Kapılar akıllanıyor

ZilGünümüzde hayat, eskiye nazaran giderek artan bir oranda daha da hızlı yaşanıyor. Bunun bir neticesi olarak gün geçmiyor ki hayatımıza yeni ürünler veya var olan ürünlerimize yeni özellikler katılmasın. Bazen hız bizler için bir ihtiyaçken, bazen güvenlik, bazen teknolojik imkânlar, bazen ise tasarım birer ihtiyaç olabiliyor.

Akıllı evlere yönelik her gün yeni ürünler ve uygulamalar piyasaya çıkıyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşam tarzlarına göre evlerde farklı ihtiyaçlara için farklı giriş kapıları kullanılıyor.

Akıllı kapı zili: Doorbot

Doorbot kapı zili, kamera ve diyafon karışımı bir ürün. Toplam 230 gram ağırlığında, sağlam bir gövde ve gümüş rengi bir kaplamaya sahip. Doorbot’u mevcut zil kablosuna bağlayarak kullanabileceğiniz gibi herhangi bir yere monte edip yılda bir kere USB bağlantısı aracılığıyla şarj etmeniz de mümkün.

DoorbotDoorbot’u evin Wi-Fi ağına veya 3G/4G cep telefonu şebekesine bağlamak ve kullanım için Android veya iOS uygulamasını indirmek yeterli. Uygulama iOS 6.1 ve Android 2.3 üstü cihazlarda çalışıyor. Doorbot’un mobil uygulaması ile evde veya uzakta olduğunuz fark etmeden kapı ziline kimin bastığını görebiliyor, canlı olarak video görüntüsünü izleyebiliyor veya çift yönlü sesli görüşme yapabiliyorsunuz.

Fakat Doorbot’ta karşılıklı görüntü aktarımı imkânı sunmaması, size gelen görüntünün kalitesinin düşük olması ve sesli iletişim için diyafonlarda olduğu gibi konuşmak için butona basılmak zorunda kalınması gibi bazı problemler var. Her şeye rağmen ürün piyasada ve Amazon.com’da  199 dolar gibi bir fiyata satılıyor.

Yeni bir alternatif: SmartBell

Japon teknoloji devi Sharp, karşılıklı konuşma imkânı sağlayan akıllı bir kapı zili üretmeyi planlıyor. Sharp’ın bunun için açtığı yarışmayı kazanan İngiliz öğrenci Daniel McGrane’in SmartBell isimli zili, Doorbot’tan farklı olarak bir ekrana ve bir video kameraya sahip.

Siz evde yokken birisi zilinizi çaldığında, önceden kaydedilmiş bir video aracılığıyla SmartBell’in ziyaretçiyi karşılayarak bir mesaj vermesini veya teslimat ile ilgili bir talimat vermesini sağlayabiliyorsunuz. Kapı ziliniz çaldığında sizin binlerce kilometre uzakta veya üst kattaki banyoda olmanızın bir önemi olmadan, SmartBell sizin akıllı telefon veya tabletinize bağlantı kurabiliyor ve zili çalan kişi ile karşılıklı görüntülü bir sohbet başlatabiliyorsunuz.

Henüz piyasaya çıkmamış olan bu basit kapı zili, Doorbot’tan daha çok özelliğe sahip. SmartBell, günlük hayatta kablosuz iletişimle veya cep telefonu şebekesi üzerinden internete, cep telefonumuza veya bunların her birine bağlantı kuran nesnelerin interneti olarak da adlandırılan yeni yapının bir üyesi olarak hayatımızın bir parçası olacağa benziyor.

Uçak teknolojisindeki ekran şimdi arabalarımızda

Navdy5Araba kullanırken cep telefonu kullanmak, gelen çağrıya cevap vermek zorunda olmak gibi sebeplerle tüm dikkatin yola verilmesi mümkün olmuyor ve bu durum bazen kazalara neden oluyor. Navdy, sürücülere ihtiyaç duydukları bilgiyi ihtiyaç duydukları zaman vermek ve onların dikkatlerinin dağılmasını en aza indirmek için tasarlanmış görev odaklı olarak tasarlanmış bir cihaz.

San Francisco merkezli bir girişimin ürünü olan ve 130 (w) x140 (d) x 95 (h) mm ebatlara sahip Navdy’nin 5,1 inç (13 santimetre) şeffaf göz hizası yardımcı ekran (HUD: head-up display), bilgileri sahibi olduğunuz aracınızın içerisinde sanki sizin 6 feet (183 santimetre) önünüzdeymiş gibi yüksek kalitede yansıtıyor.

Navdy ile artık düğmeler, dokunmatik ekranlar gibi kontrollere erişmek için sürücünün başını aşağıya doğru eğerek telefonunun ekranına bakmasına gerek kalmıyor. Sahip olduğu kızıl ötesi kamera aracılığıyla Navdy, doğal el ve kol hareketleri ile temassız bir şekilde kullanılabiliyor. Örneğin gelen bir çağrıyı sürücü elini sola doğru kaydırarak cevaplayabiliyor, zamansız bir uyarıyı elini sağa doğru kaydırarak kolayca reddedebiliyor.

İvmeölçer, e-pusula, ortam ışığı sensörü gibi özelliklere de sahip olan Navdy, iPhone veya Android telefonlara nazaran 40 kat fazla parlaklığıyla güneş altındaki sürüşlerde bile gayet iyi bir görüntü sağlıyor. Navdy’nin ses tanıma özelliği sayesinde Google Now veya Siri’de olduğu gibi sesli komutlar vererek yazı yazmak, tweet atmak veya telefon araması yapmak mümkün. Navdy’nin WiFi (802.11 b/g/n), Bluetooth 4.0/LE bağlantılarının yanı sıra Bluetooth veya 3.5mm minijack aracılığıyla ses çıkışı ve mini USB bağlantısı var.

Navdy hem iPhone hem de Android telefonlarla kullanılabiliyor ve sürücü telefonundaki diğer uygulamalara kolaylıkla erişebiliyor. Telefon ekranında gözüken herhangi bir uyarı (metin, sosyal medya, vs) Navdy’de gösterilebiliyor, yüksek sesle okunabiliyor veya bu özellikler tamamen devre dışı bırakılabiliyor. Kullanıcıya ise sadece neyin gözükmesini istediğine karar vermesi kalıyor. Aynı zamanda Navdy’de gençlerin güvenliği için ebeveyn kontrolleri de yer alıyor.

Navdy opsiyonel 12 volt güç adaptörü ile aracın bilgisayarına bağlanarak; aracın performansı, yakıt ekonomisi, lastik basıncı, motor devri veya araç yazılımının sunduğu tüm diğer veriler de yansıtılabiliyor. Navdy Google Maps ile uyumlu çalışıyor ve diğer navigasyonlar ile de yakında çalışacağı söyleniyor. Normalde cep telefona bir arama geldiğinde navigasyon görünmez olur ve ekranda çağrı bilgileri gösterilir. Navdy’de ise ikisini de aynı ekranda görmek mümkün. Navy aynı zamanda herhangi bir müzik uygulamasıyla da çalışıyor.

Savaş uçaklarında görmeye alışık olduğumuz teknoloji Navdy ile günlük hayatımıza giriş yapıyor. Teknolojinin yakın zamanda popüler olacağını ve önümüzdeki dönemde belki de araç donanımında bir standart olarak sunulacağını söylemek mümkün. Merak edenler için şu anda 299 dolara ön siparişi alınan ürünün 2015 yılının başlarında piyasaya çıkması bekleniyor. 10 dolarlık gönderim ücretiyle ABD dışına da ürün gönderiliyor. Ancak şu an sadece İngilizce olarak kullanmak mümkün.

Ürün videosu: http://youtu.be/pKL4PJICS40

Tribünlerde fanların yerlerini robotlar alıyor

Robot seyirciler takım fanlarının yerini alıyor

Robot seyirciler takım fanlarının yerini alıyor

Güney Koreli Hanwah Eagles beyzbol takımı, stadyuma gelemeyen fanlarının yerine “tribünden tezahürat yapmak için tasarlanmış” dünyanın ilk robotlarını (fanbot) üç sıra halinde tribünlerine yerleştirdi. Bu çıkış ile beraber Hanwah Eagles takımı, kendi maçlarında atmosferin geliştirilmesiyle oluşacak ilave cesaretlendirmenin takıma daha büyük başarılar için ilham vereceğini umuyor. Çünkü takım son beş sezonun dördünü lig sonuncusu olarak tamamlamış, aksi halde maçlarda tribünlerin boş kalması işten bile değilmiş.

Günümüz teknolojik ortamında stadyuma gelemeyen seyircilerin oyunu internetten veya cep telefonlarından izleme imkânları mevcut. Karşılaşmanın önemli anlarında fanbotlar taraftarlar adına tezahürat yapabiliyorlar. Böylece taraftarlar ve fanbotlar zaferlerini birlikte kutlayabiliyorlar.

Fanbotlara birer takım forması giydirilmiş ve her birinde yüz yerine oyunu izleyen taraftarın resmini gösterme olanağı sunan birer LED ekran var. Fanbotlar takımın fanları tarafından bilgisayar veya telefon aracılığıyla gönderilen mesajları ekranlarında gösterebiliyor, hatta iletilen mesajların LED panellerde kaydırılarak gösterilmesi için uyum içerisinde çalışabiliyorlar. Takım destekçilerinin yazacakları mesajları kişiselleştirmek adına özelleştirilmiş profiller kurmaları da mümkün. Oyunlar sırasında robot seyirciler aracılığıyla şimdiye kadar yaklaşık 90 bin mesaj gönderilmiş durumda. Üstelik fanbotlar tıpkı gerçek insanların yaptığı gibi yavaş dalga hareketi için programlanabiliyor.

Twitter’in son dünya kupasında bizlere gösterdiği gibi, fanlar sosyal medya üzerinde yer almak ve çevrimiçi olarak coşkularını paylaşmak istiyorlar. Fanbotlar bu konuda yeni bir dönemi başlatmış durumda. Önümüzdeki süreçte bu konuda akla gelmeyen daha çok yenilikler görüleceğe benziyor.

Video URL: https://www.youtube.com/watch?v=BBiRLYu8Wjo

Bagajsız seyahat imkânı sunan hizmet

Packnada gardıropSık seyahat edenler için her seyahat öncesinde bavul hazırlamak, bavul ağırlığının havayolu ağırlık limitleri altında kalması için uğraşmak, havaalanına gidildiğinde bavulu teslim etmek için uzun check-in kuyrukları beklemek veya havaalanı çıkışında bagaj bandı önünde bavulun gelmesini beklemek gibi işler fazlasıyla stresli ve zaman kaybedici oluyor.

Singapur merkezli Packnada, sık seyahat edenler için sunduğu gardırop depolama hizmeti ile iş seyahati veya aile ziyareti amaçlı aynı şehre sık seyahat eden müşterilerine, kaldıkları otele eşya hizmeti sağlayarak, sadece pasaportları ile uçma kolaylığı sunuyor.

Hizmeti alan müşteriler, seyahatleri sonrasında 20 adete kadar kişisel eşyalarını, bavullarına toplayıp yanlarında taşımak yerine kaldıkları otelde bırakıyor. Sonrasında ürünler otelden alınıyor, yıkanıyor, ütüleniyor ve tekrar kullanım için müşterinin gelecekteki ziyaretlerine kadar depolanıyor. Kullanıcıların hizmeti almaları için bir sonraki ziyaretlerinin ne zaman ve nerede olduğunu online olarak veya cep uygulaması aracılığıyla Packnada’ya bildirmeleri yeterli. Müşteri otele geldiğinde check-in sırasında eşyaları otel görevlileri tarafından teslim ediliyor.

