2016’da Trakya ihracatının durumu

Trakya bölgesi, Türkiye ekonomisinin lokomotifi durumunda olan Marmara Bölgesi’nde yer alması ve özellikle de İstanbul’un Avrupa’ya açılan komşusu olması sebebiyle her geçen yıl ekonomik anlamda büyümeye devam ediyor.

Özellikle İstanbul’un son yıllarda daha çok ticaret ve turizm şehri kimliğine bürünmeye başlamasıyla birlikte, İstanbul’da yer alan çeşitli sektörlerden sanayi tesisleri kademeli olarak İstanbul dışına, özellikle de Trakya bölgesine doğru göç ediyor.

Bölgenin İstanbul’a komşu olması, üretim tesisleri için gerekli arazilerin ve organize sanayilerin varlığı, diğer bölgelere nazaran nitelikli işgücünün bölgede bulunması da bölgeyi sanayi tesisleri için daha cezbedici hale getiriyor.

Türkiye İhracatçılar Meclisi TİM’in yayınladığı rakamlara göre; 2016 yılı, toplam 131,7 milyar dolarlık ihracatla Türkiye dış ticareti açısından çok da verimli bir yıl olarak geçmedi. En büyük ihracatçı il, her zaman olduğu gibi 57,4 milyar dolarlık ihracatıyla %43,6 pay alan İstanbul oldu. Toplam ihracatın içerisinde Trakya illerinden Tekirdağ 722,9 milyon dolar ile %0,55 pay alırken, Kırklareli 135,1 milyon dolar ile %0,10, Edirne ise 33,5 milyon dolar ile %0,03 pay aldı.

81 vilayet arasında Tekirdağ en çok ihracat yapan yirminci vilayet olurken, Kırklareli kırk altıncı, Edirne ise altmış ikinci vilayet oldu. Üç Trakya ilinin toplam ihracatı 891,5 milyon dolar ile toplam Türkiye ihracatının %0,68’ine denk geliyor ve görünen o ki on yedinci sırada yer alan Mardin vilayetine yaklaşık olarak denk geliyor.

2016 yılında Tekirdağ’da öne çıkan en önemli ihracatçı sektörler 170,8 milyon dolar ile “Hazır giyim ve Konfeksiyon”, 112,9 milyon dolar ile “Kimyevi Maddeler ve Mamulleri ”, 105 milyon dolar ile “Tekstil ve Hammaddeleri”, 99 milyon dolarla “Elektrik Elektronik ve Hizmet” ve 64 milyon dolar ile “Otomotiv Endüstrisi” oldu.

Kırklareli’nde 2016 yılında en önemli ihracatçı sektörler 47,6 milyon dolar ile “Hazır giyim ve Konfeksiyon”, 40,8 milyon dolar ile “Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri”, 30 milyon dolar ile “Tekstil ve Hammaddeleri”, 5,2 milyon dolar ile “Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri” ve 4,7 milyon dolar ile “Yaş Meyve ve Sebze” oldu.

Edirne’de ise 2016 yılında en önemli ihracatçı sektörler 18,8 milyon dolar ile “Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri”, 3 milyon dolar ile “Yaş Meyve ve Sebze”, 2,1 milyon dolar ile “Kimyevi Maddeler ve Mamulleri ”, 1,7 milyon dolar ile “Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller” ve 1,6 milyon dolar ile “Makine ve Aksamları” olarak gerçekleşti.

İllerin en çok ihracat yaptığı ülkelere bakacak olursak; Tekirdağ en çok 139,4 milyon dolar ile Almanya, 38 milyon dolar ile İngiltere ve 36,3 milyon dolar ile Fransa’ya ihracat gerçekleştirdi. Kırklareli 13,4 milyon dolar ile İspanya, 10,5 milyon dolar ile Bulgaristan ve 9,9 milyon dolar ile Çin’e ihracat yaparken Edirne 6,9 milyon dolar ile Bulgaristan, 3 milyon dolar ile Tayland ve 2,8 milyon dolar ile Filipinler’e ihracat geçekleştirdi.

İstanbul firmalarının üretim tesislerinin Trakya bölgesine taşınması, ancak bu firmaların merkezlerinin İstanbul’da kalmaya devam etmesi, bölgenin ihracat potansiyelinin olduğundan düşük gözükmesini etkilemeye devam ediyor diyebiliriz.

 

2014 yılı ihracatında ilk bin firma ve Trakya ihracatı

 

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) 2014 yılı için Türkiye’nin ilk 1.000 ihracatçı firmasına dair verileri Konya’da düzenlenen bir toplantıda açıkladı. TİM verileri ışığında düzenlediğim bazı verileri aşağıda bulabilirsiniz:

  • Türkiye’nin 2013 yılı ihracatı 151,6 milyar dolar iken 2014 yılı ihracatı 157,6 milyar dolara yükseldi. (%3,9 artış)
  • Trakya bölgesinin (Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne) 2013 yılı ihracatı 905,6 milyon dolar iken 2014 yılı ihracatı ilk defa 1 milyar dolar seviyesini aşarak, 1 milyar 54 milyon dolar olarak gerçekleşti.
  • İlk 1.000 firmanın toplam ihracattaki payı 2014 yılında %58,8 olarak gerçekleşti. Bu oran 2013 yılında %59,6 idi. (0,8 puan azalma)
  • 2014 ihracatının %49,4’ünü ilk 500 firma, %9,4’ünü ikinci 500 firma gerçekleştirdi. Geri kalan %41,2’sini yaklaşık 60 bin firma gerçekleştirdi.
  • İlk 1.000 ihracatçı firma içinde Marmara’dan 591 (bunların 443’ü İstanbul), Ege’den 137, Güneydoğu’dan 88, İç Anadolu’dan 82, Akdeniz Bölgesi’nden 63 firma var. (Görüldüğü üzere ihracatı Marmara Bölgesi, özellikle de İstanbul ili sırtlanmaya devam ediyor.)
  • 2013 yılında Trakya’dan 15 firma (13 adet Tekirdağ ve 2 adet Kırklareli) ilk 1.000 ihracatçı arasına girerken bu rakam 2014 yılında Trakya’dan 17 firma (15 adet Tekirdağ ve 2 adet Kırklareli) olarak gerçekleşti.
  • İlk 1.000 ihracatçı firmanın sektörel dağılımına bakıldığında en fazla firma ile yer alan sektörler 171 firma ile hazırgiyim ve konfeksiyon, 98 firma ile kimyevi maddeler, 88 firma ile çelik sektörleri oldu.
  • Trakya’dan ilk 1.000’e giren firmaların sektörleri ise hazırgiyim ve konfeksiyon (5), demir ve demir dışı metaller (4), tekstil ve hammaddeleri  (2), hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri (2), elektrik elektronik ve hizmet (1), iklimlendirme sanayii (1), kimyevi maddeler ve mamulleri (1) ve otomotiv endüstrisi (1) şeklinde gerçekleşti.

Şubat 2011 tarihinde yazdığım “Milyar dolarlık ihracata doğru” yazısında Trakya’nın ve özellikle Tekirdağ’ın milyar dolarlık ihracat yolunda ilerlediğinde bahsetmiştim. Trakya olarak bunu gerçekleştirdik. Şimdi Tekirdağ olarak milyar dolarlık ihracatı gerçekleştirmeye sıra geldi. Umarım bölgede doğru adımlar ve doğru yatırımlar ile en kısa sürede bu gerçekleşecektir. Çünkü ihracat, Türkiye ve büyüyen Trakya ekonomisinde gelir ve istihdam açısından oldukça önemli yere sahip.

Rekabette rehavete yer yok

Güney Kore, bir dönem aynı mahallede hayat mücadelesi verdiğimiz, sınıf arkadaşımız, komşu evin çocuğu. Hayat zaman geçtikçe bizi komşu çocuklardan uzaklaştırabiliyor da yakınlaştırabiliyor da. Sanırım bu sefer biz kendi hayat mücadelemizi verirken, komşu çocuk kendi mücadelesinde bize fark atmışa benziyor.

Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında 500 milyar dolar ihracat yapacağımızı kafaya koyduk ve bunun için mücadelemizi veriyoruz. Hatta dedik ki dünyada onuncu büyük ekonomi olacağız. Aşağıdaki 2011 yılı verilerine göre hazırlanmış tabloda da görüleceği üzere sanki komşu çocuk biz çift dikiş giderken sınıfları başarılı adımlarla geçmişe benziyor.

GK_tablo1

2011 yılı verileri neden? Çünkü bizim ulaşmak istediğimiz 500 milyar dolarlık ihracat hedefine Güney Kore 2011 senesinde ulaştı. Mevcutta durum nasıl dersek; biz son üç senedir kilitlenip kaldığımız 150 milyar dolarlık seviyeden henüz yukarıya çıkamadık. Son ayki (Nisan 2015) ihracatımız bir önceki yılın aynı dönemine göre %10 azaldı. Bununla beraber bir de on yedinci büyük ekonomi olmaktan on dokuzuncu büyük ekonomiliğe düştük.

