Siyah ve beyaz taş hikayesi

Siyah ve beyaz taşlar

Hayatın her alanında çeşitli zamanlarda insanların veya kurumların samimi olmadıkları, işin içinde bir bit yeniğinin olduğu düşündüğünüz durumlarla karşılaşmışızdır. Bu konuya bir Çin hikayesini örnek olarak vermek istedim.

Vakti zamanında bir Çinli tüccar güzel kızı ile birlikte yaşıyormuş. Bu tüccarın işleri son zamanlarda giderek kötüye gidiyormuş. Bu gidişata karşı çare üretemeyen tüccar, yaşlı ve çirkin bir tefeciden borç almak zorunda kalmış. Borcunun karşılığında ise evini tefeciye teminat olarak göstermiş. Okumaya devam et

100 altın isterim, 99 olursa razı olmam

Nasrettin Hoca

Nasreddin Hoca evinde dua ediyormuş: “100 altın isterim, 99 olursa razı olmam!” Hoca’nın bu dediğini duyan komşusu, Hoca’yı imtihan etmek istemiş. Hoca’nın bacasından aşağı içerisinde 99 tane altın olan bir kese atmış. Düşen kesenin sesini duyan Hoca keseyi açmış, içindeki altınları saymış. Altınların 99 tane olduğunun farkına varındac “99 altını veren, 1 taneyi de verir elbet” deyip işine gücüne koyulmuş. Okumaya devam et

Kardeşlerin rekabeti

Adolph ve Rudolph kardeşler arasındaki rekabet

İyi ile kötünün, hatta iyiler arasından en iyi olanların ayrılmasını ve daha iyi olanların prim yapmasını sağlayan pozitif bir ayıklama aracı olarak tanımlanan rekabet, hayatın her safhasında karşımıza çıkıyor. Hatta kardeşler arasında bile.

İki kardeş arasındaki rekabet

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde Adolph ve Rudolph adlı iki kardeş Almanya’nın küçük bir kasabasında ayakkabı yapıp satmak üzere bir atölye açmaya karar verir. Hemen harekete geçen kardeşler, kısa bir sürede bu kararlarını hayata geçirir ve bu küçük kasabada mütevazı bir atölye açar. Okumaya devam et

Daha hızlı koşmak önemli midir?

hızlı koşmak

Bir atasözü der ki, “Sular yükseldiğinde balıklar karıncaları yer, sular çekildiğinde de karıncalar balıkları. Kimin kimi yiyeceğine suyun akışı karar verir”. Yani üstünlük durumu değişken.

Üstünlüğün değişken olması gibi sanırım iş birlikleri ve arkadaşlıklar da değişken. Koşullar değiştiğinde davranışlar da farklılaşabiliyor. Bunu aşağıdaki alıntıdan da anlıyoruz: Okumaya devam et

Farklılaşma hayatta kalmak demektir

Farklılaşma

1930’lu yıllarda Sovyet bilimci G. F. Gause, küçük organizmalar üzerinde çok ilginç bir dizi deney yapıyor. Bir cam kavanoz içine çok sınırlı miktarda yiyecekle birlikte aynı familyadan ama farklı türlerden iki adet tek hücreliyi koyuyor. Bu yaratıkların işbirliği içine girdiklerini ve sınırlı yiyeceği paylaştıklarını görüyor. Her iki tek hücreli de yaşamaya devam ediyor.

Daha sonra Gauss deneyini değiştiriyor. Bu defa cam kavanoza aynı familyadan ve aynı türden iki adet tek hücreli ve sınırlı miktarda yiyecek koyuyor. Yaratıkların kavanozda kavga edip öldüklerini gözlüyor.

Aynı türün üyeleri genellikle benzer alışkanlıklara ve yapılara sahip olurlar; birbirleri ile rekabete girdiklerinde bunların arasındaki kavga, farklı türler arasındaki kavgaya kıyasla çok daha şiddetli olur.

Farklılaşma kıssasından hisse

Giderek, tek hücrelilerden farkımızın olmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Yiyecek kısıtlı, müşteri az, yiyeceğe saldıran çok ve saldıranların hepsi de “aynı türden”. Böylesi bir ortamda müşteri kapma yarışı rakiplerin her birini “kaybeden” haline getiriyor. Çıkış yolu ise herkesin kendisine ait bir “niş” piyasası olması, bu piyasayı domine etmesi ve bu niş alanda farklılığını sürekli yeniden yaratarak yaşam koşullarını güçlendirmesi.

 

Kaynak: Girişimcilik Okulu – E. Aysan Doğaner