Parkinson hastalarının hayatlarını kolaylaştıran teknolojiler

Parkinson, beyin hücrelerinde kayıp ile seyreden, tıpkı kemik erimesinde olduğu gibi, sinsi ve yavaş ilerleyen bir hastalık olarak tanımlanıyor ve yaklaşık olarak toplumun binde 2’sinde görülüyor. Modern tıbbın tedavi üretmeye çalıştığı hastalığın temel belirtileri; titreme, vücudun öne doğru eğilmesi, konuşma bozukluğu, hastanın hareketlerin yavaşlaması ve yürürken kollarını sallamaması şeklinde gerçekleşiyor.

Hareketlerin yavaşlaması ve ellerdeki titreme sonucu Parkinson hastaları, günlük aktivitelerini gerçekleştirirken çeşitli problemler yaşıyorlar. Örneğin yazı yazarken yazıya büyük boyutta harflerle başlayıp gittikçe harfleri küçülterek devam ediyorlar ve yazının okunması gittikçe güçleşiyor. Birçok durumda okunaklı başlayan yazı giderek kargaşık burgaşık bir hâl alıyor.

ARC1

Bu konuya bir çözüm getirmeye çalışan İngiliz tasarım grubu Dopa Solutions’ta çalışan tasarımcı Lucy Jung’ın başını çektiği bir ekip, Parkinson hastaları için ARC ismini verdikleri özel bir kalem tasarladı. 14 kişi ile yapılan denemelerde, kalemin içerisinde kullanılan yüksek frekanslı titreşim motorları sayesinde, kalemin kâğıdın üzerinde daha az bir eforla hareket ettirilmesi, %86 oranında daha okunaklı ve daha büyük yazı yazmak mümkün oldu. Halen test aşamasında olan ve geliştirime çalışmaları için sponsor aranan ürünün videosunu aşağıda izlemek mümkün.

Parkinson hastalarının ellerindeki titremeden dolayı sadece yazıları etkilenmiyor elbette. Çok daha temel ihtiyaçları olan yemek yeme sırasında ellerinde oluşan titremeler, yemeğin hastanın üzerine dökülmesine, bu yüzden birçok Parkinson hastasının özgüveninin sarsılmasına ve yaşama enerjilerinin düşmesine sebep oluyor.

LiftWare1

Lift Labs’ın tasarladığı LiftWare isimli dâhiyane kaşık, Parkinson hastalarının yemeklerini yerken ellerinin titremesinden kaynaklı kaşıktan yemek dökülmesi problemini ortadan kaldırmış durumda. 295 dolardan satılan ve sadece Amerika içine gönderimin yapıldığı kaşığın ucu ise değiştirilebiliyor ve dilerseniz çorba kaşığı ucu veya çatal ucu da takılabiliyor. Her bir ucun bedeli ise 19,95 dolar. Ürünün videosunu aşağıda izlemek mümkün.

ARC ve LiftWare gibi ürünler sayesinde, Parkinson hastalığının tedavisi ile mücadele eden hastalara, bir yandan günlük hayatta yaşadıkları problemleri minimize etme olanağı sunulurken bir yandan da yaşanabilecek özgüven kayıplarını azaltarak hayata tutunmalarında destek olunuyor.

Uçak teknolojisindeki ekran şimdi arabalarımızda

Navdy5Araba kullanırken cep telefonu kullanmak, gelen çağrıya cevap vermek zorunda olmak gibi sebeplerle tüm dikkatin yola verilmesi mümkün olmuyor ve bu durum bazen kazalara neden oluyor. Navdy, sürücülere ihtiyaç duydukları bilgiyi ihtiyaç duydukları zaman vermek ve onların dikkatlerinin dağılmasını en aza indirmek için tasarlanmış görev odaklı olarak tasarlanmış bir cihaz.

San Francisco merkezli bir girişimin ürünü olan ve 130 (w) x140 (d) x 95 (h) mm ebatlara sahip Navdy’nin 5,1 inç (13 santimetre) şeffaf göz hizası yardımcı ekran (HUD: head-up display), bilgileri sahibi olduğunuz aracınızın içerisinde sanki sizin 6 feet (183 santimetre) önünüzdeymiş gibi yüksek kalitede yansıtıyor.

Navdy ile artık düğmeler, dokunmatik ekranlar gibi kontrollere erişmek için sürücünün başını aşağıya doğru eğerek telefonunun ekranına bakmasına gerek kalmıyor. Sahip olduğu kızıl ötesi kamera aracılığıyla Navdy, doğal el ve kol hareketleri ile temassız bir şekilde kullanılabiliyor. Örneğin gelen bir çağrıyı sürücü elini sola doğru kaydırarak cevaplayabiliyor, zamansız bir uyarıyı elini sağa doğru kaydırarak kolayca reddedebiliyor.

İvmeölçer, e-pusula, ortam ışığı sensörü gibi özelliklere de sahip olan Navdy, iPhone veya Android telefonlara nazaran 40 kat fazla parlaklığıyla güneş altındaki sürüşlerde bile gayet iyi bir görüntü sağlıyor. Navdy’nin ses tanıma özelliği sayesinde Google Now veya Siri’de olduğu gibi sesli komutlar vererek yazı yazmak, tweet atmak veya telefon araması yapmak mümkün. Navdy’nin WiFi (802.11 b/g/n), Bluetooth 4.0/LE bağlantılarının yanı sıra Bluetooth veya 3.5mm minijack aracılığıyla ses çıkışı ve mini USB bağlantısı var.

Navdy hem iPhone hem de Android telefonlarla kullanılabiliyor ve sürücü telefonundaki diğer uygulamalara kolaylıkla erişebiliyor. Telefon ekranında gözüken herhangi bir uyarı (metin, sosyal medya, vs) Navdy’de gösterilebiliyor, yüksek sesle okunabiliyor veya bu özellikler tamamen devre dışı bırakılabiliyor. Kullanıcıya ise sadece neyin gözükmesini istediğine karar vermesi kalıyor. Aynı zamanda Navdy’de gençlerin güvenliği için ebeveyn kontrolleri de yer alıyor.

Navdy opsiyonel 12 volt güç adaptörü ile aracın bilgisayarına bağlanarak; aracın performansı, yakıt ekonomisi, lastik basıncı, motor devri veya araç yazılımının sunduğu tüm diğer veriler de yansıtılabiliyor. Navdy Google Maps ile uyumlu çalışıyor ve diğer navigasyonlar ile de yakında çalışacağı söyleniyor. Normalde cep telefona bir arama geldiğinde navigasyon görünmez olur ve ekranda çağrı bilgileri gösterilir. Navdy’de ise ikisini de aynı ekranda görmek mümkün. Navy aynı zamanda herhangi bir müzik uygulamasıyla da çalışıyor.

Savaş uçaklarında görmeye alışık olduğumuz teknoloji Navdy ile günlük hayatımıza giriş yapıyor. Teknolojinin yakın zamanda popüler olacağını ve önümüzdeki dönemde belki de araç donanımında bir standart olarak sunulacağını söylemek mümkün. Merak edenler için şu anda 299 dolara ön siparişi alınan ürünün 2015 yılının başlarında piyasaya çıkması bekleniyor. 10 dolarlık gönderim ücretiyle ABD dışına da ürün gönderiliyor. Ancak şu an sadece İngilizce olarak kullanmak mümkün.

Ürün videosu: http://youtu.be/pKL4PJICS40

Tribünlerde fanların yerlerini robotlar alıyor

Robot seyirciler takım fanlarının yerini alıyor

Robot seyirciler takım fanlarının yerini alıyor

Güney Koreli Hanwah Eagles beyzbol takımı, stadyuma gelemeyen fanlarının yerine “tribünden tezahürat yapmak için tasarlanmış” dünyanın ilk robotlarını (fanbot) üç sıra halinde tribünlerine yerleştirdi. Bu çıkış ile beraber Hanwah Eagles takımı, kendi maçlarında atmosferin geliştirilmesiyle oluşacak ilave cesaretlendirmenin takıma daha büyük başarılar için ilham vereceğini umuyor. Çünkü takım son beş sezonun dördünü lig sonuncusu olarak tamamlamış, aksi halde maçlarda tribünlerin boş kalması işten bile değilmiş.

Günümüz teknolojik ortamında stadyuma gelemeyen seyircilerin oyunu internetten veya cep telefonlarından izleme imkânları mevcut. Karşılaşmanın önemli anlarında fanbotlar taraftarlar adına tezahürat yapabiliyorlar. Böylece taraftarlar ve fanbotlar zaferlerini birlikte kutlayabiliyorlar.

Fanbotlara birer takım forması giydirilmiş ve her birinde yüz yerine oyunu izleyen taraftarın resmini gösterme olanağı sunan birer LED ekran var. Fanbotlar takımın fanları tarafından bilgisayar veya telefon aracılığıyla gönderilen mesajları ekranlarında gösterebiliyor, hatta iletilen mesajların LED panellerde kaydırılarak gösterilmesi için uyum içerisinde çalışabiliyorlar. Takım destekçilerinin yazacakları mesajları kişiselleştirmek adına özelleştirilmiş profiller kurmaları da mümkün. Oyunlar sırasında robot seyirciler aracılığıyla şimdiye kadar yaklaşık 90 bin mesaj gönderilmiş durumda. Üstelik fanbotlar tıpkı gerçek insanların yaptığı gibi yavaş dalga hareketi için programlanabiliyor.

Twitter’in son dünya kupasında bizlere gösterdiği gibi, fanlar sosyal medya üzerinde yer almak ve çevrimiçi olarak coşkularını paylaşmak istiyorlar. Fanbotlar bu konuda yeni bir dönemi başlatmış durumda. Önümüzdeki süreçte bu konuda akla gelmeyen daha çok yenilikler görüleceğe benziyor.

Video URL: https://www.youtube.com/watch?v=BBiRLYu8Wjo

Tasarım*

çoklu-priz

Tasarım, insan odaklı olarak; kullanıcısına fayda sağlayan, estetik görünümlü, kullanımı kolay, anlamlı deneyimler yaşatacak ürün/hizmet geliştirme süreci olarak tanımlanıyor. Tasarımın esas amacı insanın hayatını kolaylaştırırken yaşamdan aldığı konfor seviyesini yükseltmek. Günlük hayatta kullandığımız giyeceklerden bunların üretildikleri makinelere, oturduğumuz koltuklardan alış veriş yaptığımız internet sitelerine kadar her şeyin bir tasarımı mevcut.

Tasarımda önemli olan ürün veya hizmet kullanıcılarının sorunlarına, günümüz gelişen teknolojilerinden üst düzeyde yararlanarak daha önce bakılmamış farklı bir pencereden bakarak çözümler üretebilmek. Tasarımda teknoloji ve üretim imkânları önemli de olsa hitap edilen insan grubu, toplum veya çevrenin ihtiyaçlarını iyi analiz etmek de oldukça önemli.

Tasarımda proses, her işte olduğu gibi problemin doğru bir biçimde tanımlanması ile başlıyor. Tasarım için gerekli bilgilerin toplumsal ve kültürel öğelerle harmanlanarak çok sayıda ön tasarımlar çıkarılabilir. Bunlar ortaya çıkarılırken elde edilen geri bildirimler kullanılarak daha iyi sonuçlar için tasarımlar yeniden elden geçirilebilir.

Tasarım günümüzde markalar için önde gelen unsurlar arasında yer alıyor. Globalleşen dünyada markalar, ürün ve hizmetlerini benzerleri arasından reklam ve pazarlamanın yanı sıra özgün tasarımları ile ayrıştırıyor. Endüstriyel tasarımı etkin bir araç olarak kullanmak markanın değerini artırıyor ve şirketlere rekabette önemli avantajlardan birini sağlıyor.

Daha önceleri bir lüks aracı olarak kullanılan tasarım, kaynaklara erişimin kolaylaşması, endüstrileşme ve tüketimin artması ile bir ayrıcalık olmaktan çıkıp ürün veya hizmette aranan ve ulaşılabilen özellikler arasına girdi. Sanayi devrimine kadar üretilen her şey genellikle insanoğlunun bir ihtiyacını karşılamaya yönelikti. Ürünün tasarımından çok fonksiyonelliği ön plandaydı. 1800’lü yılların ikinci yarısında tasarım ön plana çıkmasıyla özel tasarımlı sandalyeler, özel tasarımlı çaydanlıklar seri olarak üretilmeye başlandı. Böylece insanların temel ihtiyaçlarını karşılamada eksik olan bu yön, estetiğin eklendiği tasarımlı ürünler ile kapatılmış oldu.

Tasarım estetik, kullanımı kolay ürünler yapmak olarak algılansa da durum sadece ürün tasarlamakla sınırlı değil. Günümüz dünyasında özellikle gelişmiş ülkelerde; ticaret, yiyecek ve içecek, iletişim, bankacılık, taşımacılık gibi sektörlerde de hizmet tasarımları ön plana çıkıyor. Bu nedenle tasarım dendiğinde sadece ürünlerin tasarımı değil hizmetlerin tasarımı da akla gelmeli. Bir restoran veya bir taşımacılık şirketinden hizmet alırken de hizmet alanın hayatını kolaylaştıran, konforunu artıran yeni tasarımlar geliştirilebiliyor.

Teknolojide her geçen gün meydana gelen değişim ve ilerlemeler tasarım konusuna yeni bir imkân oluşturuyor. İnovasyonun da katkısıyla her alanda önceden mümkün olmayan tasarımlar uygulanabilir hale geliyor. Bu nedenle firmalar teknolojik gelişmeleri yakından takip etmeli ve ürünlerine her geçen gün inovatif düşünce tarzıyla farklı bir gözlerle bakmalı, neyi nasıl daha iyi yapabilecekleri konularına odaklanıp daha iyi tasarımlar ortaya koymalılar.

Tasarım bazı ülkelerde bir yaşam kültürü haline getirilmiş durumda. Şehirlerin kaldırımlardan tutun da günlük hayatta insanların sokaklarda üzerine oturdukları banklara kadar her şey sanki bir tasarım potasında eritilerek gerçekleştirilmiş. Örneğin İsveç’te 1998 yılında çıkarılan “Geleceğin Biçimleri” adlı bir kanunla, insan ihtiyaçlarına uygun nesnelerin tasarlanması teşvik edildi. Buna göre, yapıların ve nesnelerin insan ihtiyaçlarına uyarlanması zorunludur ve bunların biçimleri sayesinde insanları kullanıma yönlendirmeleri gerekir. Tasarım yapılırken çocuklar, yaşlılar, özürlüler gibi gruplar, bu grupların ihtiyaçları ve fiziksel özellikleri ergonomik açıdan dikkate alınarak en geniş insan yelpazesini kapsamalıdır.

Tasarım yalnızca dış görünüş değil, aynı zamanda biçim, sadelik, kullanım kolaylığı, fonksiyonellik ve ekonomikliktir. Apple’ın CEO’su Steve Jobs’a göre, “Tasarım sadece nasıl göründüğü ve hissettirdiği değildir. Tasarım aynı zamanda nasıl çalıştığıdır”.

İyi bir tasarım için, geçmişte başarısını kanıtlanmış örneklerden yararlanmak da mümkün. Ancak tasarımda yaratıcılığın ayrı bir önemi var. Yaratıcılıkta konusunda ise rakiplerle aynı pazara odaklanmışken bu alandaki farklı şeyleri gözlemleyebilme yeteneği ön plana çıkıyor. Bu nedenle firmaların çalışanları için onların yaratıcılıklarını ortaya çıkarabilecekleri çalışma koşullarını sağlamaları önem arz ediyor.