Günümüzde bazı havayollarının (Samoa Air örneği) hem yolcunun kendi ağırlığına hem de bavulunun ağırlığına ücret aldığını ve normal havayollarında belirli bir ağırlık üzerindeki bagajlardan ekstra ücretler alındığını düşünürsek, bu hizmet kullanıcılarını ekstra ağırlık derdinden de kurtarıyor.

Hizmet sadece giyeceklerle sınırlı değil. Kendi şampuanınızı, sabununuzu, tıraş kreminizi, şarj aletinizi veya ayakkabınızı da servise bırakabiliyorsunuz. Üstelik Packnada için ne sıklıkta seyahat ettiğiniz de önemli değil.

Packnada şu anda sadece Singapur’u ziyaret edenler için geçerli bir hizmet ve seyahat başına 99 dolardan başlayan ücreti var, üstelik ilk iki kullanım ücretsiz. Hizmetin kısa süre içerisinde farklı ülkelerde de verilmesi için çalışılıyor.

Bavul hazırlama, havaalanına giriş ve çıkışta bavul için bekleme gibi işlerde zaman kazandıran ve giysilerin temizlenip depolanması ile birlikte kullanıcısına zaman ve para kazandıran bu inovatif hizmetin en kısa sürede ülkemizde de olmasını arzu ederiz.

Oksijen üreten yapay yaprak

Yapay İpek Yaprak

Yapay İpek Yaprak

İnsanoğlunun uzay araştırmalarının önündeki en büyük engellerden birisi de evrenin keşfedilmiş köşelerindeki oksijen yokluğu. Uzun uzay seyahatlerine yetecek oksijen problemi ve seyahat edilen noktalardaki oksijen yokluğu uzayı keşfetmenin önünde engel teşkil ediyor.

Dünya’da başta ağaçlar olmak üzere tüm yeşil bitkiler nefes almamız için bizlere gerekli olan oksijeni sağlıyor. İnsanoğlu uzaya giderken bu yeşil bitkileri de yanında götürmek istese; toprak, su, güneş ve yer çekimi olmadan bunu gerçekleştirmek mümkün olur muydu? Bitkiler sıfır yer çekimli ortamda bizim onlara olan ihtiyacımıza uygun şekilde gelişebilirler mi? Henüz tam anlamıyla bilemiyoruz.

Julian Melchiorri, karbondioksit, su ve ışığı alarak oksijen veren, biyolojik olarak faaliyet gösteren ilk insan yapımı ipek yaprağı üretti. Bu yaprak ipeğin içerisindeki proteinleri parçalayarak ve bitki maddeden kullanılabilir durumdaki kloroplastı kullanarak nefes almamız için gerekli olan maddeyi üretiyor.

İpek yaprak, bir kloroplast solüsyonu ile kaplı, çok ince bir ipek proteini zarı şeklinde; çok ince, düz, yosun görünümlü hafif, esnek ve büyütülebilir bir malzemeden yapılmış. Melchiorri’ye göre bu madde, yaşayan ve tıpkı bir yaprağın yaptığı gibi nefes alan, Dünya’nın ilk fotosentez yapan malzemesi. Melchiorri bu malzemenin kapalı sistemlerde, örneğin uzay gemilerinde ve uzay istasyonlarında kullanılabileceğini belirtiyor. Ona göre bu malzemenin şehrin havasını temizlemek için binaların dış cephelerinde de kullanılabilir.

Yaşadığımız gezegenin havasını giderek kirletiyoruz ve atmosfer giderek ısınıyor. Melchiorri’nin geliştirdiği bu yenilikçi ipek yaprak, yapılacak çalışmalarla önümüzdeki dönemde oksijen problemini düşünmeden uzay yolculukları yapmayı ve şehirlerin havalarının daha kaliteli olmasını mümkün kılacağa benziyor.