GK_grafik1

Sanki dünya ile rekabette olduğumuzu unutmuş, komşu kıza abayı yaktığımızdan mıdır nedir bilinmez, dünya ile ilişkimizi kesmişiz gibi. Ya da biz nasıl olsa biz tavşanız, bir kestirip uyanınca kaplumbağaları bir çırpıda geçiverecekmişiz gibi mi düşünüyoruz.

Halbuki rekabette rehavete yer yok. Dilerseniz Güney Kore örneğinden devam edelim ve son 14 yılki dış ticaret verilerimizi aşağıdaki grafik ile karşılaştıralım.

GK_grafik2

Umarım grafikteki karşılaştırma motivasyonu bozucu veri olarak algılanmaz. Bilakis yapılacak to do list’lere ilham kaynağı olacaktır. Hastanın iyileşmesi için acı ilacı içmesi gerekiyorsa içmelidir. Acı ilaç ertelendikçe hastalık yayılmaya devam edecek, iyileşme umutları da azalacak.

Rekabette yer almak isteyen herkesin Güney Kore örneğinin çıkaracağı örnekler var. İncelemekte ve bize dersler verilmeden önce, gerekli dersleri almakta fayda olduğu kanaatindeyim.

İhracatta engeller*

TIR_kuyrugu

Dış ticaret dediğimizde işin içerisine hem ihracat hem de ithalat giriyor. Şahsen benim gönlüm hep ihracattan yana. Çünkü dış ticaret hacmimiz giderek arttıkça milyar dolarlar mertebesinde büyüyen bir dış ticaret açığımız var. Bu açığı kapatmanın yolu ise ithalatı azaltırken ihracatı artırmaktan geçiyor. Bu nedenledir ki ithalatta kota ve gözetimler gibi önlemler artırılırken ihracata giderek artan bir şekilde çeşitli teşvikler ve destekler veriliyor.

Aradaki farkı azaltmanın yolu ise ar-ge ve inovasyona dayalı, markalaşmış ürün ve hizmetlerin üretim ve ihracatını artırmaktan geçiyor. Mevcut durumda ithal ara malzemelere, genellikle emeğe dayalı bir katma değer ekleyerek yapılan üretim sonucu ortaya çıkan ürünlerin ihracatını yapıyoruz. Katma değerin büyük bir kısmı ara malzemelerin ithalatına gidiyor ve ihraç edilen ürünlere işçilik dışında çok fazla bir katma değer eklenmiyor. Ülkemiz dünyanın on yedinci büyük ekonomisi olmasına rağmen, yüksek teknolojili ürün ihracatında otuz dokuzuncu sırada yer alıyor. Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu verilerine göre, yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içindeki payı 2014 yılı ilk çeyreğinde %3,8 olarak gerçekleşmiş iken, ithalat içindeki payı ise %14 olarak gerçekleşti. 2023 ihracat stratejimizde yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayii ihracatı içindeki payı hedefimiz ise %8 olarak belirlenmiş durumda.

Bu noktada TÜİK’in istatistiksel verilerine dayanarak bazı ilginç dış ticaret rakamlarımızdan örnekler verelim. 2013 yılı itibariyle yaklaşık 250 milyar doları ithalat ve 150 milyar doları ihracat olmak üzere 400 milyar dolarlık bir dış ticaret hacmine ulaşmış durumdayız. Geçmişe baktığımızda, sadece 1930 ve 1976 yılları arasında ihracatımızın ithalatımızı karşılama oranı %100’den fazla olarak gerçekleşmiş ve ülke olarak dış ticaret fazlası vermişiz. 1947 yılından itibaren ihracatımız ithalatımızı karşılama oranı %100’ün altına düşmüş ve 1975 yılında dip seviye olarak %29,6’yı görmüş. Son yıllarda bu oran %60’lı rakamlarda sıkışmış durumda. Nitekim 2013 yılında %60,3 olarak gerçekleşti.

Peki engeller neler

İhracatın önündeki en büyük engellerden birsi aslında firma yönetimleri. Öyle ki ihracatı bir saygınlık göstergesi olarak görüp komşu firma ihracat yaptı diye ihracat yapmak isteyen, ancak alt yapısı buna uygun olmayan firmalarda çeşitli problemler yaşanabiliyor. Sadece istemek değil her anlamda gerekli altyapıyı oluşturmakta fayda var. Yoksa sadece denedik olmadı şeklinde bir macera olarak kalıyor, firmalar açısından sürdürülebilir olmuyor.

Girişimci ruha sahip firmalarımızın ihracatta engellerinden bir diğeri; doğru hedef pazar belirleyememeleri, belirledikleri hedef pazarı doğru analiz etmemeleri ve özellikle de hedef pazarın yabancı dili ve kültürüne yeterli önemi vermemeleri olarak söylenebilir. Dünya ticaretinde bazı pazarlar firmalar için çeşitli fırsatlar sunuyor olabilir. Bu pazarlarda iş yapma kültürleri ve dil konusuna hâkim olmak önem arz ediyor. Bu konularda firmalar İhracat Bilgi Platformu’nun ülke masaları (www.ibp.gov.tr/pg/section-pg-ulke-ndx.cfm), Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) (www.deik.org.tr) iş konseyleri, ilgili ülkelerde bulunan ticari ataşelikler (www.musavirlikler.gov.tr) gibi farklı noktalardan destek alabiliyor. Hedef ülkenin dili firma için problemse iletişim için her iki tarafın da hâkim olduğu ortak bir yabancı dilin olması önemli.

İhracat yapan firmalar için, hedef pazarlarındaki toplumsal değerler ve kültürel yapı da ürünlere olan talebi ve pazarlama yöntemlerini etkileyebiliyor. Sunulan ürün veya hizmetin, hedef pazardaki din, dil, aile yapısı, sosyal sınıflar ve toplumsal değerler göz önünde bulundurularak şekillendirilmesi gerekiyor. Ürünün ismi hedef ülke dilinde farklı bir anlama geliyor olabiliyor veya ürün ambalajının rengi ürüne olan talebi azaltabiliyor. Bu nedenle ürünü ve ürünün pazarlamasını etkileyen unsurları, iç pazar için hazırlanmış mevcut haliyle değil hedef pazarı inceleyerek şekillendirmekte fayda var.

Her ülkenin çeşitli alanlarda diğer ülkelerle ortak kullandığı bazı standartlar mevcut. Yine her ülkenin kendi iç pazarlarına ait farklı standartları ve teknik düzenlemeleri olabiliyor ve bunlar ihracatçı firmaların ürün veya hizmetlerini direkt veya dolaylı yoldan etkileyebiliyor. Bu tür durumlara; basınçlı kaplar ve oyuncaklar gibi bazı ürünlerde uyulması gereken CE standardını, kimyasalların kullanımını belirleyen REACH tüzüğünü, etiket ve ambalajlamayı belirleyen CLP tüzüğünü, farklı ülkelerde farklı voltajlarda elektrik kullanımını örnek olarak verebiliriz. Firmaların bu standartları ve teknik düzenlemeleri karşılayabilmek için bazı kalite belgelendirmeleri yapmaları, ürünlerinin hammaddesinden tutun da üretim süreçlerinde kullanılan malzeme ve kalıplara kadar değişikliklere gitmeleri gerekebiliyor.

Her ülke kendi mevcut veya gelişmekte olan sanayilerinde yer alan üreticileri korumak ve desteklemek, dış ticaret dengesi sağlamak gibi farklı amaçlarla gümrüğe gelen ürünlere yüksek gümrük vergileri veya kotalar uygulayabiliyor ve bu tür uygulamalar ihracatçı firmalar açısından engel teşkil edebiliyor. Belki bu noktada hedef pazara başka pazarlar üzerinden giriş yapmak veya hedef pazarda üretim yapmak için ortak bulmak veya ürünleri demonte gönderip hedef pazarda montajını gerçekleştirmek gibi farklı alternatifler uygulanabiliyor.

Bazı ülkeler dış ticaret konusunda kendi aralarındaki ticareti kolaylaştırmak ve artırmak amacıyla serbest ticaret anlaşmaları (STA) imzalıyor. Buna göre taraf ülkeler arasında belirli grup ürünler için gümrük vergileri azaltılarak belirli bir süre sonunda sıfırlanıyor. Bu konuda ülkemiz açısından bir sıkıntı da AB’nin STA imzaladığı ülkelerle Türkiye’nin ayrıca bir STA imzalamak zorunda kalmasından geliyor. AB ile olan gümrük birliği bu tür serbest ticaret anlaşmalarını içermiyor maalesef. Bunun son örneği, AB ile Ukrayna arasında imzalanan STA’dır. Bu noktada Ukrayna ile yürütülen STA müzakereleri önem kazanıyor. Hedef pazar ile ülkemizin STA yok ise, anlaşması olan ülkelerdeki rakip firmalar avantaj elde etmiş oluyor.

Bazı ülkeler ile yapılan ticarette lojistik imkânları ürünlerin hedef pazarda taşınması ve dağıtımında kısıt teşkil edip ekstra masraflara yol açabiliyor. Bazı ülkelerle yapılan ticarette ise para transferinde kambiyo problemleri yaşanabiliyor. Örneğin bankacılık sistemleri gelişmiş ülkelerle akreditif problemleri yaşanmazken, Afrika ülkeleri gibi gelişmekte olan ülkeler ile nakit çalışmak en doğru seçenek olabiliyor.

İhracatı hedefleyen firmaların, dış ticaret konusunda kendilerine bir rota belirlerken karşılaşabilecekleri engeller konusunda önceden gerekli adımları atarak hazırlıklı olmalarında fayda var.

* Yayınlandığı yerler:
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Ekim 2014 sayısı

Ticaretin rotası ihracat*

gemi

Ticaret ürünlerin ve hizmetlerin üretim aşamasından tüketim aşamasına kadar ekonomik değer taşıyan başka nesnelerle değiştirilmesi olarak tanımlanıyor. İster ürün üretsin, ister hizmet versin, isterse de bu ürünlerin ve hizmetlerin hedef müşterilerine ulaştırılmasında aracılık yapsın; her bir firma farklı cephelerinde de olsa ortak bir ticari savaşın içerisinde kendi hayatta kalma mücadelesini veriyor.

Ülke içerisinde meydana gelen ekonomik dalgalanmalardan etkilenmek istemeyen firmalar, maliyetlerini düşürmeye çalışırken mevcut üretim kapasitelerini yükseltip yurt içinde yeterli satış olanağı yaratamayan firmalar, daha kısa vadelerle veya peşin olarak satış yapmak isteyen firmalar, hatta bazen komşum ihracat yapmış ben de yapmalıyım bu artık bir prestij meselesi diye düşünen firmalar, her biri kendilerince haklı nedenlerle ihracata yöneliyorlar.

İhracata başlayacak firmaların ihracat yapabilmek için yeni müşteriler bulması, onların ihtiyaç duyduğu ürün ve hizmetleri, ödemeye razı olacakları fiyatlarla onlara ulaştırarak sunması gerekiyor. Her ne kadar ülke içinde gerçekleştirilen ticaret ile uluslararası gerçekleştirilen ticaret temelde birbirleriyle benzer olarak görülseler de ihracat konusunda karar alırken iyi bir analiz yapmakta ve bir ihracat planı oluşturarak hareket etmekte fayda var.

İhracata başlarken

İhracata başlamadan önce, “yurt içindeki müşterilerim benden alıyor, yurt dışındaki müşteriler de benden alırlar” özgüveniyle harekete geçmeden önce, ürünün yurt dışındaki müşteriler tarafından da seçilebilir olması için neler yapılmalı, ne tür bir politika izlenmeli konuları üzerinde objektif olarak düşünmek gerekiyor. Bu noktada firmaların ürünleri, fiyatları veya ürünlerin yanında sundukları diğer hizmetler ile ayırt edici üstünlüklere sahip olmaları avantaj teşkil ediyor.

İhracatı hedefleyen firmalar için, ürüne uygun hedef pazar(lar) belirlemek, hedef pazarda mevcut rakip firmaları ve onların ürünlerini araştırmak, ürünün tasarımdan hedef pazarda sunumuna, dağıtım kanallarından yasal gerekliliklere kadar birçok konuda araştırma yapmak önem arz ediyor. Günümüz dünyasında internet üzerinden yapılacak bir masa başı araştırması ile tüm bu konularda oldukça kaliteli bilgiler toplamak mümkün.

İhracat yapabilmek için firmaların sektörleriyle ilgili olan ihracatçılar birliğine kayıt olmaları yeterli. İhracat kararını alan firma yönetiminin bu kararın gerçekleştirilebilmesi için yeterli bilgi ve tecrübeye sahip bir ekip oluşturması, ekibin eksikliklerinin giderilmesi ve ekibe gerekli desteği vermesi önemli.

Firmalar masa başı araştırması ile ortaya kondukları hedef pazarlarda düzenlenen fuarlar, heyetler ve ikili görüşmelere katılarak veya direkt olarak hedef pazarlarında belirledikleri müşterilere yapacakları ziyaretler ile pazarları yerinde incelemeli ve ilgili pazara yapılması düşünülen ihracat potansiyelinin gerçekleştirilebilip gerçekleştirilemeyeceği üzerine çalışma yapmalı ve pratikte karşılaşılabilecek problemleri önceden tespit etmeye çalışılmalı.

Nelere dikkat edilmeli

Hedef ülkelerde uygulanan ve uyulması zorunlu olan standartlar, ihracat sırasında ürünün yanında bulunması istenilen belge ve sertifikalar hakkında bilgi sahibi olmak gerekiyor. Hedef pazardaki bazı yasal gereklilikler ürünün tasarımında, ambalajında veya taşınmasında değişiklik yapmayı zorunlu hale getirebiliyor.

Hedef pazarın vergilendirme sistemi, ihracatı yapılacak ürünler için gümrük mevzuatındaki kota benzeri tarife engellerinin durumu ve gümrük vergi oranları araştırılmalı. Serbest ticaret anlaşmaları yapılmış pazarlar, vergi indirimleri söz konusu olduğundan ihracata başlama açısından daha cazip olabiliyor. Güney Amerika, Avrupa ve Afrika bölgelerindeki ülkelerinin kendi aralarında kurdukları gümrük birlikleri, firmaların hedef ülkelerinin içinde bulundukları bölgeler açısından fırsat olarak değerlendirilebilir.

Ürünün fiyatını belirlerken ürünün teslim ve ödeme şekillerinin dikkate alınması gerekiyor. Seçilen taşıma şekline göre navlun ve sigorta masrafları değişken olacağından hangi aşamadaki hangi masrafların ihracatçı hangilerinin ise ithalatçı tarafından karşılanacağının belirlenip ürün maliyetleri belirlenirken dikkate alınması gerekiyor. Ayrıca ihracat bedelinin firmanın kasasına girene kadar firmanın katlanacağı finansal maliyetleri de ürün maliyeti kapsamında değerlendirmekte fayda var.

Firmalar hedefledikleri pazarlarda direkt olarak yer almak yerine arada acente, distribütör gibi aracılar ve komisyoncularla da çalışmak isteyebilirler. Bu durumda verilecek komisyonlar sebebiyle maliyetler ve pazara sunum için belirlenecek fiyatlar da değişecektir.

Unutmamak gerekir ki hedef pazardaki rekabette firmayı ve ürünlerini korumak için marka, tasarım, patent gibi fikri ve mülki haklar konusunda gereken adımları atmak gerekiyor. Hedef pazarlarda yaptırılmayan tesciller veya alınmayan patentler nedeniyle yasal mücadelede gerektiren durumlarla karşılaşıldığında firmaların eli zayıf kalıyor.

Destekler

İhracatçı firmaların pazarlama alanında yapacakları pazar araştırması seyahatleri, satın alacakları araştırma raporları, katılacakları fuarlar ve ikili görüşmeler, hedef pazarlarında açacakları ofis ve depolar, hedef pazarlarda yapacakları reklam, broşür benzeri pazarlama faaliyetleri konularında devlet desteklerinden faydalanma imkânları mevcut.

İhracatçı firmaların operasyonel alanda alt yapılarını ve ürünlerini gelişmeleri için alacakları kalite belgeleri, patentler, eğitim ve danışmanlıklar ile yapacakları tasarımlar konularında da devlet destekleri kullanmaları söz konusu. Firmalar pazarlama ve operasyonel faaliyetleri için Ekonomi Bakanlığı’nın desteklerinden faydalanabiliyor.

Her ne kadar uyulması gereken kurallar, gerçekleştirilmesi gereken yasal prosedürler firmalar tarafından çok görülse de dâhilde işleme ve hariçte işleme rejimleri ihracat yapmak isteyen firmaların ellerini rekabet konusunda güçlendiriyor.

Firmalar ihracat yapmak için gerekli finansman konusunda Eximbank’tan kredi kullanabilecekleri gibi yaptıkları ihracatları da Eximbank aracılığıyla sigortalayarak riskli pazarlarda alacaklarını garanti altına alabiliyorlar.

* Yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Temmuz 2014 sayısı
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Ağustos 2014 sayısı