Ülkemizin üretimi ve yapılan ihracat miktarı her geçen yıl artıyor. Dünya rekabetinde önümüzde yer alan ülkelerle rekabet edebilmek için markalaşmaya daha çok önem vermemiz ve bu amaca hizmet edecek tasarımlar ile de fark yaratmamız gerekiyor.

Renklerin kullanımı

Renkler her ne kadar kişisel bir tercihmiş gibi algılansa da kişilerin renkleri nasıl algıladıkları konusu; ürün, firma logosu, vitrin, internet sitesi gibi unsurların tasarımında önemli oluyor. Kırmızı, sarı ve turuncu gibi sıcak renkler davetkâr olup dikkat çekmeye yönelik olarak kullanılıyor. Mavi, yeşil ve mor gibi soğuk renkler ise uyumluluk, güven ve profesyonelliği yansıtıyor. Beyaz renk temizlik ve güvenliği yansıtırken, siyah renk güç, zarafet ve gizemi barındırıyor. Güçlü ve sağlam mesajlar vermek için kahverengi kullanılırken kadınlara hitap eden ürünlerde pembeye ağırlık veriliyor.

Yasal zorunluluklar

Tasarlanan ürünler ve var ise bu ürünler üzerinde bulunan yazılımlar için çeşitli standartlara uymak gerekebiliyor. Örneğin Avrupa Birliği pazarında ve Gümrük Birliği nedeniyle ülkemizde satılacak bir ürünün, eğer Avrupa Birliği direktiflerinden birinin veya birkaçının kapsamına giriyorsa CE işareti taşıması gerekiyor.

Tasarım konusunda destekler

Tasarım konusunda kamu ve özel sektör tarafından atılacak her bir adım, toplumun gelişimi, ihracatın artması ve dolayısıyla refahın artması yolunda katkı sağlayacaktır. Bu nedenle tasarım konusunda kullanılabilecek destekler mevcut.

Konuyla ilgili olarak KOSGEB’in “Genel Destek Programı” altında, işletmelerin ürün tasarımına yönelik olarak aldıkları hizmetler için yapılan harcamalar, içinde bulunduğumuz bölgede %50 oranında ve 15.000 TL üst limite kadar destekleniyor. Burada ürün tasarımı işlemi için patent, faydalı model, endüstriyel tasarım veya entegre devre topografya belgelerinden birinin alınması ile sonuçlandırılmış olması gerekiyor.

Markalaşmanın önemli bir unsuru olan tasarımın doğrudan desteklenmesi amacıyla, 2008/2 sayılı “Tasarım Desteği Hakkında Tebliğ” kapsamında, tasarım şirketleri, tasarım ofisleri ile birlikler, tasarım dernekleri/birliklerinin gerçekleştireceği tanıtım, reklam, pazarlama, istihdam, danışmanlık harcamaları ve yurt dışında açacakları birimlere ilişkin giderlerin %50’si yıllık belirli üst limitler dâhilinde destekleniyor. Konuyla ilgili mevzuata www.ekonomi.gov.tr adresinden ulaşmak mümkün.

TURQUALITY® destek programı kapsamında, Ekonomi Bakanlığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu işbirliğiyle, Türkiye’de kullanıcının ihtiyaçlarını gözeten, ihracatta ve ulusal pazarda ürüne katma değer ve rekabetçi üstünlük kazandıran iyi tasarımları ödüllendirmek amacıyla her yıl “Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri” veriliyor. 2012 yılı için son başvuru tarihi ise 10 Eylül. Süreç ve ödüller hakkındaki bilgilere www.designturkey.org.tr adresinden ulaşılabiliyor.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Mayıs 2012 sayısı
– 28.05.2012 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Ağustos 2012 sayısı