamak – Osman Ata Ataç