Elektronik pazar yerleri*

resim1

İnsanlık tarihinin başladığı dönemlerde takas yoluyla yapılan ilk ticaretten günümüze kadar ticaret konusunda pek çok gelişme yaşandı. Sanırım internet, tıpkı paranın icadı gibi, bunların arasında en önemli gelişmelerden bir tanesi. Firmaların günümüzde gerek kendi internet siteleri ile gerek elektronik pazaryerleri aracılığıyla internette yer almaları, ticaretlerini etkileyen en büyük etmenler arasında yer alıyor.

Google Glasses örneğinde olduğu gibi, tamamen internet tabanlı çalışan, yenilikçi teknolojik ürün ve hizmetlerin geliştirildiği günümüz dünyasında; firmalar, pazarlama ve satış faaliyetlerini kısmen veya tamamen internet üzerinden yapabiliyorlar. Firmalar kendi internet sitelerini, e-ticaret sitelerini veya elektronik pazar yerlerini kullanarak; bir yandan kendilerini ve ürünlerini tanıtırken, bir yandan da ürün ve hizmetlerinin satışını yapabiliyorlar.

İnternet üzerinde geçerli e-ticaret modelleri arasında iki e-ticaret modeli ön plana çıkıyor. Bunlardan birincisi B2C (işletmeden tüketiciye) olarak adlandırılan e-ticaret modeli. Bu e-ticaret model, ürün ve hizmetleri için internet üzerinden son tüketiciye ulaşmaya çalışan firmaların kullandığı bir model. Bu modeli seçen firmalar arasında hali hazırda tüketiciye perakende mağazaları aracılığıyla ulaşan firmalar (Teknosa, D&R, Koçtaş) olduğu gibi, mağaza sahibi olmayıp tüketiciye tamamen internet üzerinden ulaşan firmalar (Hepsiburada, Markafoni) da olabiliyor.

İkinci e-ticaret modeli ise B2B olarak adlandırılan e-ticaret modeli. Firmalar arasında internet üzerinden her türlü ticari işlemlerin yapıldığı bu e-ticaret modelinde, alıcı ve satıcı firmaların profilleri ile bunlara ait ürün ve hizmetlerin detaylarını içeren katalog bilgileri içeren internet siteleri olabildiği gibi, bu bilgilerin yanında firmalara ait alım ve satım taleplerine yer veren elektronik pazar yerleri de yer alabiliyor.

Elektronik pazar yerleri, her sektörden firmaların yer aldığı genel amaçlı internet siteleri (Alibaba, Kompass, Europages) olabildiği gibi, sadece belirli sektörlerden firmaların yer aldığı sektörel pazar yerleri (Steelorbis, Chemorbis) şeklinde de olabiliyor.

KOBİ’lere yardımcı olmak amacıyla kurulmuş, kar amacı gütmeyen bir organizasyon olan eMarketServices, sektörel ve bölgesel bazda aktif olarak hizmet veren dünya üzerindeki 860’tan fazla B2B e-pazar yerini eMarket directory adı altında toplamış durumda ve bu listeye www.emarketservices.com/start/eMarket-Directory adresinden ulaşmak mümkün.

E-ticaret sitelerine üyelik desteği

Ürünlerini yurt dışına elektronik ortamda pazarlamak isteyen firmalar, bulunmak istedikleri elektronik pazar yerlerini seçerek buralara üye olabiliyorlar. Bu noktada bazı e-ticaret sitelerinde yer almak için firmalara kısıtlı haklara sahip ücretsiz üyelik seçeneği sunulurken, bazı sitelerde yer almanın yıllık belirli bir bedeli olabiliyor.

Firmaların; nihai tüketiciye yönelik olmayan, tedarikçi ve alıcılara hizmet eden, uluslararası ticarete yönelik elektronik ticaret siteleri veya elektronik pazar yerlerine üye olmaları durumunda, üyelik giderleri için belirli limitler dâhilinde devlet desteği kullanmaları söz konusu. Destek başvurusunun Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü (Ankara), Marmara Bölge Müdürlüğü (İstanbul) veya Batı Anadolu Bölge Müdürlüğü (İzmir)’ne yapılması gerekiyor.

Destek kapsamında firmaların e-ticaret sitelerine üyelik giderleri %70 oranında ve yıllık en fazla 10 bin (site başına 2 bin) ABD Dolarına kadar destekleniyor. Firmalar bu destekten en fazla beş e-ticaret sitesi için, üç yıl boyunca faydalanabiliyor.

Firmaların destekten yararlanabilmeleri için, üye olmak istedikleri internet sitelerinin firmaların faaliyet alanlarıyla ilgili olması, sitelerin en az bir yabancı dilde hizmet veriyor olması ve Ekonomi Bakanlığı tarafından yayınlanmış olan “Ön Onaylı E-Ticaret Siteleri” listesinde yer alması gerekiyor. Bahsi geçen listeye Ekonomi Bakanlığı’nın internet sitesinden veya http://goo.gl/uT3Fgp  linkini kullanarak ulaşmak mümkün. Firmalar listede yer almayan siteler için Ekonomi Bakanlığı’na başvurarak listeye eklenmesini talep edebiliyorlar.

Firmaların listede yer alan e-ticaret sitelerine üyelikle ilgili ödemelerini bankacılık kanalıyla (banka onaylı EFT, SWIFT, havale dekontu ile kredi kartı ekstresi aslı veya banka onaylı örneği) yapmaları ve ödeme tarihinden itibaren en geç altı ay içerisinde doğrudan veya posta yoluyla destek başvurusu yapmaya özen göstermeleri gerekiyor. Posta yoluyla yapılan başvurularda firmaların, belgelerin Bölge Müdürlüğü’nde evrak kayıtlarına girdiği tarihin temel alındığını göz ardı etmemeleri gerekiyor.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Şubat 2014 sayısı
– 13.02.2014 tarihli kişisel bloğum

Trakya ihracatında durum*

Resim1

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre ülkemizin 2013 yılında ihracatçılar birlikleri aracılığıyla gerçekleştirmiş olduğu ihracat rakamı, bir önceki yıl olan 2012’ye göre %5,8 oranında artış sağlanarak 145,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu miktar ihracatçı birlikleri kaydından muaf olan ihracat miktarının eklenmesiyle 151,7 milyar dolara ulaşıyor. Bu miktardaki en büyük pay %78,5 ile sanayi ürünlerine ait. Bunu %14,1 ile tarım ürünleri ve %3,3 ile madencilik ürünleri takip ediyor.

2013 yılında en çok ihracat gerçekleştirdiğimiz ilk yirmi ülkenin, toplam ihracatımızdan aldığı pay %67,6 olarak gerçekleşti. Bu, toplam ihracatımızın üçte ikisini ilk yirmi ülkeye gerçekleştirdiğimiz anlamına geliyor. En çok ihracat yapılan ülkeler sırasıyla Almanya, Irak, İngiltere, Fransa, Rusya Federasyonu, İtalya, Fransa, ABD, İspanya ve Çin olarak gerçekleşti. Bu on ülke toplam ihracatımızdan %48,5 oranında pay aldı.

2013 yılında ihracat yapılan ülke gruplarına bakıldığında, toplam ihracatımızın %42,6’sı AB ülkelerine, %18,9’u Ortadoğu ülkelerine, %12,5’i Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerine, %9,7’si Afrika ülkelerine ve %16,3’ü ise diğer Dünya ülkelerine yapıldı. Buna göre ihracatımızdan aldıkları pay azalmasına rağmen, AB ülkeleri ihracatımızdaki en büyük partner olma özelliğini sürdürüyor.

Bir milyar doların üzerinde ihracat yapan il sayısı 2012 yılında on yedi olarak gerçekleşmişken, Mardin ilinin katılımıyla bu sayı 2013 yılında on sekize çıkmış durumda.

Trakya 2013 ihracatı

2013 yılında gerçekleşen 145,4 milyar dolarlık ihracatımız içerisinde en büyük paya sahip olan il, 63,8 milyar dolarlık ihracatı ve %43,9 payı ile İstanbul oldu. Trakya Bölgesi’ne bakacak olursak, Tekirdağ 702,2 milyon dolarlık ihracatı ve %0,48’lik payıyla yirmi birinci, Kırklareli 171,6 milyon dolarlık ihracatı ve %0,12’lik payıyla kırk ikinci ve Edirne 31,6 milyon dolarlık ihracatı ve %0,02’lik payıyla altmış yedinci vilayet oldu. Üç Trakya ilinin 2013 yılı toplam ihracatı ise 905,6 milyar dolar olarak gerçekleşti.

2004 yılından bu yana gerçekleşen rakamlara bakıldığında Tekirdağ ili ihracatının 352,6 milyon dolardan 702,2 milyon dolara yükseldiği, Kırklareli ili ihracatının 19,7 milyon dolardan 171,6 milyon dolara yükseldiği, Edirne ili ihracatının ise 96,7 milyon dolardan 31,6 milyon dolara gerilediği görülüyor. Trakya’da en çok ihracat yapan il olarak öne çıkan Tekirdağ’ın, 2004 yılında en çok ihracat yapan iller sıralamasında on beşinci sırada iken 2013 yılında yirmi birinciliğe gerilemiş olması ise diğer rekabetçi illere göre ihracat büyümesinde yavaş kaldığının bir göstergesi.

Tekirdağ’ın 2013 yılı ihracatında yer alan ilk üç ülke ve payları Almanya (%17,8), İngiltere (%6,3) ve İtalya (%5,9) olurken; Kırklareli’de Ukrayna (%12,6), İspanya (10,2) ve Çin (%7,6); Edirne’de ise Filipinler (%18,7), Makedonya (%14,7) ve Bulgaristan (13,1) olarak gerçekleşti. Üç ilin toplam ihracatına bakıldığında ise Almanya (%15), İngiltere (%6) ve İtalya (%5,2) ön plana çıkıyor. Üç il ihracat yaptıkları ülkelere göre değerlendirildiğinde, Tekirdağ ili ihracatındaki ilk on ülke Türkiye ihracatındaki ilk altı ülke ile örtüşüyor. Kırklareli ve Edirne’nin ihracat yaptıkları ülkeler ise farklılık gösteriyor.

Grafik1

2013 yılında Trakya Bölgesi’nden yapılan ihracatın sektörel dağılımı incelendiğinde sırasıyla %31,4 ile “Hazır giyim ve konfeksiyon”, %14,8 ile “Tekstil ve hammaddeleri”, %13,7 ile “Elektik – elektronik ürünler”, %11,5 ile “Kimyevi maddeler ve mamulleri”, %5,9 ile “Taşıt araçları ve yan sanayi”, %5,1 ile “Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri”, %4,2 ile “Demir ve demir dışı metaller” ve %4,1 ile “Makine ve aksamları” sektörleri üst sıralarda yer alarak toplam bölge ihracatının %90,7’sine denk geliyor.

2012 yılında Türkiye’deki ilk bin büyük ihracatçı firma arasına Tekirdağ’dan 10 firma, Kırklareli’den 2 firma ve Edirne’den 1 firma olmak üzere bölgeden toplam 13 firma girdi. 2013 yılına ait rakamlara ise TİM (www.tim.org.tr) tarafından yayınlandığında ulaşabilecek.

Önümüzdeki süreçte İstanbul sanayisinin şehir dışına taşınmasından etkilenerek, özellikle Tekirdağ bölgesinde ihracata yönelik sanayileşmenin artması, Trakya’da kurulan yeni organize sanayi bölgeleri ve lojistiğe yönelik yapılan yeni yatırımlar da göz önüne alındığında, bölgeden ihracat yapılan ülke sayısının ve buralara yapılan ihracat miktarlarının artacağı rahatlıkla söylenebilir.

Bölgemizde yer alan firmaların yeni pazarlara ulaşmaları ve ihracata başlamaları noktasında, ihracat yapan firmaların ise farklı yeni pazarlara açılmaları konusunda, devlet desteklerinden daha çok faydalanmaları ve bu konuda Ekonomi Bakanlığı, ihracatçı birlikleri, KOSGEB, Avrupa İşletmeler Ağı, kalkınma ajansları gibi kuruluşlardan kredi, hibe veya bilgi desteği almaları büyük önem taşıyor.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– 08.01.2014 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Ocak 2014 sayısı
– “Dinamik” dergisi sayı:5 (Oca.-Mar.14)

Heyetler ve ikili görüşmeler*

tokalasma3

Kendilerine yeni pazar arayışı içerisinde bulunan firmaların, öncelikle masa başı araştırma yaparak hedef pazarlarını belirlemeleri gerekiyor. Daha sonra firmalar, bağlı oldukları ticaret ve sanayi odaları, iş adamları dernekleri, meslek kuruluşları veya Avrupa İşletmeler Ağı gibi kurumlar ve oluşumların organize ettiği heyetler ve ikili görüşmelere katılarak hem hedef pazarı yakından tanıma fırsatı hem de pazardaki potansiyel müşterilerle karşılıklı olarak görüşme imkânı yakalayabiliyorlar.

Düzenlenen bu heyetlerde firmalar, hedef pazarı ve hedef pazara ait iş kültürünü yakından tanıma, olası müşteri ve iş ortaklarıyla görüşme yapabilme imkânı buluyorlar. Heyetler genellikle hedef pazarda önceden belirlenmiş bir sektörel fuarlarla eş zamanlı olarak düzenleniyor ve fuar sırasında hedef pazardaki olası iş ortaklarıyla ikili görüşmeler gerçekleştiriliyor. Heyetler sırasında genellikle firmalarla birlikte, gelecekte bu ülkede iş yaparken faydalı olabilecek kuruluşlar, dernekler ve ülkemizin bölgedeki resmi temsilciliği ziyaret ediliyor veya bu kuruluşlardan yetkili kişilerin düzenlenen ikili görüşmeler öncesi konuşma yapmaları sağlanıyor.

Heyet öncesinde ikili görüşmelere katılacak firmaların profilleri ve ne tür firmalarla görüşme yapmak istedikleri bilgisi karşı taraf ile paylaşılıyor. Böylece organizasyonun hedef ülkede bulunan ayağı, bu profilleri bölgesindeki firmalar ve kuruluşlarla heyet öncesinde paylaşarak, heyete katılan firmalarla iş görüşmesi yapmak isteyen bölge firmalarının talepleri doğrultusunda bir ikili görüşme takvimi oluşturuluyor. Heyete katılan firmalar daha önceden belirlenmiş bir alanda genellikle 15-20 dakikalık sürelerle hedef pazardaki firmalarla görüşmeler yapılıyor. Gereken durumlarda hedef pazardaki firmaların iş yerleri de ziyaret edilebiliyor.

Heyetler hedef ülkedeki pazar ortamı ve sektördeki durum hakkında firma yetkililerine bilgi edinme ve iş bağlantıları kurma konularında fırsat sağlıyor. Bunun haricinde heyet kapsamında yapılan ikili görüşmeler de firmalar için ürün satma, tedarikçi bulma veya teknolojik konularda işbirliği yapma konularında fırsat sunuyor. Firmaların ise heyetlerden ve gerçekleştirilen ikili görüşmelerden azami ölçüde fayda sağlamaları için bazı konulara dikkat göstermeleri gerekiyor.

Heyete başvururken

Heyet sırasında yapılacak olan ikili görüşmelerde doğru firmalarla eşleşerek amaca uygun bir görüşme yapabilmek amacıyla, firmaların görüşmelere katılım öncesinde dolduracakları bilgi formlarında hem kendileri hakkında net bilgi vermeleri hem de karşı firmadan beklentilerini net bir şekilde ifade etmeleri gerekiyor. Bu noktada firmalar; güçlü yönlerini, hangi sektörden ve hangi yeteneklerde firmalarla görüşmek istedikleri konusunda net bilgi vermeliler. Aksi durumda görüşmelerde birçok firma ile tanışılmış amacına yönelik olmayan birçok görüşme yapılarak vakit kaybedilmiş olacaktır.

Firma profilleri hazırlanırken teknik terimler ve kavramlarda karmaşa yaşanmaması ve çevirilerde problem yaşanmaması açısından firmaların kendi profillerini İngilizce olarak kendilerinin oluşturmaları önem arz ediyor. Oluşturulan profillerin belirtilmiş olan son teslim tarihinden önce organizasyonu yapan kuruluşa iletilmesi gerekiyor. Profillerin erken gönderilmesi, yapılacak eşleştirmelerde ve duyurularda organizasyonu düzenleyen kuruluşlara firma lehine zaman kazandırıyor.

Heyet öncesinde

Heyet öncesi, hedef pazarla ilgili olarak İhracat Bilgi Platformu, DEİK ve ticari ataşelikler tarafından hazırlanmış ülke raporları okunarak, internet sitelerinden güncel haberler takip edilerek ülke ve pazar hakkında ekonomik bilgiler, iş yapma kültürü, ülkedeki yaşam biçimi, uyulması gereken yazılı ve yazılı olmayan kurallar hakkında bilgi sahibi olmak gerekiyor.

Firmaların heyet öncesi karşı firmalardan ne talep ettiğine iyi karar vermiş olması gerekiyor. Bunlar ticari aracılık, bölgede distribütörlük, karşılıklı üretim, ortak yatırım, lisans paylaşımı şeklinde olabiliyor.

Heyet öncesinde hedef pazardaki olası müşteriler hakkında bir araştırma yapmak gerekiyor. Bunun için İhracat Bilgi Platformu, Avrupa İşletmeler Ağı, ticari ataşelikler gibi oluşumların kaynaklarından veya Kompass gibi iş veritabanlarından çeşitli bilgilere ulaşmak mümkün. Böylece ikili görüşmelere katılmayacak olan hedef pazardaki firmaları, heyetten haberdar edilip görüşme için organizasyonun yapıldığı alana davet etmek mümkün.

Ayrıca firmaların ikili görüşmelere gönderecekleri personelin konuya hakim, yabancı dil bilen biri olmasına dikkat etmeleri gerekiyor. Bunun yanı sıra firmayı ve ürünlerini tanıtıcı doküman, broşür, kartvizit gibi unsurların heyet öncesi tamamlanması gerekiyor.

Heyet sırasında

Katılımcı listesi heyet öncesinde genellikle heyete katılan firmalara gönderiliyor. Heyete katılan firmalardan bazıları zaten hedef pazar ile iş ilişkisi olan ve pazarı tanıyan firmalar olabiliyor. Heyet sırasında bu firma temsilcileri ile temasa geçmek firmalara kolaylık sağlıyor.

İkili görüşmeler sırasında, görüşme yapılan firma temsilcilerinden, ülkede sektör ve pazar hakkında sorular sorarak raporlarda veya internet ortamında bulunmayan yerel bilgileri edinmek mümkün. İkili görüşmeler arasında boşta kalınan zaman dilimlerinde, görüşme yapılmayacak farklı sektörden firma temsilcileri ile yapılacak sohbetlerden de ülke ve pazar hakkında bilgi toplamak mümkün.

Görüşmelerde yapılan konuşmaları not etmek, bu notlarla birlikte toplanan broşür ve kartvizitleri arşivlemek büyük önem taşıyor. İkili görüşmeler sırasında vaktin yetmediği firmalar olabilir. Bu gibi durumlarda heyet programında yer alan serbest zamanlarda olası müşteriler yerlerinde ziyaret edilebiliyor.

Heyet sonrasında

Etkinlik sırasında görüşülen firmalardan somut iş ilişkisine girilecek olanlarla en yakın zamanda temasa geçilerek görüşme sırasında bahsedilen konularla ilgili bilgi beslemeleri yapılması, fiyat ve numune çalışmaları yapılması büyük önem arz ediyor.

Ayrıca firmaların katıldıkları heyetler için KOSGEB veya ihracatçı birlikleri gibi kuruluşların sağladığı devlet desteklerinden faydalanmaları da mümkün. Firmalar bölgemizde Avrupa İşletmeler Ağı tarafından düzenlenen heyetler ve ikili görüşmelerden haberdar olmak için www.aia-istanbul.org adresinden faydalanabiliyor.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– 28.02.2013 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Mart 2013 sayısı
– “Dinamik” dergisi sayı:2 (Nis.-Haz.13)

İhracatta Tekirdağ*

Grafik

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) her ay düzenli olarak ihracatımıza ait gerçekleşen rakamları açıklıyor. Son açıklanan rakamlara göre, ülkemizin 2012 yılındaki toplam ihracatı 151,9 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu miktarın 137,7 milyar dolarlık kısmı ihracatçı birlikleri aracılığıyla gerçekleşirken, 14,2 milyar dolarlık kısmı da ihracatçı birlikleri kaydından muaf olarak gerçekleşti. Bir önceki yıl olan 2011 ile karşılaştırdığımızda, toplam ihracatımız %12,6 oranında artmış durumda.

2012 yılı ihracatımızın 114,4 milyar dolar ile %83,1’lik kısmı “sanayi ürünleri”, 19,2 milyar dolar ile %13,9’luk kısmı “tarım ürünleri” ve 4,2 milyar dolar ile %3’lük kısmı da “madencilik” ürünlerinden gerçekleşti. En büyük ihracat kalemleri sırasıyla “otomotiv endüstrisi”, “kimyevi maddeler”, “hazır giyim & konfeksiyon”, “çelik “ve “elektrik-elektronik makine” oldu.

En büyük ihracat partnerimiz 12,9 milyar dolar ile Almanya olurken, onu 10,8 milyar dolar ile Irak, 8 milyar dolar ile İngiltere, 6,8 milyar dolar ile Rusya ve 6,3 milyar dolar ile de İtalya takip etti. İhracatımızdaki ilk beş ülke toplam ihracatımızdan %32,5 pay alırken, ilk yirmi ülke için bu oran %68 olarak gerçekleşti. Buna göre ihracatımızın üçte ikilik kısmını yirmi ülkeye gerçekleştiriyoruz.

İhracatta Tekirdağ’ın durumu

2012 yılında gerçekleşen 151,9 milyar dolarlık ihracatımızın içerisinde, %44,3 ile en büyük paya sahip il İstanbul olurken, Tekirdağ %0,48’lik pay ile en çok ihracat yapan yirmi birinci vilayet oldu.

2006 yılında 407,7 milyon dolar olan Tekirdağ’ın ihracatı, aşağıdaki Grafik 1’de görüleceği üzere geçen yıllar zarfında dalgalı bir şekilde artarak 2012 yılında 656,7 milyon dolara yükseldi. Bunun yanı sıra Tekirdağ, 2006 yılında en büyük on yedinci ihracatçı il iken 2012 yılında yirmi birinci sırada yer aldı.

Grafik-T1

2006 ve 2012 yılları arasında en çok ihracat yapan iller sıralaması incelendiğinde; İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir ve Ankara’dan oluşan ilk beşin ve bu beşli içerisinde İstanbul’un birinciliğinin değişmemesinin yanında, Kocaeli’nin Bursa’nın ikinciliğini elinden aldığı görülüyor. Tekirdağ ise 2006 yılında on yedinci büyük ihracatçı vilayet iken geçen süre zarfında ihracat miktarını artırmasına rağmen yirmi birinciliğe kadar düşmüş durumda. Buradan Tekirdağ’ın ihracatını diğer vilayetlere göre daha düşük oranda artırdığı sonucunu çıkarabiliriz.

Aşağıdaki Grafik 2’de Tekirdağ’dan 2012 yılında yapılan ihracatın ülkelere göre dağılımı görülüyor. Buna göre Tekirdağ’dan en çok ihracat yapılan ülkeler sırasıyla 115 milyon dolar ile Almanya, 47 milyon dolar ile İngiltere, 51 milyon dolar ile İtalya, 41 milyon dolar ile Fransa ve 16 milyon dolar ile Rusya oldu. Toplamda ihracat yapılan ülke sayısı 146 ve bir milyon doların üzerinde ihracat yapılan ülke sayısı da 79 olarak gerçekleşti. 2012 yılında Tekirdağ’dan en çok ihracat yapılan ilk on ülkenin payı %51 olarak gerçekleşti.

Grafik-T2

Tekirdağ’dan yapılan ihracatta en büyük paya sahip olan sanayi sektörlerinin dağılımı da aşağıdaki Grafik 3’te görüldüğü gibi oldu. Buna göre %21,9 ile “hazır giyim ve konfeksiyon” en çok ihracat yapılan sektör olurken, onu sırasıyla %15,2 ile “kimyevi maddeler ve mamulleri”, %14,2 ile “elektrik-elektronik”, %12,9 ile “tekstil ve hammaddeleri” ve %7,3 ile “taşıt araçları ve yan sanayi” sektörleri takip etti.

Grafik-T3

Yaşadığımız süreçte İstanbul sanayisinin şehir dışına çıkarılmasının da etkisiyle Trakya bölgesinde sanayileşme giderek artıyor ve mevcut sanayi tesisleri ıslah organize sanayi bölgeleri çatısı altında toplanıyor. Hali hazırda yapılmakta olan ve önümüzdeki dönemde yapılacak üretime ve lojistiğe yönelik yeni yatırımları da düşünüldüğümüzde, ihracat yapılan ülkelerin sayısı ve yapılan ihracat miktarlarının artacağını rahatlıkla söylenebiliriz. Önümüzdeki süreçte bölgeye gelen firmaların şirket merkezlerinin de Tekirdağ’a alınması söz konusu olduğunda, Tekirdağ ihracatının milyar dolarlar seviyesine çıkacağını öngörebiliriz.

Bölgemizde bulunan firmaların ihracata başlama konusunda devlet desteklerinden daha çok faydalanmaları, ihracat yapan firmaların ise yeni pazarlara açılmaları için, firmalara hizmet veren Avrupa İşletmeler Ağı, KOSGEB, Ekonomi Bakanlığı, ihracatçı birlikleri, kalkınma ajansları gibi kuruluşlardan en üst düzeyde faydalanmaları ve hibe, kredi veya bilgi desteği almaları büyük önem taşıyor.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Ocak 2013 sayısı
– 28.01.2013 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Şubat 2013 sayısı

İhracatımızdaki değişim*

ihracat-2

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) 2000 yılından bu yana gerçekleşen ihracat rakamlarımızı her ay güncel durumları ekleyerek yayınlıyor. Bu rakamları incelediğimizde, 2000 yılında 27 milyar USD olan ihracatımızın, 2011 yılsonu itibariyle yıllık 134,5 milyar USD seviyelerine kadar, (2009 yılındaki kriz haricinde) sürekli olarak arttığını görüyoruz (tim.org.tr/tr/ihracat-ihracat-rakamlari-tablolar.html). Zaman içerisinde nüfusumuz artar ve ekonomimiz büyürken ihracat rakamlarımız da bunlara paralel bir şekilde artış gösterdi.

Dünya Bankası’nın databank.worldbank.org  adresinde çeşitli veritabanları mevcut. Bu listedeki veritabanlarından “Exporter Dynamics Database: Country-Year” seçeneğini seçerek ülkelerin yaptıkları ihracatları çeşitli açılardan incelemek mümkün.

İstatistikler ne diyor

Dünya Bankası’nın veritabanında yer alan bilgilere göre, 2002 yılında 30.207 olan ihracatçı sayımız 2010 yılına gelindiğinde %60’lık bir artışla 48.010’a yükselmiş durumda. Yine ihracatçı başına düşen ortalama ihracat miktarı 1,1 milyon dolardan 2,2 milyon dolar seviyesine yükselmiş durumda. Hatta bu rakam 2008 krizi öncesi, ihracatçı başına ortalama 2,6 milyon dolar seviyelerini de gördü. Bu bilgilere göre, ülkemizde 2002-2010 yılları arasında ihracat yapan firma sayısı arttığı gibi firma başına ortalama ihracat miktarı da yaklaşık iki kat arttı.

Ülkemiz ihracatının önemli bir kısmının gelişmiş ülkelere yapılıyor olması, hedef pazarlarda rekabet edebilmek için ileri teknoloji kullanımını gerektirmiş ve bu da ürün ve pazar çeşitliliğini desteklemiştir. Geçtiğimiz yıllarda çeşitli ülkelerle yapılan serbest ticaret anlaşmalarıyla, ekonomisi ve nüfusu hızla gelişmekte olan ülkeler, ihracat yapılan pazarlara dönüştürülerek ihracattaki artışa destek sağlandı.

Veritabanında yer alan bilgiler incelenmeye devam edildiğinde, ülkemizde ihracatçı başına 6 haneli HS kodu farklı ürün çeşidi sayısı 2002 yılında 8 iken 2010 yılında gelindiğinde 11’e çıktığı görülüyor. Aynı süre zarfında her 6 haneli HS ürün grubu başına ihracatçı sayısı da 61’den 123’e yükseldi. Bu demek oluyor ki bir yandan her ürün çeşidi için ihracat yapan firma sayımız artarken, diğer yandan da ihracatçı firmalarımız ihracat yaptıkları ürün çeşitlerini artırmış bulunuyor.

İhracatçı dinamikleri veritabanındaki verilere göre, ihracat yaptığımız her ülke başına ihracatçı firma sayımız 2002 yılında ortalama 498 iken 2010 yılına geldiğimizde bu sayı 968’e çıkmış durumda. Bu da ihracatçılarımızın mevcut pazarlarının haricinde yeni pazarlara açıldığını destekliyor.

TİM verileri ne diyor

2011 yılı ihracat rakamlarına baktığımızda, toplam ihracatımızın %55,5’lik kısmı ilk 500 büyük ihracatçı firma tarafından, %9,3’lük kısmı ise ikinci 500 büyük ihracatçı firma tarafından yapıldı. Yani ihracatımızın %64,8’lik kısmı (yaklaşık üçte ikisi) ilk bin büyük ihracatçı firma tarafından gerçekleştirildi. İhracatımızın kalan %35,2’lik kısmı ise geri kalan yaklaşık 48 bin firma tarafından gerçekleştirildi.

Yine 2011 yılında en büyük ihracat gerçekleştiren ilk bin firmanın 475 tanesi İstanbul menşeli. Bunların arkasından 66 tane ile İzmir, 63 tane ile Gaziantep, 62 tane ile Kocaeli ve 48 tane ile Bursa firmaları geliyor. İlk bin büyük ihracatçı firma listesinde firmaların bölgelerine bakıldığında ise 614 adetle Marmara Bölgesi birinci durumda iken onu sırasıyla 118 adet ile Ege, 83 adetle Güneydoğu Anadolu ve 76 adetle İç Anadolu bölgeleri takip ediyor.

Aynı dönemde ilk 500 büyük ihracatçı firmanın ortalama personel sayıları 694 olarak gerçekleşmişken, ikinci 500 büyük ihracatçı firmanın ortalama personel sayıları 353 kişi olarak tespit edilmiş. Yine ilk bin büyük ihracatçı firma içerisinde yabancı sermayeli firma sayısı 151 adetle %15,4 olarak gerçekleşti.

İhracat kompozisyonunda değişim

Uluslararası Ticaret Merkezi – ITC’nin; Birleşmiş Milletler İstatistik Bölümü’nün COMTRADE veritabanına dayanarak trademap.org sitesinde yayınladığı dünya ülkelerinin dış ticaret verilerine göre, ülkemizin 2001 ve 2011 yıllarındaki yaptığı ihracatların ürün gruplarına göre miktar ve oransal dağılımı incelendiğinde 2001 yılında 31 milyar USD olan ihracatımızın 2011 yılına gelindiğinde 134 milyar USD seviyesine yükseldiği görülüyor.

trademap analizi1 

2001 yılında ihracatımızda bir numara olarak %11,6 ile “Örme veya tığ işi giyim, aksesuar” grubu yer alırken, bu grup 2011 yılına gelindiğinde %6,2 ile beşinci grup olarak yer aldı. “Örme veya tığ işi olmayan giyim, aksesuar” grubu 2001 yılında ihracatımızdaki ikinci önemli grupken, 2011 yılında sekizinci büyük grup oldu. “Taşıtlar” grubu bu dönem başında üçüncüyken en çok ihracat yapılan birinci grup oldu. “Elektrikli ve elektronik donanımlar” grubu dördüncülüğünü korurken, “Demir ve çelik” grubu beşincilikten üçüncülüğe, “Makine, nükleer reaktörler, kazanlar, vb.” grubu ise altıncılıktan ikinciliğe yükseldi.

İhracatımızdaki ilk on grubun toplam ihracatımızdaki payı 2001 yılında %59,9 iken 2011 yılında %60,6 olarak gerçekleşti. Verilerden de anlaşılacağı üzere 2001-2011 yılları arasında geçen süre zarfında hem toplam ihracat miktarımız, hem ürün gruplarına göre ihracat miktarlarımız artarken, sektörlerin sıralamadaki yerlerinin değiştiği de göze çarpıyor. Örneğin tekstil ve gıda gibi sektörler listede alt sıralara düşerken, taşıt, makine, demir çelik, plastik gibi sektörler üst sıralara yükselmiş durumda.

trademap analizi2 

ITC verilerine göre, 2001 yılında ihracatımızdaki ilk on ülkeye toplam ihracatımızın %64,7’si gerçekleştirilmişken bu oran 2011 yılında %49,6 olarak gerçekleşti. 2001 yılında en çok ihracat yaptığımız ilk on ülke arasında Rusya Federasyonu, ABD ve İsrail harici tüm ülkeler AB ülkesi iken 2011 yılında Irak, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri de ilk on ülke arasında yer aldı. Almanya tüm bu dönemlerde ihracatımızdan aldığı payı giderek azalsa da en büyük ihracat pazarımız olma özelliğini korudu.

Sonuç

Her geçen yıl ihracatçı firma sayımız artarken ihracatçı firmaların ürün ve hedef pazar çeşitlilikleri de artıyor. Dünya rekabetinde öne geçebilmek için; markalaşmaya gereken önemi vererek, özellikle yenilikçi ve katma değeri yüksek olan ürün ve hizmetlere yönelerek, mevcut ve yeni pazarlardaki rekabet gücümüzün artırılması gerekiyor. Unutmamak gerekli ki ticarette para malı satarken değil alırken kazanılır. Dolayısıyla en büyük ithalat kalemlerimizin enerji ile ilgili olduğu düşünülürse, bu konuda gerekli adımların atılması da ayrıca büyük önem taşıyor.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Kasım 2012 sayısı
– 26.11.2011 tarihli kişisel bloğum