Enerji verimliliği*

enerji verimliliği

Dünya nüfusu yılda ortalama %1, dünya enerji talebi ise %1,6 civarında artıyor. Bu tempoyla 2030 yılında dünya nüfusunun 8,2 milyar kişi olacağı tahmin ediliyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın yapmış olduğu tahminlerde küresel birincil enerji talebinin 2005 yılına kıyasla 2030 yılında %55 oranında artacağı öngörülüyor. Enerjinin birçok sektörde üretimin ana girdi maliyetlerinden birisi olduğu ve talebin giderek arttığı düşünülürse enerjinin günümüzde ve gelecekte artan önemde uluslararası politikalara yön veren, ülkelerin geleceğini şekillendiren bir kaynak olduğu tartışılmazdır.

2008 yılı itibariyle, tükettiğimiz enerjinin % 80’ini ithal eden bir ülkeyiz. Ülkemizde tüketilen toplam enerjinin %36’sı ısıtma, soğutma ve aydınlatma amaçlı olarak binalarda kullanılıyor. 5 Aralık 2009’da “Bina Enerji Kimlik Belgesi” ve merkezi ısıtma sistemini zorunlu kılan “Binalarda Enerji Performansı (BEP) Yönetmeliği” yürürlüğe girdi. Yönetmelik kapsamında, 1000 m²’nin üzerindeki binalara “Enerji Kimlik Belgesi” zorunluluğu getirildi. Buna göre binaların ısıtma, soğutma, sıhhi sıcak su ve aydınlatma amaçlı enerji kullanımındaki verimliliğine bağlı olarak A, B, C… gibi sınıfları belirten belli değerleri taşıyan belgeler düzenlenecek. Yeni binaların inşaat izninde Enerji Kimlik Belgesi şartı aranacak ve Enerji Kimlik Belgesi olmayan binaya inşaat izni verilmeyecek. Yönetmeliğin tam anlamıyla uygulandığı takdirde binalarda enerji tüketiminin en az %50 azalacağı ve bunun parasal değerinin ise yıllık 7 milyar dolar tasarruf demek olduğundan bahsediliyor.

OECD ülkeleri ortalamasına göre enerjiyi iki kat daha verimsiz kullanan/israf eden ülkemizde enerji verimliliği daha bir öncelik kazanıyor ve daha fazla fırsatlar içeriyor. Kuşkusuz en ucuz enerji ise tasarruf edilen enerji. Yapılacak yeni yatırımlar kadar, enerjinin üretim, depolama, iletim ve tüketim aşamalarındaki verimlilik artırıcı çalışmalar da önem arz ediyor.

Evlerimizde kullandığımız elektriğin ortalama %80’i elektrikli aletlerce tüketiliyor. Enerji etiketi, bir cihazı yıllık enerji tüketimi bazında A’dan G’ye kadar harflerle ifade edilen yedi grupta sınıflandırıyor. A harfi en düşük enerji tüketim sınıfını gösteriyor. A sınıfı elektrikli aletler ortalama %45 daha az enerji tüketiyor. Bir yandan da yapılan araştırma sonuçlarına göre; çamaşır makinesine sahip olanların %31’i, bulaşık makinesine sahip olanların %55’i makinelerini kaç derecede çalıştırdıklarını bilmiyor.

Binalarımızda kullanılan enerjinin büyük oranını ısınmak için tüketiyoruz. Bu nedenle faturalarda en büyük düşüş yalıtımla sağlanıyor. Yalıtım ile ısıtmanın yanı sıra soğutma amacıyla harcadığımız enerjide de ortalama %50 tasarruf imkânı yaratıyor. Üstelik ısı yalıtımının maliyeti toplam bina maliyetinin sadece %3 ila 5’i kadar. Yüksek enerji tasarrufu nedeniyle yalıtım, yatırım maliyetini birkaç sene içinde karşılıyor. Isı yalıtımı, fosil yakıt tüketimi nedeniyle atmosfere salınan sera gazı etkisini yarı yazıya azalttığı için küresel ısınma ile mücadeleye de katkı sağlıyor.

Enerji Bakanlığı tarafından yapılan çalışmada binalarda %30, sanayide %20 ve ulaşımda %15 oranında enerji tasarrufu potansiyeli mevcut olup, yapılacak verimlilik artırıcı projelerle ülkemize yılda 7 milyar TL’nin kazandırılabileceği belirtiyor. Elektrik İşleri Etüd İdaresi verilerine göre, 2007 yılında ülkemizde 17 milyon olmasına rağmen enerjinin verimli kullanılmaması nedeniyle 70 milyon konuta yetecek kadar enerji harcanmıştır.

Avrupa Parlamentosu otomobil lastiklerine, lastiklerinin enerji verimliliği, güvenliği ve gürültü seviyesi hakkında ayrıntılı bilgi veren bilgi etiketlerinin yapıştırılması teklifini kabul etti ve bu yeni uygulamanın 2012 yılında yürürlüğe girmesi bekleniyor. Buna göre, lastiklere yapıştırılacak bilgi etiketlerinde üç kategori bulunacak. Kategorilerden ilkinde lastiğin enerji verimliliği, A ile G arasında derecelendirilecek. Tüketicilerin özellikle buzdolaplarından yakından tanıdığı derecelendirme sisteminde, yeşil renkteki A enerji bakımından en verimli lastiğe, kırmızı renkteki G ise enerji sarfiyatı en yüksek lastiğe işaret edecek. Etikette yer alacak diğer kategorilerin ise lastiğin gürültü seviyesi ve lastiğin güvenliği hakkında olması öngörülüyor.

Avrupa Birliği 2020 yılına kadar toplam enerji tüketiminde %20 enerji tasarrufu sağlamayı, güneş enerjisi, ısı pompası gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam enerji tüketimindeki oranını %20‘ye çıkarmayı ve 2020 yılına kadar sera gazı emisyonlarını 1990 yılı seviyesine göre %20 oranında azaltmayı hedeflemektedir.

Enerji Bakanlığı verilerine göre, Türkiye‘nin kendi enerji üretimi 1990 yılında toplam ihtiyacının %47’sini karşılarken, günümüzde bu oran yaklaşık %25‘tir. Ülkemizde enerjinin verimli kullanılmaması bir yandan enerji israfına ve dışa bağımlılığa yol açmakta, diğer taraftan da sera gazlarının yayılması ve çevre kirliliğine neden olmaktadır.

Enerji sanayi için vazgeçilmez bir faktördür. Ülkemiz enerjiyi optimum seviyede kullanılmıyor ve gelişmiş ülkelerdeki benzer tesislere göre aynı miktarda üretim için daha fazla enerji kullanılıyor. Son zamanlarda bilhassa doğal gaz ve diğer enerji girdilerinde görülen aşırı fiyat artışları imalat maliyetlerinin düşürülmesi için enerji verimliliğinin artırılmasının ne kadar önemli olduğunu çok belirgin bir şekilde ortaya çıkardı. Bu yüzden şirketler, gerek finansal yapıları için, gerekse küresel ısınma açısından önem taşıyan enerji verimliliği konusunda, etkin şekilde hareket etmek zorundalar.

Sanayide sistemlerin mevcut durumdaki performansları ölçülmemekte, dolayısıyla performans iyileştirmesi için elde bilgi mevcut olmamakta ve bilgilerin işleneceği yöntemler uygulanmamaktadır. Birçok yönetici sistemlerinin verimsiz olduğundan habersiz olduklarından, enerji verimliliğini önemsemeyerek sadece üretime odaklanmaktadır. Bu konulara dikkat edilerek enerji verimsizliğinin önüne geçilebilecektir.

Enerjide verimliliğin artırılması önemli bir husus ve bu konuda; sanayici, bağlı olduğu odalar, birlikler ve devlet kurumları enerji verimliliği konusunda problemlerin tespiti ve çözüm imkânlarının araştırılmasında hep birlikte koordineli bir şekilde çalışmalıdır. Çünkü enerji talebi ve fiyatları gelecekte artmaya devam edecek ve alternatif enerji üretme imkânlarının yaygınlaştırılması gerekecektir.

Sanayide üretim ve ona bağlı konularda enerji verimliliğinde yapılaması gerekenler haricinde, diğer binalarda verimlilik artışına giren diğer hususlar, fabrika binaları için de geçerlidir ve bunların da birer maliyet faktörü olduğu unutulmamalıdır.

Sanayi kuruluşlarındaki bazı enerji verimlilik uygulamaları hiç yatırım yapmadan sadece bazı alışkanlıkların değiştirilmesiyle de sağlanabilir. Bunlar tesisin süreçlerine ve teknolojisine bağlı olarak %3 ila 10 arasında tasarruf sağlayabiliyor. Daha uzun vadeli ve bazı yatırımlarla gerçekleşecek enerji tasarruf uygulamaları da vardır. Bu yatırımların geri dönme süresi 6 ay ile 2 yıl arasında değişebiliyor.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Şubat 2010 sayısı
– 18.02.2010 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Mart 2010 sayısı

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir