EUREKA*

Günümüzün küresel rekabet ortamında, firmaların rekabette öne geçebilmeleri ancak arge ve inovasyon yetkinliklerini geliştirmeleri ve dünya pazarlarına hitap eden yenilikçi ürünler üretmeleri ile mümkün.

Avrupa’nın geleceğe dair önemli stratejilerinden birisi de ekonomik olarak güçlenirken üretim tabanlı ekonomiden bilgi tabanlı ekonomiye geçmek. Bu noktada teknolojik girişimlerde yapılacak işbirlikleri kilit bir öneme sahip. Ülkemizde AB hedeflerine uyumlu olarak 2013 yılına kadar arge harcamalarının gayri safi yurt içi hâsılamızın %2’sine yükseltilmesi amaçlanıyor. Burada sanayi kuruluşlarının payının artırılması da ulusal hedefimiz.

Ülkemizde, arge ve inovasyon çalışmalarını desteklemek için çeşitli kaynak ve destek mekanizmaları mevcut. TÜBİTAK, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, TTGV ve KOSGEB gibi kurumlar çeşitli destekler veriyor. Avrupa’da da rekabet edebilirliğin artırılmasına yönelik olarak EUREKA, 7. Çerçeve Programı, Rekabet Edebilirlik ve Yenilikçilik Programı (CIP) gibi arge ve inovasyon odaklı değişik programlar yürütülüyor.

EUREKA, pazar odaklı, kısa sürede ticarileşebilecek ürün ve süreçlerin geliştirilmesine yönelik projelerin desteklendiği uluslararası arge destek programı olarak da tanımlanıyor. Avrupa ülkelerindeki sanayi ve araştırma kuruluşlarının dünya pazarlarında rekabet güçlerini artırmaya yönelik olarak ileri teknoloji, ürün ve hizmetlerin araştırılması ve geliştirilmesini, ülkelerarası ortak projeler oluşturulmasını ve yürütülmesini teşvik ediliyor.

EUREKA 1985 yılında AB Komisyonu ve içinde Türkiye’nin de bulunduğu on dokuz Avrupa ülkesi tarafından kurulmuş ve günümüze kadar dört binden fazla arge projesi desteklenerek 29 milyar Euro’dan fazla arge hacmi yaratılmış durumda. Zaman içerisinde mevcut ağın etkisi ve işlevselliği artarak programa üye ülke sayısı da kırka yükseldi.

EUREKA programları firmalara, Avrupa içi ve dışı çeşitli ortaklarla çalışma ve işbirliği yapma avantajı sağlanarak, pazar odaklı dinamik bir yapıya ulaşma imkânı sunuyor. (www.eurekanetwork.org) Ülkemizde EUREKA programının koordinasyonunu TÜBİTAK EUREKA Ofisi yürütüyor (www.eureka.org.tr). EUREKA programına katılan Türk firmalarının arge harcamaları TÜBİTAK tarafından, bünyesindeki sanayiye yönelik destek programı olan “1509 Uluslararası Sanayi Arge Projeleri Destekleme Programı” aracılığı ile sağlanıyor.

Amaçlar ve üye ülkeler

EUREKA programının amaçları Avrupa’nın rekabet gücünü artırmak, pazara yönelik arge çalışmalarını teşvik etmek, kaliteli ürün, yöntem ve hizmetler geliştirmek, sanayi ve araştırma kurumları arasındaki işbirliğini artırmak, ticari değeri yüksek yeni ürün ve süreçlerin geliştirilmesini teşvik etmek ve uluslararası işbirliğini kolaylaştırmak olarak sayılabilir.

EUREKA programına 27 AB üyesi ülke, Güney Kore, Hırvatistan, İsrail, İsveç, İzlanda, Makedonya, Monako, Norveç, Rusya Federasyonu, San Marino, Sırbistan, Türkiye ve Ukrayna üye.

Aranan kriterler

EUREKA projelerinde; en az iki katılımcının program üyesi ülkeden olması, proje çıktılarının en geç iki yıl içinde ticarileşebilecek olması, projelerin sivil amaçlı uygulamalara yönelik olması, arge ortaklıkları kurulmasını gerekli kılması, teknik, mali ve yönetsel kaynakları ve becerileri olan katılımcılarla yürütülmesi ve yeterli seviyede yeni buluş içeren ileri teknolojileri ilgilendirmesi şartları aranıyor.

EUREKA programları

EUREKA bünyesinde farklı programlar var ve bunlar şirketlere faaliyet alanlarına ve arge düzeylerine göre özel fırsatlar sunuyor. Standart EUREKA projeleri ile kısa zamanda ticarileşebilecek ürün, süreç ve hizmetler geliştirilmesi, kümeler aracılığıyla Avrupa’da, sektöründe lider olan şirketlerle uzun vadeli arge işbirlikleri oluşturulması, şemsiyeler aracılığıyla stratejik öneme sahip teknoloji alanlarında ülkeler arasında yakın işbirliği sağlanması ve ikili-çoklu projeler yaratılması, EUROSTARS ile KOBİ’lerin arge projelerinin daha hızlı ve avantajlı bir şekilde desteklenmesi hedefleniyor.

Kümeler

EUREKA bünyesinde gözde teknoloji alanlarındaki şirketlerin bir araya gelerek oluşturdukları yapılanmalara küme deniyor. Bu tür stratejik yapıların oluşturulmasındaki amaç, sektördeki büyük şirketleri bir araya getirerek onların uzun vadeli stratejik projelerinin EUREKA programınca desteklenmesini sağlamak. Kümelerde çağrı sistemi mevcut ve genelde yılda bir veya iki defa çağrı açılıyor. Her küme belirli bir teknolojik alanda faaliyet gösteriyor ve sektöründe lider şirketler etrafında oluşmuş yapılarda uzun vadeli stratejik birliktelikler hedefleniyor.

Şemsiyeler

EUREKA şemsiyeleri, üye ülkelerdeki EUREKA programlarında aktif rol alan ülke temsilcileri ve şemsiyenin hedeflediği sektörü temsil eden şirketler arasındaki işbirliğini geliştirmek amacıyla kurulmuş sektörel yapılanmalara deniyor. Bu yapılanmaların amacı, EUREKA üye ülkelerindeki ulusal arge destek programları, ilgili sektör temsilcileri ve şirketler arasında yakın işbirliği kurulmasını sağlayarak, EUREKA projeleri yaratmak ve sektöre yön vermek.

EUROSTARS

Avrupa Komisyonu ve EUROSTARS üye ülkelerinin, Avrupa’daki KOBİ’lerin rekabetçiliğinin artırılması için başlattıkları KOBİ’lere özel, hızlı ve etkin bir arge destek programıdır. EUROSTARS herhangi bir teknoloji alanı ve sektör ayrımı yapmaksızın arge odaklı faaliyetler yürüten KOBİ’lerin ve büyük ölçekli işletmelerin projelerinin desteklenmesini amaçlıyor.

Avrupa Birliği KOBİ tanımına uygun, arge yoğun KOBİ’ler proje koordinatörü olarak EUROSTARS projesi başlatabiliyor. Personelinin veya cirosunun en az %10’unu arge faaliyetlerine ayıran KOBİ’ler arge yoğun KOBİ olarak tanımlanıyor. Proje ortağı olan KOBİ’ler ve büyük ölçekli işletmeler için %10 koşulu aranmıyor. (www.eurostars-eureka.eu)

EUREKA destek mekanizması

EUREKA programı kapsamında standart projelerde, şemsiye projelerinde ve başarılı küme projelerinde yer alan her bir ortak kendi ülkesindeki ulusal arge fon kuruluşuna başvurarak projesine finansal destek talebinde bulunuyor. Ülkeler talep doğrultusunda ulusal destek programlarında geçerli ölçütlere göre bu projeleri değerlendiriyor. Değerlendirme sürecinde başarılı olan projeler finansal destek alabiliyor. EUROSTARS projelerinde yer alan ortaklar, ülkelerinde yeniden bilimsel değerlendirmeye tabi olmaksızın ulusal arge fon kuruluşuna finansal destek talebinde bulunuyorlar.

Bu kapsamda Türk şirketlerinin arge harcamaları, TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) tarafından yürütülen, “1509 – Uluslararası Sanayi Arge Projeleri Destekleme Programı” kapsamında destekleniyor.

Bir EUREKA projesi başlatmak için farklı EUREKA üyesi ülkelerden en az iki katılımcının bir araya gelmesi yeterli. Sektör ve büyüklüğe bakılmaksızın şirket düzeyinde katma değer yaratan, bir veya birden çok gerçek veya tüzel kişiye ait olan Türkiye’de yerleşik tüm sermaye şirketleri proje başvurusunda bulunabiliyor. Üniversiteler ve araştırma merkezleri, KOBİ’lere ve büyük ölçekli işletmelere hizmet sağlayıcı olarak EUREKA projelerinde yer alabiliyorlar.

Desteklenen giderler

EUREKA projelerine katılan şirketlerin personel giderleri, proje personeline ait proje kapsamındaki uçak, tren, otobüs, gemi ile yapılan şehirlerarası ve uluslararası ekonomi sınıfı ulaşım giderleri, alet, teçhizat, yazılım ve yayın alım giderleri, yurtiçi ve yurtdışı danışmanlık ve diğer hizmet alım giderleri, Türkiye’deki üniversiteler, TÜBİTAK’a bağlı arge birimleri, özel sektör arge kuruluşları ve benzeri arge kurum ve kuruluşlarına yaptırılan arge hizmet giderleri, malzeme ve sarf giderleri, yeminli mali müşavir giderleri destekleniyor.

EUREKA, kümeler, şemsiyeler ve EUROSTARS projelerine katılan büyük ölçekli işletmelerin destek kapsamına alınan arge harcamalarına %60, KOBİ’lerin arge harcamalarına ise %75 oranında hibe destek sağlanıyor. EUREKA projelerine sağlanan desteğin süresinde ve miktarında herhangi bir kısıtlama yok. Şirketler projenin gerektirdiği bütçe için proje süresi boyunca hibe destek alabiliyorlar. Yalnızca EUROSTARS projeleri en fazla 3 yıl süreyle destekleniyor.

Grafik

 

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– 28.11.2011 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Aralık 2011 sayısı

Hayatboyu Öğrenme programı*

Hayatboyu Öğrenme Programı (Lifelong Learning Programme – LLP), Avrupa Parlamentosu ve Konsey’in 15 Kasım 2006 tarihindeki 1720/2006/EC sayılı kararıyla kuruldu ve 2007-2013 dönemini kapsıyor. Ülkemiz bu programa 3 Temmuz 2007’de yürürlüğe giren Mutabakat Zaptı ile katılım sağladı.

Kişisel, toplumsal, sosyal veya istihdama yönelik olarak bilgi, beceri ve yeterliliklerin geliştirilmesi amacıyla hayat boyunca gerçekleştirilen tüm öğrenme faaliyetlerini içeren programın amacı, Topluluğu ileri bir bilgi toplumu olarak geliştirmek, sürdürülebilir ekonomik kalkınma sağlamak, daha fazla ve daha iyi iş imkânları yaratmak ve sosyal bütünlüğe katkıda bulunmak olarak belirlenmiş.

Hayatboyu Öğrenme Programı’nın yararlanıcı kitlesini okul öncesi eğitim kurumlarından üniversitelere kadar her düzeydeki eğitim ve öğretim kurumları, öğretim elemanları, öğrenci ve öğretmenler, yöneticiler ile resmi ve özel kurum ve kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları, sosyal paydaşlar ve işgücü piyasasındakiler oluşturuyor.

Hayatboyu Öğrenme Programı altında okul eğitimini kapsayan Comenius Programı, yüksek öğretimi kapsayan Erasmus Programı, mesleki eğitimi kapsayan Leonardo Da Vinci Programı, yetişkin eğitimini kapsayan Grundtvig Programı ve ayrıca Transversal Programı ile Jean Monnet Programı gibi alt programlar mevcut.

Comenius Programı

Comenius Programı, öğrenciler ve eğitim personeli arasında Avrupa kültür ve dil çeşitliliği ile değerleri hakkında bilgi ve anlayış oluşturmayı, işbirliğini güçlendirmeyi, aktif bir Avrupa vatandaşı olma yolunda öğrencilerin kişisel gelişimleri için gerekli olan temel becerileri ve yeterlilikleri edinmelerini amaçlıyor.

Okul eğitimi alanında Avrupa ülkeleriyle işbirliği yaparak eğitimde kaliteyi artırmayı amaçlayan ve kültürel diyalogu sağlayarak dil öğrenimini teşvik eden Comenius Programı, okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim alanlarını kapsıyor.

Erasmus Programı

Erasmus programı, yükseköğretim kurumlarının birbirleri ile işbirliği yapmalarını teşvik etmeye yönelik bir program ve yükseköğretim kurumlarının birbirleri ile ortak projeler üretip hayata geçirmeleri, kısa süreli öğrenci ve personel değişimi yapabilmeleri için karşılıksız mali destek sağlıyor.

Erasmus programından yalnızca öğrencisi veya personeli olunan yüksek öğretim kurumu aracılığıyla faydalanılabiliyor ve üniversitelerin anlaşmalı oldukları yurtdışındaki ortak üniversitelere gidilebiliyor.

Leonardo da Vinci Programı

Leonardo da Vinci programı, ülkelerarası işbirliğini kullanarak mesleki eğitim sistemleri ile uygulamalarında kalitenin geliştirilmesini, yeniliklerin teşvik edilmesini ve Avrupa boyutunun yükseltilmesini amaç ediniyor.

Tüzel kişilik sahibi tüm resmi ve özel kurum ve kuruluşlar, eğitim kurumları ile KOBİ, STK ve yerel idareler Leonardo da Vinci projesi sunabiliyor.

Grundtvig Programı

Grundtvig programı, bilginin sürekli yenilenmesi neticesinde oluşan gereksinimleri karşılamayı, yetişkin kişilere hayatları boyunca, bilgi ve niteliklerini geliştirmek için imkânlar sunarak istihdam olanaklarını artırmayı ve toplumda meydana gelen değişikliklere uyum sağlamalarını amaçlıyor.

Grundtvig programı, mesleki eğitim dışında her çeşit  yetişkin ve yaygın eğitim üzerine odaklanıyor. Program bir tarafta eğitimlerini yarıda bırakan yetişkinler veya hiç eğitim imkânı bulamamış göçmenlerin, diğer tarafta yaşlanan Avrupa nüfusunun eğitim problemine çözüm arıyor. Yaygın eğitim kurumları başta olmak üzere sivil toplum kuruluşları, araştırma merkezleri, danışmanlık ve bilgi/iletişim kuruluşları ile özel kuruluşlar, yüksek öğrenim kurumları vs. ülkeler arası ortaklıklar, Avrupa projeleri ve ağlar kurarak birlikte çalışabiliyorlar.

Çalışma Ziyaretleri

Bu program, ilgi alanları birbirine benzeyen 8 ila15 kişilik eğitim uzman ve yönetici gruplarının, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelip, Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde, eğitimle ilgili organize edilen 3 ila 5 işgünü arasında değişen sürelerdeki ziyaretlerde bir araya gelerek gerçekleştirdikleri çalışma ziyaretlerinden oluşuyor.

Program genel ve mesleki eğitim uzmanlarının ve yöneticilerinin diğer Avrupa ülkelerinin eğitim sistemlerini daha yakından tanımalarını sağlamak, Avrupa ülkelerinin eğitim sistemlerindeki yenilikleri yakından takip etmek, yerli eğitim sistemini diğer Avrupalı eğitim yöneticilerine ve uzmanlarına tanıtmak, elde edilen bilgi ve tecrübelerin yaygınlaştırılmasını ve eğitim sistemine katkısını sağlamak amaçlarını güdüyor.

Jean Monnet Programı

1989 yılında Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Komisyonu arasında yapılan anlaşma ile başlatılmış olan Jean Monnet Burs Programı, AB müktesebatı konusunda bilgi sahibi personel ihtiyacının karşılanmasına destek sağlıyor. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Jean Monnet Burs Programı, sadece Türkiye’ye özel bir program.

Türkiye’deki kamu ve özel sektör çalışanları, sivil toplum kuruluşu mensupları, üniversite öğrencileri ile akademik ve idari personele, AB üyesi ülkelerde eğitim imkânı sağlayan Jean Monnet bursları, Türkiye’de toplumun her kesiminden AB ile ilgili konularda uzmanlar yetiştirilmesine katkı sağlayan özel bir program. Program, AB’ye katılım sürecinin temel aktörleri olan kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve özel sektörün AB müktesebatı konusundaki idari kapasitelerinin artırılması açısından büyük önem taşıyor.

Hayatboyu Öğrenme Programı’nın 2012 Ulusal Teklif Çağrısı 9 Eylül 2011 tarihinde yayınlandı. Teklif çağrısına Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkez Başkanlığı (Ulusal Ajans) internet sitesinden (www.ua.gov.tr) ve http://www.jeanmonnet.org.tr adresinden erişilebiliyor.

Hayatboyu Öğrenme Programı’ndaki her bir alt programın ve bunlar içindeki diğer alt faaliyetlerin hedef kitleleri, teklif çağrıları, başvuru koşulları ve tarihleri, proje kalite değerlendirme ölçütleri ve hibe miktarları konusunda güncel bilgiler yine aynı internet sitesi üzerinden takip edilebilir.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Eylül 2011 sayısı
– 22.09.2011 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Ekim 2011 sayısı

CE işareti*

CE işareti

CE kısaltması “Avrupa’ya Uygunluk” anlamına gelen Fransızca “Conformité Européenne” kelimelerinin baş harflerinden geliyor. CE İşareti, Avrupa Birliği’nin teknik mevzuat uyumu çerçevesinde 1985 yılında benimsediği “Yeni Yaklaşım Politikası” kapsamında hazırlanan bir kısım Yeni Yaklaşım Direktifleri kapsamına giren ürünlerin; ilgili direktiflere uygun olduğunu ve amaçlarına uygun kullanıldıklarında insan can ve mal güvenliği, bitki ve hayvan varlığı ile çevreye zarar vermeyeceğini gösteriyor. Kısaca CE işareti ürünün güvenli bir ürün olduğunu gösteriyor.

CE işareti, bir kalite belgesi değil ve tüketiciye bir kalite güvencesi sağlamıyor. Sadece ürünün, asgari güvenlik koşullarına sahip olduğunu gösteriyor. Avrupa Birliği’nin uyulması mecburi bazı Yeni Yaklaşım Direktifleri kapsamında yer alan ürünlere iliştirilen bir işaret olduğundan, mevzuat kapsamına giren ve AB üyesi ülkelerde piyasaya arz edilecek olan ürünlerin bu işareti taşıması zorunlu. Bir anlamda ürünün pasaportu işlevini görerek üzerinde bulunduğu ürünün teknik anlamda serbest dolaşımını sağlıyor.

CE işareti iliştirilmesi zorunlu ürün grupları

Avrupa Birliği 22 direktif kapsamına giren ürünler için iç tüketim veya kullanıma yönelik de olsa, üçüncü ülkelerden gerçekleştirilen ithalatta da olsa CE işaretinin var olmasını talep ediyor. İlgili direktifler listesine www.newapproach.org adresinden ulaşılabiliyor.

Başlıklar halinde değinmek gerekirse liste şöyle sıralanabilir: Gaz yakan cihazlar, insan taşımak üzere tasarlanmış kablolu taşıma tesisatı, inşaat malzemeleri, elektromanyetik uyumluluk, potansiyel patlayıcı ortam ekipmanları, sivil kulanım amaçlı patlayıcılar, asansörler, alçak gerilim cihazları, makineler, ölçüm aletleri, vücuda yerleştirilebilen aktif tıbbi cihazlar, genel tıbbi cihazlar, vücut dışı tıbbi tanı cihazları, sıvı veya gaz yakan sıcak su kazanları, otomatik olmayan tartı aletleri, piroteknik eşyalar, kişisel koruyucu donanımlar, basınçlı ekipmanlar, radyo ve iletişim terminal ekipmanları, gezi amaçlı tekneler, basit basınçlı kaplar ve oyuncaklar.

CE işaretinin ürüne iliştirilmesi

Yeni Yaklaşım Direktifleri kapsamına giren ürünlerin, CE işaretli olarak piyasaya sunulmasından üreticileri sorumlu. Ancak eğer üretici veya üreticinin yetkili temsilcisi Avrupa Birliği içinde değil ise bu sorumluluğu ürünün ithalatçısı yerine getirmek zorunda. Bir başka deyişle, ithalatçılar ithal ettikleri ürünlerin AB normlarına uygun olduğunu garanti etmek zorundalar.

CE işaretini iliştirmeden önce yapılması gereken uygunluk değerlendirmesi işlemleri AB Direktiflerinde ikiye ayrılıyor. Daha düşük risk taşıyan veya taşıdıkları riskin tespiti daha kolay olan, bu nedenle üreticinin kendi beyanının yeterli olduğu kabul edilen ürünler için, üretici ürününün testlerini kendi imkânlarıyla yaparak veya başka bir test kuruluşuna yaptırarak, ürünün ilgili direktife uygun olup olmadığını tespit etmesi gerekiyor. Ürünün uygun olması durumunda, üretici bir uygunluk beyanı düzenleyerek ürününe CE işaretini iliştiriyor.

Daha yüksek riskli ürünler veya risk tespit edilebilirliğinin daha zor olduğu ürün gruplarında ise, üreticinin mutlaka AB üyesi ülkelerde yerleşik olup diğer ülkelerde de şube veya temsilcilikleri olan, “notified body” olarak tabir edilen onaylanmış kuruluşlara başvurmaları gerekiyor. Bu test veya belgelendirme kuruluşlarının yapacağı test sonucunda ürünün ilgili mevzuata uygun olduğunun tespit edilmesiyle birlikte, üretici bir uygunluk beyanı düzenleyerek ürününe CE işaretini iliştiriyor. Bu durumda CE işaretinin yanında ürünün kontrol safhasında yer alan onaylanmış kuruluşun Avrupa Komisyonu tarafından verilen kimlik kayıt numarası da yer alıyor. Örneğin TSE için “CE 1783” gibi.

Bir ürün için hangi türden uygunluk değerlendirmesi yöntemine başvurulacağı konusunda temel rehber, ilgili ürün direktifi olup izlenecek uygunluk değerlendirme işlemleri ise burada detaylı olarak belirlenmiş durumda.

Ülkemizde durum

İster ithal edilmiş, ister piyasaya arz edildiği ülkede üretilmiş olsun, direktifler kapsamında CE işareti taşıması zorunlu olan ürünlerin tümü, AB üyesi ülkelerde piyasaya arz edildiklerinde mutlaka CE işareti taşımaları zorunlu.

Ülkemizde Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği’ne girdikten sonra birlik mevzuatını uygulamakla yükümlü olması nedeniyle, CE işareti mevzuatının uyumlaştırma çalışmaları başladı. İlgili mevzuatın yürürlüğe girmesiyle birlikte ülkemizde de, burada üretilsin veya ithal edilsin, mevzuatın kapsamına giren ürünlerin piyasaya arz edilecek ürünlerin bu işareti taşıması zorunlu hale geldi.

Ürünlere CE işareti iliştirilmesini öngören AB’nin Yeni Yaklaşım Direktiflerinin ülkemizdeki uyum durumuna TSE’nin www.tse.org.tr/turkish/ab/CEdirektifstandard.asp adresinden ulaşılabiliyor.

Dış ticaretimiz açısından bakıldığında, CE işareti taşıması gerektiği halde bu işareti taşımayan ürünlerin AB üyesi ülkelere ihracatı mümkün değil. İç pazarımız açısından bakıldığında ise, mevzuat uyumu tamamlanmış ve zorunlu uygulamaya girmiş olan ürün yönetmelikleri kapsamına giren ürünlerden CE işareti taşıması gerektiği halde taşımayan ürünlerin ülkemiz piyasasına ithal edilmesi de mümkün değil.

Üreticiler ne yapmalı

Üreticiler ürünlerinin hangi direktif ya da direktifler kapsamına girdiğini tespit ederek, ilgili direktifleri bütün unsurlarıyla incelemeli, gerekiyorsa üretim bandında değişikliğe gitmeli ve buna göre belgelendirme faaliyetlerini gerçekleştirmeliler.

CE işareti konusunda destekler

Türkiye’de faaliyette bulunan ticari ve sınaî firmalar; çevre, kalite ve insan sağlığına yönelik teknik mevzuata uyum sağlamak için akredite kurum veya kuruluşlardan alınacak kalite, çevre belgeleri ile insan can, mal emniyeti ve güvenliğini gösteren işaretlere dair laboratuar analizleri ve belgelendirme işlemleriyle ilgili harcamaların belirli bir bölümü için destek kullanabiliyorlar.

CE işaretine yönelik olarak belgelendirme ve laboratuar analiz çalışmaları için yapılan harcamalar %50 oranında 25.000 ABD dolarına kadar “Çevre Maliyetlerinin Desteklenmesi” adı altında Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından destekleniyor ve bunun için ilgili ihracatçı birliği genel sekreterliğine başvurmak gerekiyor. Firmaların konu ile ilgili olarak ayrıca KOSGEB’in “Test, Analiz ve Kalibrasyon” ile “Belgelendirme” desteklerinden faydalanmaları mümkün.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Temmuz 2011 sayısı
– 28.07.2011 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Ağustos 2011 sayısı

Eko-inovasyon*

Eko-inovasyon Avrupa Birliği’nin çevreyi iyileştirme ve koruma amaçlı projelere fon sağlayan düzenlemelerinden birisi ve çevresel etkilerin önlenmesi, azaltılması veya kaynakların en uygun kullanımına yönelik katkıda bulunan eko-yenilikçi ürünler, teknikler, hizmetler veya süreçler olarak tanımlanıyor.

Eko-inovasyon, Avrupa Birliği’nin “Rekabet Edebilirlik ve Yenilik Çerçeve Programı”nın (CIP) alt bileşeni olan “Girişimcilik ve Yenilik Programı”nın (EIP) inovasyonu destekleme faaliyeti içerisinde yer alıyor ve proje teklif çağrıları 2008 yılından beri her yıl yayınlanıyor.

Projelerin içeriği

Eko-inovasyon proje teklif çağrısı, farklı sektörlerde çevresel etkileri azaltıcı veya ortadan kaldırıcı projeler ile kaynakların en uygun kullanımına katkı sağlayacak nitelikteki yenilikçi özel sektör projelerini desteklemeyi hedefliyor.

Program öncelikli olarak materyal geri dönüşümü, inşaat, gıda ve çevreye duyarlı işletmeler ile akıllı satın almadan oluşan dört ana sektör ve alanı ele alıyor. Eko-İnovasyon projelerinin amaçları arasında çevreye duyarlı üretimi teşvik etmek, üretimde oluşan atıkların geri dönüşümü ile hem çevre atığını azaltmak hem de bu atıkların geri dönüşümü ile bazı sektörlerin üretim maliyetlerini düşürerek Avrupa’nın rekabet gücünü artırmak yer alıyor. Örneğin Avrupa’da her yıl elektrik ark fırınları 20 milyon ton demir posası üretiyor ve atık olarak çevreye büyük zarar veriyor. Ancak bu demir posasından yol yapımında kullanılabilen bir teknoloji geliştirildiğinde hem yol yapım maliyetini azaltmış, hem de atık bertaraf edilmiş oluyor.

Hibe desteklerinden faydalanan önceki eko-inovasyon projeleri incelendiğinde organik gübreden gıda endüstrisinde kullanılan soğutma suyunun geri dönüşümüne, deri atığının geri dönüşümünden atık suyun bambu kullanarak temizlenmesine, kullanılmış otomobil lastiklerinin geri dönüşümü ile yenilerinin üretilmesinden atık camın inşaat sektöründe duvar malzemesi olarak kullanılmasına kadar değişik projeler göze çarpıyor. Geçmiş dönemlerdeki projelerinin özet veya sonuçlarına, http://ieea.erba.hu/eco/page/Page.jsp internet adresinden sektörler, ülkeler veya anahtar kelimeler kullanılarak ulaşılabiliyor.

Kimler başvurabilir

Başvuru yapabilecek ülkeler 27 AB üye ülkesi, İzlanda, Norveç, Lihtenştayn, Arnavutluk, Hırvatistan, Makedonya, Karadağ, İsrail, Sırbistan ve Türkiye olarak belirlenmiş durumda. 2011 programı öncelikli olarak materyal geri dönüşümü, sürdürülebilir yapı ürünleri, gıda-içecek sektörleri, su ve çevreye duyarlı işletmeleri ele alıyor.

Sunulacak projelerde ortak veya ülke sayısı kısıtlanmıyor. Bir ülkeden bir ortakla bile proje önerisi sunulabiliyor. Her ne kadar KOBİ’lerin başvurması teşvik edilse de büyük işletmeler de projeye başvurabiliyor. Ancak proje faydalarının Avrupa ölçeğinde olması anlamına gelen “Avrupa katma değeri” kavramının kanıtlanması gerekiyor.

Uygulanacak projeler 36 aydan fazla olamıyor. Projeler İngilizce olarak hazırlanıyor ve CIP Programı Uygulama Ajansına online olarak başvuru yapılıyor. Projeler tüm tüzel kişilerin başvurularına açık fakat KOBİ’lere öncelik veriliyor.

2009 yılında yapılan duyuruya 202 proje teklifi sunulmuşken, 2010 yılındaki eko-inovasyon duyurusuna ise %42’lik bir artışla 287 adet proje teklifi sunuldu. 2010 yılında elemelerden sonra 50 civarında proje fon almaya hak kazandı. Yararlanıcıların %66’sı KOBİ ve %15’i büyük işletme olmak üzere toplamda %81’i özel sektör ve %19’u üniversiteler ve diğer kamu kuruluşları oldu.

Hibe Miktarı ve Oranı

Program kapsamında projeler için bir alt veya üst limit belirlenmedi. 2011 yılı çağrısında toplamda desteklenecek yaklaşık 45-50 proje için, belirtilen toplam hibe miktarı 38 milyon Euro. Ayrıca, hibe programı doğrultusunda faydalanıcılara projelerinin toplam uygun maliyetlerinin en fazla %50’si oranında hibe sağlanıyor.

Başvuru

Başvuruların elektronik ortamda yapılması gerekiyor. Proje teklif çağrısı için belirlenen son başvuru tarihi 8 Eylül 2011, Brüksel saati ile saat 17:00 olarak açıklandı. Değerlendirmelerin Ocak 2012’de tamamlanması bekleniyor. Başvurular Avrupa Komisyonu CIP Programı Uygulama Ajansına yapılacak. Başvuru rehberi ve dosyalarına ilişkin belgelere http://ec.europa.eu/environment/eco-innovation adresinden ulaşılabilir.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Mayıs 2011 sayısı
– 30.05.2011 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Haziran 2011 sayısı

Leonardo da Vinci programı*

Hayatboyu Öğrenme Programı, ilk ve orta öğrenimdeki öğrencilerden yetişkinlere, mesleki eğitim stajyerlerinden üniversite öğrencilerine, temel beceri ihtiyacı duyan insanlardan eğitim profesyonellerine kadar herkes için eğitim ve öğretimde gelişme imkânları ve karşılıksız mali katkı sağlıyor.

Hayatboyu Öğrenme Programının altında bulunan ve Avrupa Birliği mesleki eğitim programı olan LdV programı, Avrupa Birliği’ne üye ve aday ülkelerde mesleki eğitime yönelik politika ve uygulamaları desteklemeyi ve geliştirmeyi hedefliyor. Tüzel kişilik sahibi tüm resmi ve özel kurum ve kuruluşlar, eğitim kurumları ile KOBİ, sivil toplum kurumları ve yerel idareler LdV projesi sunabiliyor.

Leonardo programı ile; kişilerin bilgi ve becerilerinin artırılması, hayatboyu eğitim/mesleki tecrübe ve yeterliliklerinin kalitesinin artırılması, ülkeler arası teknolojik ve kurumsal değişiklikleri bütünleştirilmesi, mesleki eğitim kurumları ile işletmeler arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi, istihdam imkânlarının artırılması, sürekli mesleki eğitim ve hayat boyu öğrenme isteğinin güçlendirilmesi, yarının mesleklerine hazırlanma ve teknolojik değişimlere uyumun teşvik edilmesi, mesleki eğitim alanında dil yeterliliklerinin geliştirilmesi ve ortak bir terminolojinin oluşturulması ve özellikle gençler için temel mesleki eğitimin desteklenmesi ve teşvik edilmesi amaçlanıyor.

LdV programının hedef kitlesini mesleki eğitim kuruluşları, işletmeler, KOBİ’ler, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri (odalar, borsalar, sendikalar, vakıflar, dernekler) ve kamu kuruluşları oluşturuyor. Leonardo programında hareketlilik, yenilik transferi, ortaklıklar olmak üzere üç çeşit faaliyet var.

Hareketlilik projeleri

Faaliyetlerden birincisi olan hareketlilik projeleri; temel düzeyde mesleki eğitim almakta olan öğrenciler ile işsizler de dâhil olmak üzere işgücü dünyasındaki kişiler ve mesleki eğitimden sorumlu kişilerin katıldığı ülkelerarası staj ve çalışma ziyareti olarak adlandırılabilecek hareketlilik faaliyetleri kapsıyor. Buradaki hareketlilik; meslekî eğitimle ilişkili olanların sağlanan hibeleri kullanarak, belirlenen mesleki amaçlar doğrultusunda, AB’ye üye bir ülkedeki mesleki eğitim kurumu ya da işletmeye belirli süre için gönderilmesi anlamına geliyor.

Ulusal Ajans teklif çağrısını yayınlıyor, başvuruları alıyor ve ön değerlendirmeyi yapıyor. Projelerin içerikleri bağımsız danışmanlarca incelendikten sonra onay alan projeleri yine Ulusal Ajans duyuruyor. En az bir AB üyesi ülkedeki ortaktan niyet mektubu projenin kabulü için şart. 2010 yılı için bu programa son başvuru tarihi 5 Şubat 2010.

2010 yılı hareketlilik projeleri için dikkat edilmesi gereken konular şunlar:

  • Adıyaman, Antalya, Ardahan, Aydın, Bingöl, Düzce, Giresun, Hatay, Iğdır, Isparta, İstanbul, Kütahya, Mardin, Muğla, Osmaniye, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli ve Uşak’tan oluşan 20 ilden gelen projelere ek 4 puan veriliyor.
  • 2007-2009 yılları arasında kabul edilmiş projesi olmayan kurumların projelerine ek 5 puan veriliyor.
  • Kamu kurumu olmayan kuruluşlardan gelen projelere ek 3 puan veriliyor.
  • Kadın-erkek ve fırsat eşitliğini dikkate alan, engelli ve dezavantajlı gruplara yönelik hazırlanmış projelere ek 3 puan veriliyor.
  • Okul öncesi eğitim kurumları, ilköğretim kurumları ve genel liselerin sunacağı projeler ön değerlendirme aşamasında eleniyor.
  • Her bir tüzel kişilik IVT, PLM, VETPRO hareketlilik faaliyetlerinden her birinden en fazla birer proje teklifi sunabiliyor.
  • 2009 döneminde kabul listesinde yer almış VETPRO projesi bulunan kuruluşlar 2010 döneminde VETPRO proje başvuruları kabul edilmiyor.

Yenilik transferi projeleri

Faaliyetlerden ikincisi olan yenilik transferi projeleri; iyi uygulamaların ülkeler arasında yaygınlaştırılması, mesleki eğitim ve öğretimi geliştirmek ve teşvik etmek amacıyla daha önceden yapılmış LdV veya başka yenilikçi proje sonuçlarının ya da çıktılarının yeni ülkeler ya da sektörlere transfer edilmesi amacıyla hazırlanan çok ortaklı projeleri kapsıyor.

Mesleki eğitim kuruluşları, kamu kuruluşları,  yerel yönetimler, özel kuruluşlar, sivil toplum örgütleri yenilik transferi projeleri sunulabiliyor. KOBİ’ler başta olmak üzere yerel yönetimler ve odaların da projeye katılımları teşvik ediliyor. Yenilik transferi projeleri için 2010 yılı son başvuru tarihi 26 Şubat 2010.

2010 yılı yenilik transferi projeleri için dikkat edilmesi gereken konular şunlar:

  • Bakanlıklar, müsteşarlıklar, birlikler gibi politika yapıcı ve karar alıcı kurumların sundukları veya aktif olarak katıldıkları projelere ek 3 puan veriliyor.
  • KOBİ’lerin ve özel sektör kuruluşlarının sundukları veya aktif olarak katıldıkları projelere ek 3 puan veriliyor.
  • Odalar, borsalar sendikalar vakıflar, federasyonlar, birlikler gibi şemsiye kuruluşların sundukları veya aktif olarak katıldıkları projelere ek 3 puan veriliyor.
  • Ayrımcılığa karşı fikir üreten, dezavantajlı grupların mesleki gelişimi ve fırsat eşitliğini konu alan projelere ek 3 puan veriliyor.
  • 2007-2009 yılları arasındaki teklif döneminde projesi desteklenmeyen illerden sunulan projelere veya aynı dönemde proje projesi desteklenmeyen kurumların sunduğu projelere ek 3 puan veriliyor.
  • Yenilik transferi projelerinde her proje için yıllık azami hibe miktarı 150 bin avrodur.

Ortaklık projeleri

Faaliyetlerden üçüncüsü olan ortaklık projeleri, LdV Programı kapsamında proje tabanlı, mesleki eğitim alanında faaliyet gösteren kurumlar arasında gerçekleştirilecek işbirliğini teşvik eden ve bu işbirliğine bir kısım ölçütlere göre katkı sağlayan faaliyetleri kapsıyor.

Ortaklık projeleri, mesleki eğitim ve öğretimin cazibesini ve kalitesini artırmayı, mesleki eğitim ve öğretimde genel araçların gelişim ve uygulamasını gerçekleştirmeyi ve karşılıklı öğrenmeyi kuvvetlendirmeyi hedefliyor.

Ortaklık faaliyetinde ürün ya da çıktı amaçlı ve işbirliğini kuvvetlendirici nitelikte ortaklıklar oluşturulup bu amaca yönelik çalışma ziyaretleri gerçekleştiriliyor. Faaliyet en az bir tanesi AB üyesi, en az üç farklı ülkeden ortaklar içeriyor. Proje teklifleri, AB ülkeleri dillerinden birinde hazırlanıyor ve teklifteki her kuruluş (koordinatör ortak veya ortaklar) aynı başvuru formunu kendi ülkesindeki ulusal ajans görevi yapan kuruma sunuyor. Mesleki eğitim ile ilgili tüm kurum ve kuruluşların (okul, STK, KOBİ vb.) proje hazırlayarak katılabilecekleri faaliyet alanında projeler için son başvuru tarihi 19 Şubat 2010.

2010 yılı ortaklık projeleri için dikkat edilmesi gereken konular şunlar:

  • Bir teklifte Türkiye’den en fazla 3 ortak olabiliyor.
  • Her kurum sadece 1 LdV Ortaklık projesi başvurusu yapabiliyor.
  • Başvuru tarihinde hâlihazırda bir LdV ortaklık projesi yürütmekte olan kurumlar 2010 dönemi için başvuru yapamıyor.
  • Ortaklık dili olarak İngilizce dışında bir dil kullanılıyorsa, bu dildeki orijinal başvuru formuna ek olarak İngilizce tercümesinin de eklenmesi gerekiyor.

LdV projeleri ülkemizde Ulusal Ajans’a yapıldığı ve başvuruda Türkçe kullanıldığı için uluslar arası proje yapmak isteyenler için avantajlı projelerdir. Kural olarak, yurtdışı proje ortağı/ortakları değiştirilemiyor.

Proje süresi 18 aydan az ise toplam tutarın %80’i, 18’aydan uzun ise % 60’ı ilk taksit olarak sözleşme imzalandıktan sonra,  bildirmiş olduğunuz banka hesabına yatırılıyor. Seyahat masrafları, sigorta masrafları, dil, kültürel ve pedagojik harcamalar ve harcırah tutarının yararlanıcı hesaplarına aktarıldığının belgelendirilmesi gerekiyor. Seyahat harcamaları sadece yurtdışına çıkış ve dönüş için yapılan yol ücretlerini kapsıyor. Bütçe kalemleri arasında transfer yapılamıyor. Bu yüzden proje uygularken yapılan günlük seyahat ve gidiş-gelişleri harcırah kaleminden ya da yönetim ve izleme kaleminden karşılanabiliyor.

2010 yılı Hayatboyu Öğrenme Programı ulusal teklif çağrısına Ulusal Ajans’ın web sitesinden (www.ua.gov.tr) ulaşılabilir. Geçmiş yıllarda yapılmış olan LdV projeleri için bu tür projelerin yer aldığı veritabanı olan COMPENDIUM (desteklenmiş projeler veritabanı) taranabilir. (http://ec.europa.eu/education/programmes/leonardo/new/leonardo2/products) Ya da transfer edilecek proje bulmak için ADAM proje veritabanına bakılabilir. (www.adam-europe.eu).

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Aralık 2009 sayısı
– 03.12.2009 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Ocak 2010 sayısı