İş sahibinin şapkaları

 

İş sahibinin şapkaları

Resim kaynağı: pixabay.com

Michael E. Gerber’e göre, kendi işini kuran herkesin içinde fiilen “girişimci”, “yönetici” ve “teknisyen” özellikleri taşıması gerekiyor. Bu üç kişinin ayrı ayrı patron olmak istemesi ve dolayısıyla hiçbirinin bir patron altında çalışmaya yanaşmaması ise problem doğurur. Tipik bir küçük işletme sahibinde ancak %10 girişimci, %20 yönetici ve %70 teknisyen ruhu bulunur.

İş sahibinin şapkaları

Teknisyen “bir şeyin doğru yapılmasını istiyorsan kendin yap” ilkesini düstur edinmiştir. Teknisyen,  her zaman mümkün olan veya gerekli olandan daha fazlasını yapmaya çalışır ve adına çalıştığı kişilere güvenmez.

Kendi işine sahip olanların önemli kısmı gerçek girişimciler olmaktan ziyade, “girişimcilik tutkusundan acı çeken teknisyenler”dir. Eğer bir teknisyen yaptığı işin teknik yanlarının nasıl yapılacağını bilmiyorsa, bunun nasıl yapılacağını öğrenmek zorunda kalır. Oysa kendi işini kuran bir teknisyen, işin nasıl yapılması gerektiğini öğrenmek yerine, işyerinin nasıl yürütüleceğini öğrenmeye zorlanır.

Esas trajedi, teknisyen kişinin kendisini başka biri adına çalışmanın kısıtlamalarından kurtaracağını sanarak kurduğu kendi işinin, artık onu köleleştirecek olmasıdır. İşi kurduran girişimcilik hevesi olmasına rağmen, işi yürütecek olan kişi teknisyenin kendisidir. Böylece girişimcilik hayali birden bire o teknisyenin kâbusu haline döner.

Birçok işletme, işyerinin ihtiyaçlarından ziyade işletme sahibinin isteklerine göre yönetilir. İşin çocukluk döneminde, işletme sahibinin işine ayırdığı zaman kendisi için bir sıkıntı yaratmaz, aksine seve seve işe gelir. Çünkü yapacağı işler vardır ve uyku dışında günün büyük bir kısmı, hatta haftanın her günü o işler için iştedir. Aslında iş dışındayken bile sürekli iştedir.

İşlerin birdenbire büyümesiyle birlikte iş sahibi, işlerin artık böyle yürümeyeceğinin farkına varır. İşin taktik yönleriyle zaman kaybetmek; karmaşık, yıpratıcı ve gerçekte anlamsız bir iş halini alır. Bütün işleri tek başına yapabilmesi artık mümkün değildir.

Teknisyen kişi; mali yükümlülüklerini, pazarlamanın gereklerini, satış veya idari işleri yok sayamaz. Gelecekteki çalışanların ihtiyacı olan liderliği, amaçlarını, sorumlu yönetimi, etkili iletişimi, kısaca işini yürütebilmeyi sağlayacak işleri ihmal edemez. Teknisyen kişi işini geliştirmek istiyorsa, bir işyerinin nasıl idare edildiğini, işin dinamiğini bilmeli, nakit akışından, büyümeden, müşteri ilişkilerinden, rekabetten anlamalı.

Bu duruma geldiğinde, birçok teknisyen dükkânının kapısına kilidi vurur ve işi bırakır. Burada teknisyen kişi olmanın bir yanlış tarafı yoktur. Yanlışlık sadece teknisyen özelliklerine sahip kişinin bir iş yeri sahibi olmasıdır.

Ayakta kalabilen işletme, ergenlik aşamasına geçer. Ergenlik aşaması, iş sahibinin yardım almaya karar verdiği noktada başlar. İşe boğulmuş bir teknisyen, bundan kurtulmak için işinde deneyimi olan birisi veya birilerinden yardım isteyebilir.

Ergenlik döneminin başında satışa dönük iş sahibi üreteci kişi, üretime dönük iş sahibi ise satış elemanı arar ve böylece ilk elemanını işe alır. Sonunda iş sahibi özgür kalabilir. İçindeki yönetici uyanır ve teknisyen geçici olarak uykuya dalar. Endişeleri sona erer, çünkü artık bu işi başka biri yapacaktır.

İşe alınan yönetici en kısa sürede başka elemanların da işe alınmasını ister. Böylece iş giderek büyümeye başlar. İş sahibi meşgul olduğu için yöneticiye gerektiğinde adam almasını söyler ve yönetici de alır. İş sahibinin, “feragat ederek yönetim” şeklini uyguladığı ergenlik aşamasında olan her işyerinde ortaya çıkan bir süreç başlar.

Topları çevirirken yere düşen topların sesleri işletme sahibinin kulağını sağır edecek kadar yükselmeye başladıkça, aldığı yöneticiye güvenmemesi gerektiğini fark eder. Düşen topların sayısı giderek arttıkça, işletme sahibi işini hiç kimsenin kendisi kadar ciddiye almadığının farkına varır. Eğer bir iş doğru yapılacaksa, onu yapacak olan kişi kendisidir. Ve böylece işletme sahibi yeniden işin başına geri döner.

Dünyanın neresinde olursa olsun ergenlik aşamasındaki bir iş yerinde, işleri yapması için maaş ödediği yeterince adamı olmasına rağmen, iş sahibinin yapılması gereken işlerle sürekli kendisinin ilgilendiği ve sürekli meşgul olduğu görülebilir.

Burada problem “teknisyen rolündeki iş sahibinin” başka bir yol bilmemesidir. Farklı bir şekilde davranabilmesi için, içinde uzun zamandır uyuyan girişimci ile yönetici kişiliklerini uyandırıp işine katkısı olabilecek yeni maharetler geliştirmesi gerekir. Oysa onun içindeki teknisyen bu kadar bekleyemez ve bir an önce işe koyulmak zorundadır. Gelişmekte olan bir işyeri, sahibinin onu denetleme yeteneğini her zaman aşar.

İşe alınan yöneticinin etkin bir biçimde çalışabilmesi için, teknisyenlikten gelme bir iş sahibinden daha çok, bir yöneticinin verebileceklerine ihtiyacı olur. Böyle biri olmadığında ise işler sarpa sarabilir. Ergenlik aşamasında kalabilmek için işini kaybetme olasılığı iş sahibini tüketir. Her şeyini işine yatırır.

İş sahibi rahatlık bölgesinin dışına çıkmaya başladığında, bir işletmenin girebileceği yalnızca üç yol vardır. Ya çocukluk aşamasını geri döner, ya iflas eder ya da canını dişine takarak konumunu korumaya çalışır.

İş sahibi durumunun farkına varır. Onun bir işyeri değil, bir işi vardır. İstediği zaman kapatamaz, çünkü kapatırsa geliri kalmaz. Teknisyenlikten gelen bir iş sahibi, ergenlik döneminin kaosuna en uygun ve en önceden kestirilebilir tepki olarak, tekrar küçülme kararı alır. Böylece işin çok daha basit olduğu çocukluk dönemine geri döner. Genellikle “tekrar küçülen iş” ölür.

İş başlangıçta farklı biçimde kurulursa girişimcilik hevesine kapılan teknisyen, işe daha geniş ufuklu, girişimci bir açıdan yaklaşarak olacakların önüne geçilebilir. Bunun için nerede olmayı arzu etiğini, orada ne zaman olmayı arzuladığını, ne kadar sermaye gerektiğini, bu işi kaç kişi ile ve nasıl yapacağını, hangi teknolojiyi uygulayacağını planlamalı.

En kötü plan, plansızlıktan iyidir. Ancak doğru yapılırsa, en iyi durum için de en kötü durum için de elinin altında her zaman olası bir plan olur. Burada kilit nokta, iş sahibinin kendisi ve çalışanları için geleceği nasıl gördüğünü planlaması, tasarlaması ve ifade etmesidir.

Olgunluk aşaması, ilk iki aşamanın kaçınılmaz bir sonucu değildir. İşini olgun bir işletme olarak kuran iş sahibi, çocukluk ve ergenlik aşamalarından teknisyen girişimciden farklı bir tarzda geçer.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir