Dövmeler dijitalleşiyor

Dijital_dovmeGiyilebilir teknoloji konusu son yılların en popüler konuları arasında yer alıyor. Birçok firma bu konuda hayatı kolaylaştırıcı fonksiyonlara sahip popüler ürünler tasarlama ve piyasaya sürme yarışı içerisinde. Vivalnk adlı bir firma bunlardan birisi olarak, Motorola firmasının Moto X cep telefonları ile uyumlu, geçici bir süre kullanıma sahip ve vücuda yapıştırılabilir bir dijital dövme geliştirdi.

Dijital dövmenin amacı basit, cep telefonunun kilidini açmak. Bilindiği üzere insanlar cep telefonlarını kullanırken ekran kilidi koymayı tercih ediyorlar. Ekranı açmak için ise uygun şifreyi (PIN) girmek gerekiyor. Ancak şifrenin bir başkası tarafından görülmesi ihtimali de olası. Şifre haricinde parmak izi okuyucu ve göz tarama gibi çözümler de mevcut. Dijital dövmenin farkı ise pratik bir biçimde ekran kilidini daha hızlı açmayı mümkün kılması. Hızlı olmak, anlık olayları yakalamak isteyenlerin çok işine yarayacağa benziyor.

Dijital dövme NFC olarak tabir edilen temassız iletişim standardını kullanıyor. NFC standardı cep telefonundan temassız ödeme işlemlerinde de kullanılıyor. Dövmede hassas ciltlerde problem yaratmayan, 3M tarafından geliştirilmiş medikal yapıştırıcı kullanılıyor.

Dijital dövme 24,13 mm çapında, 160 mikrometre kalınlığında yuvarlak bir tasarıma sahip. Yakında farklı tasarımlarını da görmek mümkün olacak. Dövme cilde yapıştırıldıktan sonra yaklaşık beş gün içerisinde duş alma, yüzme ve egzersiz gibi faaliyetlerden etkilenmiyor. Ayrıca dilediğiniz zaman dövmeyi cildinizden çıkarmanız mümkün.
Aynı telefona beş dijital dövme tanımlanabildiği gibi bir dijital dövme farklı akıllı telefonlar için de kullanılabiliyor. Teknoloji şu anda sadece Motorola Moto X kullanıcıları için geçerli, ancak firma teknolojinin yakın gelecekte NFC desteği sunan diğer Android tabanlı telefonlarda da kullanılabilmesi için geliştirme yaptığını söylüyor.

Merak edenler için ürünün fiyatı 10’lu paket halinde 9,99 dolar. PayPal ile ödeme yapmak mümkün. Ürünün videosunu www.youtube.com/watch?v=BcmMG5BsmA8 adresinden izleyebilirsiniz.

Dünyada yenilikçi firmalar*

ust_resim

İnovasyon son yıllarda süregeldiği gibi hakkında en çok konuşulan güncel konulardan biri olmaya devam ediyor. Değişen dünya ekonomisi ve kriz ortamlarında inovasyon, hem yenilikçi firmalar hem de onlara ev sahipliği yapan ülkeler için ekonomik büyüme ve başarı açısından büyük önem arz ediyor. Steve Jobs’un da dediği gibi inovasyon, lider ile takipçiyi birbirinden ayırıyor.

Avrupa Birliği son yıllarda bir inovasyon birliği haline dönüşmeyi ve rekabetçilikte ABD ve Japonya’yı yakalamayı hedeflemiş durumda. Bu amaçla Avrupa Birliği’ne üye ve aday olan ülkelerin yenilikçilik performanslarını ölçmek amacıyla, “AB İnovasyon Göstergeleri – 2011” raporu yayınlandı.

Rapora göre Türkiye, yenilikçilik konusunda ortalamanın altında bir performans gösteriyor. Türkiye araştırma altyapısı, finansman ve destek kaynakları alanlarında güçlü bir konumdayken, özellikle insan kaynakları, özel sektör yatırımları ve entelektüel sermaye konularında geri kalıyor. Raporda yer alan Türkiye verilerine bakıldığında birçok veride de AB ortalamasının üzerinde performans artışı sağlanılmış gözüküyor. En dikkat çekici durum ise endüstriyel tasarım haklarındaki güçlü düşüş. Raporun tamamına http://goo.gl/1aQ3l adresinden ulaşmak mümkün.

İnovasyon konusunda patent miktarları bir gösterge özelliği taşıyor. Amerika Birleşik Devletleri menşeli bir araştırma firması olan “Thomson Reuters”, inovasyonun en önemli göstergelerinden olan patent sayıları ve bilimsel çalışmaları esas alarak dünyanın en yenilikçi yüz firmasını içeren bir çalışma yayınladı. Söz konusun çalışmaya ve listede yer alan firmaların isimlerine http://top100innovators.com adresinden ulaşmak mümkün.

Çalışmaya göre, 2011 yılında listede on ülkeden yüz firma yer aldı. Listede en çok firması yer alan ülkeler sırasıyla 40 adetle Amerika Birleşik Devletleri, 27 adetle Japonya, 11 adetle Fransa ve 6 adetle İsveç oldu.

Grafik1

Çalışmadaki listede yer alan firmalar on altı ayrı sektörde faaliyet gösteriyor. Listede yoğun biçimde yer alan sektörler ise sırasıyla 14 adetle “yarı iletken ve elektronik bileşenlerin üretimi”, 13 adetle “kimyasal üretimi”, 11 adetle “bilgisayar donanımı üretimi”, 9 adetle “tüketici ürünleri üretimi” ve 8 adetle “makine üretimi” sektörleri oldu.

Grafik2

Rapora göre yarı iletken ve elektronik bileşenler üretimi ile kimyasal üretiminde Amerika Birleşik Devletleri; bilgisayar donanımı ve otomobil üretiminde Japonya; makine üretiminde ise Avrupa firmaları dünyada lider konumda. Makine üretimi konusunda listeye girmiş olan yenilikçi Avrupa firmalarının yarısından fazlası İsveç’ten. Fransa ise bilimsel araştırmalar konusunda lider ülke olarak ön plana çıkıyor. Avrupa bölgesinden listeye en çok Fransız firmalar girmiş durumda.

Patentlerde durum

Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir patent hizmetleri firması olan IFI Claims’in “Birleşik Devletler Patent ve Marka Ofisi” verilerini kullanarak oluşturduğu raporda, 2011 yılında en çok US patent sahibi olan elli firma yer alıyor. Sözü geçen elli firmanın yer aldığı listeye http://ificlaims.com/index.php?page=misc_Top_50_2011 adresinden ulaşmak mümkün.

Rapora göre 2011 yılında Birleşik Devletler Patent ve Marka Ofisi tarafından 2010 yılındaki rekor sayıdan %2’lik bir artışla 224.505 adet patent yayınlandı. İlk elli firmanın toplam patent sayısı ise 62.756 ile toplamın yüzde 28’i. İlk elli firma arasında Japonya 19 firma ile birinci sırada. Onu 17 firma ile ABD, 5 firma ile G. Kore ve 3 firma ile Almanya takip ediyor.

Firmaların sahip oldukları patent sayılarına bakıldığında ise Japon firmaları %39,5 ile birinci sırada. Onları %36,1 ile ABD, %13,4 ile G. Kore ve %3,3 ile Alman firmaları takip ediyor. Listede en çok patent almış ilk on firmanın sekiz tanesi Asya menşeli olan G. Kore, Japon ve Tayvan firmalarından oluşuyor.

Listede ilk beş firmaya baktığımızda ise IBM (ABD) 6.180 patent ile birinci sırada. Onu sırasıyla Samsung (G. Kore) 4.894 patent ile ikinci, Canon (Japon) 2.821 patent ile üçüncü, Panasonic (Japon) 2.559 patent ile dördüncü ve Toshiba (Japon) 2.483 ile beşinci olarak takip ediyor.

Rekabet için

Tasarım, arge ve inovasyon uluslararası rekabette firmalara ve ülkelere güç katma konusunda önemli birer role sahip. Yapılan arge ve inovasyon çalışmalarına ait çıktıların fikri mülkiyet hakları ile desteklenerek korunması bu konuda büyük bir önem arz ediyor. Yeni teknolojiler ve ürünler patent ile korundukça ve uluslararası alanda markalaşma sağlandıkça firmaların ve ülkelerin rekabet etme güçleri daha da artıyor.

Firmalar, bağlı bulundukları birlikler ve kamu kuruluşları tarafından gerekli doğru adımların zamanında atılması, patent, marka ve tasarım gibi konularda devlet desteklerinden de faydalanılması sonucu hem 500 milyar dolarlık ihracat hedefine kolaylıkla ulaşılması hem de yukarıda bahsedilen listelerde ülkemizin ve ülkemiz firmalarının da yer almasının sağlaması hepimizin dileği.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Şubat 2012 sayısı
– 21.02.2012 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Mart 2012 sayısı

Ürün inovasyonu*

inovasyon

İnovasyon, yaratıcı düşüncenin bir ürünü. Günümüzün hızlı değişen rekabet koşullarında firmaların ayakta kalabilmeleri için ürünlerini, hizmetlerini ve üretim süreçlerini sürekli olarak iyileştirmeleri ve yenilemeleri gerekiyor. Bu işlemler inovasyon olarak tanımlanıyor ve kısaca kar getiren, pazarlanabilir yeniliklere inovasyon deniyor.

Mevcut ortamda rekabet o kadar büyük, ürün ve hizmet çeşitliliği o kadar fazla ki neredeyse her ürün/hizmet gittikçe birbirine benziyor. Kalite ve kolay erişim gibi kıstaslar benzer ürünler için birer ayırt edici özellik olmaktan çıkıp birer standart unsur haline geldi. Ürünlerdeki farklılıkların oldukça azaldığı günümüzde, müşteri odaklı inovasyon, firmaların rekabette farklılık göstererek öne geçebileceği bir alan olarak gözüküyor.

McKinsey inovasyon ve ticarileştirme anket sonuçlarına göre üst düzey yöneticilerin %84′ü firmalarının büyüme stratejisinde inovasyonun aşırı derecede önemli olduğunu söylüyor. Hayata geçirilen inovasyonların ise %99’u, bilinenlerin yeni bir alanda kullanılması şeklinde gerçekleşiyor.

Türkiye ve AB’de İnovasyon

Avrupa Birliği, artan küresel rekabet nedeniyle dünya ekonomisindeki mevcut konumunu koruma konusunda endişelenirken Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin gibi ülkeler büyük adımlarla ilerlemeye devam ediyor.

Avrupa Birliği Komisyonu, AB’ye üye ülkeler ile Hırvatistan, İzlanda, Makedonya, Norveç, Sırbistan, İsviçre ve Türkiye’de, inovasyon konusunda yapılan araştırmaları “2010 Avrupa İnovasyon Puan Tablosu” adlı raporda topladı. Bu puan tablosu, ülkelerin inovasyon göstergeleri ve eğilimlerini ortaya koyuyor.

2010 Avrupa İnovasyon Puan Tablosu’na göre; İsveç, Danimarka, Finlandiya ve Almanya gibi üye ülkeler inovasyon konusunda ilk sıralarda yer alırken; Polonya, İtalya, İspanya ve Macaristan gibi üye ülkeler ise çok gerilerde kalmış durumda. Rapora göre Avrupa Birliği’nin on iki rekabet göstergesinden on tanesi ABD’nin gerisinde kalmış durumda.

Raporda Türkiye’nin inovasyon alanındaki performansı ortalamanın altında olarak değerlendiriliyor. Güçlü olduğu alanlar “açık, mükemmel ve çekici araştırma sistemleri” olarak ifade edilirken zayıf olduğu alanların, “şirket yatırımları ve fikri varlıklar” olduğu belirtiliyor.

İnovasyon konusu ekonomik yenilenme için bir hızlandırıcı görevi görebilir, ancak bu kendi kendine gerçekleşmeyecektir. İnovasyonu en geniş anlamıyla tanıtacak, teşvik edecek ve ödüllendirecek bir ortam kamu ve özel sektör tarafından oluşturulmalı.

Bu amaca yönelik olarak; inovasyona dönük süreçleri benimseyerek, sürdürülebilir rekabet avantajına ulaşan başarı örneklerinin ödüllendirilmesi, bu tür yaklaşımların yaygınlaştırılması yoluyla Türk sanayinin inovasyon yetkinliğinin artırılması, bu bağlamda inovasyonun ticari getiri avantajı olarak öne çıkartılması amacıyla, İstanbul Sanayi Odası tarafından her yıl inovasyon ödülleri veriliyor. (www.iso.org.tr/inovasyonodulleri)

Ürün inovasyonu

Ürün inovasyonu, işletmelerin yeni ve değişik bir ürün veya hizmeti geliştirmesi, bunu pazara sunması veya mevcut ürün veya hizmetlerine daha iyi, daha kaliteli, üstün özellikler eklemek için değişiklikler yapması şeklinde tanımlanabilir.

Bir ürün yeniliği, mevcut özellikleri veya öngörülen kullanımlarına göre, yeni ya da önemli derecede iyileştirilmiş bir mal veya hizmetin ortaya konulması şeklinde oluyor. Bu faaliyetler; ürün teknik özelliklerinde, bileşenlerde ve malzemelerde, tamamlayıcı yazılımda, kullanıcı kolaylığında ve diğer işlevsel özelliklerinde yapılan önemli iyileştirmeleri içeriyor.

Ürün inovasyonunda müşteri odaklı olmak oldukça önemli. Müşterilerin dile getirmediği ihtiyaçları analiz ederek ürününe veya hizmetine yansıtan firmalar ve ürünleri öne çıkıyor. Ürünler üzerinde yapılacak küçük ilerlemeler, çok büyük farklar yaratmayı garanti etmese de rekabette bir adım öne geçme konusunda yardımcı oluyor. Bu küçük ilerlemeler satışı daha kolaylaştırırken genellikle iş süreçleri ile ilgili büyük değişiklikler de gerektirmiyor.

Yapılan araştırmalar günümüzde yenilikçi fikirlerin büyük ölçekli firmalar yerine daha küçük ölçekli firmalardan geldiğini ortaya koyuyor. Bu nedenle ülkemizdeki küçük ve orta ölçekli firmaların teknolojiye ve inovasyona adaptasyon konusunda daha fazla önem vermesi gerekiyor.

Örnek ürün inovasyonları

Gozluk2

Japonya’dan Masunaga isimli bir firma, gözlerini kırpmadan uzun süre video oyunları oynayanların ve çok kitap okuyanların karşılaştığı göz kuruluğuna karşı yüksek teknoloji ürünü “Göz Kırpma Gözlüğü” üretti. Firmanın ürettiği gözlüğe yerleştirilen bir algılayıcının beş saniyeden uzun bir süre boyunca kullanıcının göz kırpmadığını belirlemesiyle birlikte gözlük camında buhar oluşuyor. Basit bir göz kırpma ile de camdaki buharı gideriyor. (http://www.youtube.com/watch?v=CCLCQ4x7Ys4)

GoBagger

Bir kum yığınını torbalara doldurmak oldukça zahmetli bir iş sayılır. Bunun için torbanın ağzını açarsınız, bir kürek yardımı ile torbayı doldurmaya başlarsınız. Eğer torbanın ağzını tutan birisi yoksa muhtemelen torba arada bir devrilebilir. Bu arada, torbayı doldururken etrafına saçılan kumları da toplamanız gerekir ve doldurduğunuz her torbada bu işlemler tekrar eder. Kısacası kum torbası doldurmak kolay bir iş değil. Ancak Amerika’dan bir firmanın geliştirmiş olduğu GoBagger isimli ürün sayesinde, bir kum yığını torbalara aktarırken kürek ile yapılan doldurma işlemine göre beş kat daha hızlı ve daha temiz bir şekilde çalışılabiliyor. (www.gobagger.com)

ecofont

Mürekkep ve toner tüketimini en aza indirmek için basit ama çok etkili bir çözüm sunan Ekofont ile yazı karakterinin yapısındaki delikler sayesinde yüzde yirmi beş oranında mürekkep veya toner tasarrufu sağlamak mümkün. Bu yazı tipinde karakterlerin içerisinde, okumayı etkilemeyecek kadar küçük boşluklar bulunuyor ve dokümanlar basıldığında bu boşlukların içini doldurmak için gereken mürekkep ve tonerden tasarruf ediliyor. Bu özelliği Ecofont’a 2010 yılında “Avrupa Çevre Tasarımı Ödülü”nü kazandırmış. (www.ecofont.com)

Çevreci anlayışıyla öne çıkan Papağan Kuruyemiş, dünyada ve Türkiye’de bir ilke imza atarak, ay çekirdeği paketlerine çöp poşeti ekledi. Böylece keyifle tüketilen ancak kabukları nedeniyle çevre kirliğine neden olabilen ay çekirdekleri, artık paketlere eklenen çöp poşetlerine atılıyor. Papağan bu inovasyonuyla “Tüketici Çevre Ödülü”, “TSE 19. Altın Ambalaj Ödülü” ve Tüketici Raporu Koordinasyon Merkezi tarafından “Tüketiciyle Dost Altın Kalite Ödülü”ne de layık görüldü.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Haziran 2011 sayısı
– 23.06.2011 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Temmuz 2011 sayısı

Avrupa’da Bilim, Teknoloji ve İnovasyon*

Avrupa Birliği’nin resmi istatistik kuruluşu Eurostat, “Avrupa’da bilim, teknoloji ve inovasyon” adlı raporunun 2010 yılı sürümünü yayınladı. Avrupa Birliği’ne üye ülkeler, aday ülkeler ve karşılaştırma amaçlı olarak diğer ülkelere ait bilim, teknoloji ve inovasyon alanlarında istatistikî bilgilere yer verilen rapora epp.eurostat.ec.europa.eu internet adresi üzerinden ulaşılabilir.

Adı geçen raporda arge yatırımları, bilgi çalışanlarının durumu, verimlilik ve rekabet edebilirlik şeklinde üç ana bölüm mevcut. Raporda yer alan bilgiler kısaca aşağıda özetlendiği şekilde.

Arge yatırımları

Devlet bütçelerinden argeye ayrılan payın gayri safi yurt içi hâsılaya oranı aşağıdaki grafikte de görüleceği üzere, Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde 2008 yılında %0,72, ABD’de %0,99, Japonya’da ise %0,7 olarak gerçekleşti. Japonya’ya ait 2008 yılı verileri ise raporda yer almıyor.

Grafik1

Karşılaştırma yapılan ülkeler arasında, argeye Avrupa Birliği ortalamasından daha yüksek oranda pay ayıran ülkeler sırasıyla; İspanya (%1,07), Portekiz (%1,02), ABD (%0,99), Finlandiya (%0,97), İzlanda (%0,88), Danimarka (%0,86), İsveç (%0,81), Güney Kore (%0,80), Almanya (%0,79), Fransa (%0,75) ve Norveç (%0,73) olarak gerçekleşti.

Arge harcamalarının gayri safi yurt içi hâsıladaki oranı aşağıdaki grafikte de görüleceği üzere, 2007 yılında Avrupa Birliği üye ülkelerinde %1,85, ABD’de %2,67 ve Çin’de %1,44 olarak gerçekleşti. Aynı oran 2006 yılı verilerine göre Güney Kore’de %3, Japonya’da %3,4 olarak gerçekleşti.

Grafik2

Karşılaştırma yapılan ülkeler arasında, arge harcamalarının gayri safi yurt içi hâsıladaki oranı Avrupa Birliği ortalamasından daha yüksek olan ülkeler sırasıyla; İsveç (%3,6), Finlandiya (%3,47), Japonya (%3,4), Kore (%3), İsviçre (%2,9), İzlanda (%2,75), ABD (%2,67), Avusturya (%2,56), Danimarka (%2,55), Almanya (%2,54), Fransa (%2,08) ve Belçika (%1,87) olarak gerçekleşti. Avrupa Birliği ülkeleri arasında %3’lük hedefi aşan ülkeler sadece İsveç ve Finlandiya oldu.

Bilgi çalışanlarının durumu

Avrupa Birliği’nde arge personelinin toplam istihdamın içindeki oranı 2006 yılı verilerine göre ortalama %1,54 olarak gerçekleşirken, arge personelinin toplam istihdamdaki oranının en yüksek olduğu ülkeler de %3,68 ile İzlanda, %3,27 ile Finlandiya ve %2,71 ile İsveç oldu. Türkiye’de ise bu oran %0,5 olarak gerçekleşti.

Bayanların toplam arge personeli içerisinde oranlarına bakacak olursak, 2006 yılı verilerine göre Avrupa Birliği ortalaması %34,8 ve Türkiye ortalaması %33,7 olarak gerçekleşti. Toplam araştırmacılar arasındaki bayanların oranı ise Avrupa Birliği ortalaması %30,4 ve Türkiye ortalaması da %36,3 olarak gerçekleşti.

Verimlilik ve rekabet edebilirlik

Topluluk inovasyon anketleri Avrupa Birliği üye ülkeleri, aday ülkeler ve Norveç’te iki yılda bir yapılıyor ve 2006 yılında yapılan anketin sonuçlarına göre Avrupa Birliği ülkelerindeki firmaların %38,9’u yenilikçi çıkmış durumda. Yenilikçilikte en yüksek oranlar %62,6 ile Almanya, %52,2 ile Belçika ve %51,4 ile Finlandiya’da gerçekleşti. Türkiye’deki yenilikçi firmaların oranı %31,4 oldu. 2008 yılı anket sonuçları önümüzdeki aylarda açıklanmış olacak.

Avrupa Patent Ofisi’ne en çok patent sunan ülke 2005 yılında, 23.364 adet ile Almanya, 8.191 adet ile Fransa ve 5.258 adet ile İngiltere oldu. Aynı dönemde sunulan patent sayısı ABD’de 34.022 adet, Japonya’da 20.913 adet ve Türkiye’de 163 adet olarak gerçekleşti.

2008 yılı verilerine göre, erken evrede risk sermayesi yatırımları en çok 732,3 milyon Euro ile İngiltere, 464,9 milyon Euro ile Almanya ve 447, 6 milyon Euro ile Fransa’da gerçekleşti. 2006 yılı verilerine göre ise ileri teknoloji ile uğraşan firmalar en çok 31.055 adet ile İtalya, 20.060 adet ile Almanya ve 15.982 adet ile Fransa’da bulunuyor.

Dünya ileri teknoloji ürünleri ihracatında Çin 2007 yılı verilerine göre %22,7 ile önde geliyor ve onu %19,3 ile Avrupa Birliği, %17,3 ile ABD ve %6,7 ile Japonya takip ediyor. İleri teknoloji ürünleri ithalatında da %22,7 ile Avrupa Birliği önde gelirken onu %20,1 ile ABD, %13,2 ile Çin ve %6,6 ile Hong Kong takip ediyor.

İleri teknoloji alanında en çok istihdam yapılan ülkeler 2008 yılı verilerine göre 696 bin kişi ile Almanya, 289 bin kişi ile İtalya ve 282 bin kişi ile Fransa oldu. Türkiye’nin bu konudaki istihdam sayısı ise 59 bin kişi. İleri teknolojide yaratılan istihdamın toplam istihdamda en çok pay aldığı ülkeler de %2,7 ile Malta, %2,5 ile Macaristan ve İrlanda oldu. Türkiye için bu oran %0,3 olarak gerçekleşti.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Ağustos 2010 sayısı
– 24.08.2010 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Eylül 2010 sayısı

İnovasyon üzerine*

kibrit_kutusu

İnovasyon, son yıllarda ismini sıklıkla duyduğumuz popüler hale gelmiş bir kavram. Öyle ki bazı firmalar isimlerinin içine, İngilizce “innovation” sözcüğünün “inno” ya da “innova” şeklindeki parçalarını kullanır hale geldi. Hatta buna bir örnek olarak da içinde bulunduğum Avrupa İşletmeler Ağı’nın İstanbul ve Trakya’yı kapsayan konsorsiyumun ismini verebilirim: “İST-BUSINNOVA”

İnovasyon, “yeni ve değişik bir şey yapmak” anlamındaki Latince “innovare” kökünden türetilmiştir. İnovasyon sözcüğünün karşılığı olarak Türkçemizde “yenilik” ve “yenileşim” sözcükleri de kullanılır. Yenilik denildiğinde ise genellikle insanın aklına sıfırdan yaratılan kendine özgü çıktılar gelir. İnovasyon denilince, bilim ve teknolojiyi kullanırken, çıktıların ekonomi ve topluma yönelik yarar yaratması da özellikle vurgulanıyor.

İnovasyon süreci yaşayan bir döngüdür ve bir inovasyonun sonuçları, inovasyonu yapanlar veya o inovasyonun çıktısının kullanıcıları tarafından farklı şekillere dönüştürülerek bu döngü sürekli hale getirilir. İnovasyon için gerçekleşmiş icatlar ve bunlar için alınmış patentler büyük ipuçları içerir. Bu açıdan bakıldığında, sürekli yeni ürün ve üretim yöntemi geliştirerek rekabet gücünü korumak hedefindeki girişimcilerin, kendi alanlarındaki patentleri izlemeleri ve incelemeleri büyük yarar sağlar.

Buna en güzel örnek dikiş makinesidir. Dikiş makinesini 1846 yılında, Boston’lu bir mucit Elias Howe icat etmiş ve patentini almıştır. Ancak, Howe’un icadını inovasyona dönüştürmeyi beceren Isaac Singer, dünyanın her tarafında dikiş makinesi denince akla gelen marka ve isim olmayı becermiştir. (http://inventors.about.com/od/sstartinventions/a/sewing_machine.htm) Daha sonra çeşitli inovasyonlarla dikiş makineleri evrim yaşamıştır. Elle çevirme yerine pedalla çevirme sistemi, düz dikiş yerine zigzag dikiş yapabilme özellikleri gibi…

Günlük hayatta insanlar çoğu kez farkında bile olmadan yenilikçi faaliyetler gerçekleştirir. Fakat inovasyonu verimli bir süreç olarak yönetebilmek için, kişi veya firma olarak mevcut durumda yapabileceklerimizi belirlememiz, kapasitemizi kavramamız ve sürekli olarak kapasitemizi geliştirmeye çalışmamız gereklidir.

Günümüz dünyasındaki teknolojik değişimler inanılmaz bir hızda gerçekleşmekte ve bunun sonucu olarak da ürünlerin yaşam süreleri giderek kısalmaktayken, mevcut veya taklit teknolojileri kullanarak rekabet edebilmek artık mümkün değildir. Bu nedenle dünyada rekabet edebilmenin en temel gereksinimlerinden birisi olarak inovasyon yapabiliyor olmanın önemi giderek artırmaktadır.

Bunun için öncelikle şirketlerin inovasyon kültürünü, kurum kültürü haline getirebilmeleri gerekmektedir. Bu ise uzun bir süreçtir. Kurum içinde etkili bir inovasyon kültürü oluşması ve yaygınlaşması için, ilk olarak üst düzey yöneticilerin bunu benimsemesi ve teşvik etmesi gereklidir. Şirket çalışanları düşünüldüğünde; çalışanların farklı kültürler farklı inanışları, alışkanlıkları, sosyal ve psikolojik hayatları vardır. Şirket bünyesinde farklı olan herkesin kendini ifade edebilmesini sağlayan bir platform oluşturulmalıdır. Bu platformda her kültüre aynı değeri göstererek, personelin, kendilerini anlatabilme, iletişim kurabilme özgürlüğü sunarak standartları yüksek ortak bir sosyal yaşam alanı oluşturulmalıdır.

İnovasyon yönetimi konusunda herkese ışık tutacak bir eser, İstanbul Sanayi Odası Kalite ve Teknoloji İhtisas Kurulu (İSO-KATEK) tarafından hazırlanmış ve internet sitesi üzerinden de erişilebilir durumdadır. (http://www.iso.org.tr/tr/Documents/Kobi/KolayBilgi/16-Inovasyon_Yonetimi.pdf)

İnovasyon yolculuğunda herkese başarı dileklerimle.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– 18.09.2009 tarihli “Avrupa Yakası” gazetesi
– “Çorlu TSO” gazetesi Eylül 2009 sayısı
– 06.11.2009 tarihli kişisel blogum
– 19.01.2011 tarihli “Trakya Babıali” gazetesi