İnovasyon üzerine*

inovasyon üzerine

İnovasyon, son yıllarda ismini sıklıkla duyduğumuz popüler hale gelmiş bir kavram. Öyle ki bazı firmalar isimlerinin içine, İngilizce “innovation” sözcüğünün “inno” ya da “innova” şeklindeki parçalarını kullanır hale geldi. Hatta buna bir örnek olarak da içinde bulunduğum Avrupa İşletmeler Ağı’nın İstanbul ve Trakya’yı kapsayan konsorsiyumun ismini verebilirim: “İST-BUSINNOVA”

İnovasyon, “yeni ve değişik bir şey yapmak” anlamındaki Latince “innovare” kökünden türetilmiştir. İnovasyon sözcüğünün karşılığı olarak Türkçemizde “yenilik” ve “yenileşim” sözcükleri de kullanılır. Yenilik denildiğinde ise genellikle insanın aklına sıfırdan yaratılan kendine özgü çıktılar gelir. İnovasyon denilince, bilim ve teknolojiyi kullanırken, çıktıların ekonomi ve topluma yönelik yarar yaratması da özellikle vurgulanıyor.

İnovasyon süreci yaşayan bir döngüdür ve bir inovasyonun sonuçları, inovasyonu yapanlar veya o inovasyonun çıktısının kullanıcıları tarafından farklı şekillere dönüştürülerek bu döngü sürekli hale getirilir. İnovasyon için gerçekleşmiş icatlar ve bunlar için alınmış patentler büyük ipuçları içerir. Bu açıdan bakıldığında, sürekli yeni ürün ve üretim yöntemi geliştirerek rekabet gücünü korumak hedefindeki girişimcilerin, kendi alanlarındaki patentleri izlemeleri ve incelemeleri büyük yarar sağlar.

Buna en güzel örnek dikiş makinesidir. Dikiş makinesini 1846 yılında, Boston’lu bir mucit Elias Howe icat etmiş ve patentini almıştır. Ancak, Howe’un icadını inovasyona dönüştürmeyi beceren Isaac Singer, dünyanın her tarafında dikiş makinesi denince akla gelen marka ve isim olmayı becermiştir. (http://inventors.about.com/od/sstartinventions/a/sewing_machine.htm) Daha sonra çeşitli inovasyonlarla dikiş makineleri evrim yaşamıştır. Elle çevirme yerine pedalla çevirme sistemi, düz dikiş yerine zigzag dikiş yapabilme özellikleri gibi…

Günlük hayatta insanlar çoğu kez farkında bile olmadan yenilikçi faaliyetler gerçekleştirir. Fakat inovasyonu verimli bir süreç olarak yönetebilmek için, kişi veya firma olarak mevcut durumda yapabileceklerimizi belirlememiz, kapasitemizi kavramamız ve sürekli olarak kapasitemizi geliştirmeye çalışmamız gereklidir.

Günümüz dünyasındaki teknolojik değişimler inanılmaz bir hızda gerçekleşmekte ve bunun sonucu olarak da ürünlerin yaşam süreleri giderek kısalmaktayken, mevcut veya taklit teknolojileri kullanarak rekabet edebilmek artık mümkün değildir. Bu nedenle dünyada rekabet edebilmenin en temel gereksinimlerinden birisi olarak inovasyon yapabiliyor olmanın önemi giderek artırmaktadır.

Bunun için öncelikle şirketlerin inovasyon kültürünü, kurum kültürü haline getirebilmeleri gerekmektedir. Bu ise uzun bir süreçtir. Kurum içinde etkili bir inovasyon kültürü oluşması ve yaygınlaşması için, ilk olarak üst düzey yöneticilerin bunu benimsemesi ve teşvik etmesi gereklidir. Şirket çalışanları düşünüldüğünde; çalışanların farklı kültürler farklı inanışları, alışkanlıkları, sosyal ve psikolojik hayatları vardır. Şirket bünyesinde farklı olan herkesin kendini ifade edebilmesini sağlayan bir platform oluşturulmalıdır. Bu platformda her kültüre aynı değeri göstererek, personelin, kendilerini anlatabilme, iletişim kurabilme özgürlüğü sunarak standartları yüksek ortak bir sosyal yaşam alanı oluşturulmalıdır.

İnovasyon yönetimi konusunda herkese ışık tutacak bir eser, İstanbul Sanayi Odası Kalite ve Teknoloji İhtisas Kurulu (İSO-KATEK) tarafından hazırlanmış ve internet sitesi üzerinden de erişilebilir durumdadır. (http://www.iso.org.tr/tr/Documents/Kobi/KolayBilgi/16-Inovasyon_Yonetimi.pdf)

İnovasyon yolculuğunda herkese başarı dileklerimle.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– 18.09.2009 tarihli “Avrupa Yakası” gazetesi
– “Çorlu TSO” gazetesi Eylül 2009 sayısı
– 06.11.2009 tarihli kişisel blogum
– 19.01.2011 tarihli “Trakya Babıali” gazetesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir