Uçak teknolojisindeki ekran şimdi arabalarımızda

Navdy5Araba kullanırken cep telefonu kullanmak, gelen çağrıya cevap vermek zorunda olmak gibi sebeplerle tüm dikkatin yola verilmesi mümkün olmuyor ve bu durum bazen kazalara neden oluyor. Navdy, sürücülere ihtiyaç duydukları bilgiyi ihtiyaç duydukları zaman vermek ve onların dikkatlerinin dağılmasını en aza indirmek için tasarlanmış görev odaklı olarak tasarlanmış bir cihaz.

San Francisco merkezli bir girişimin ürünü olan ve 130 (w) x140 (d) x 95 (h) mm ebatlara sahip Navdy’nin 5,1 inç (13 santimetre) şeffaf göz hizası yardımcı ekran (HUD: head-up display), bilgileri sahibi olduğunuz aracınızın içerisinde sanki sizin 6 feet (183 santimetre) önünüzdeymiş gibi yüksek kalitede yansıtıyor.

Navdy ile artık düğmeler, dokunmatik ekranlar gibi kontrollere erişmek için sürücünün başını aşağıya doğru eğerek telefonunun ekranına bakmasına gerek kalmıyor. Sahip olduğu kızıl ötesi kamera aracılığıyla Navdy, doğal el ve kol hareketleri ile temassız bir şekilde kullanılabiliyor. Örneğin gelen bir çağrıyı sürücü elini sola doğru kaydırarak cevaplayabiliyor, zamansız bir uyarıyı elini sağa doğru kaydırarak kolayca reddedebiliyor.

İvmeölçer, e-pusula, ortam ışığı sensörü gibi özelliklere de sahip olan Navdy, iPhone veya Android telefonlara nazaran 40 kat fazla parlaklığıyla güneş altındaki sürüşlerde bile gayet iyi bir görüntü sağlıyor. Navdy’nin ses tanıma özelliği sayesinde Google Now veya Siri’de olduğu gibi sesli komutlar vererek yazı yazmak, tweet atmak veya telefon araması yapmak mümkün. Navdy’nin WiFi (802.11 b/g/n), Bluetooth 4.0/LE bağlantılarının yanı sıra Bluetooth veya 3.5mm minijack aracılığıyla ses çıkışı ve mini USB bağlantısı var.

Navdy hem iPhone hem de Android telefonlarla kullanılabiliyor ve sürücü telefonundaki diğer uygulamalara kolaylıkla erişebiliyor. Telefon ekranında gözüken herhangi bir uyarı (metin, sosyal medya, vs) Navdy’de gösterilebiliyor, yüksek sesle okunabiliyor veya bu özellikler tamamen devre dışı bırakılabiliyor. Kullanıcıya ise sadece neyin gözükmesini istediğine karar vermesi kalıyor. Aynı zamanda Navdy’de gençlerin güvenliği için ebeveyn kontrolleri de yer alıyor.

Navdy opsiyonel 12 volt güç adaptörü ile aracın bilgisayarına bağlanarak; aracın performansı, yakıt ekonomisi, lastik basıncı, motor devri veya araç yazılımının sunduğu tüm diğer veriler de yansıtılabiliyor. Navdy Google Maps ile uyumlu çalışıyor ve diğer navigasyonlar ile de yakında çalışacağı söyleniyor. Normalde cep telefona bir arama geldiğinde navigasyon görünmez olur ve ekranda çağrı bilgileri gösterilir. Navdy’de ise ikisini de aynı ekranda görmek mümkün. Navy aynı zamanda herhangi bir müzik uygulamasıyla da çalışıyor.

Savaş uçaklarında görmeye alışık olduğumuz teknoloji Navdy ile günlük hayatımıza giriş yapıyor. Teknolojinin yakın zamanda popüler olacağını ve önümüzdeki dönemde belki de araç donanımında bir standart olarak sunulacağını söylemek mümkün. Merak edenler için şu anda 299 dolara ön siparişi alınan ürünün 2015 yılının başlarında piyasaya çıkması bekleniyor. 10 dolarlık gönderim ücretiyle ABD dışına da ürün gönderiliyor. Ancak şu an sadece İngilizce olarak kullanmak mümkün.

Ürün videosu: http://youtu.be/pKL4PJICS40

Tribünlerde fanların yerlerini robotlar alıyor

Robot seyirciler takım fanlarının yerini alıyor

Robot seyirciler takım fanlarının yerini alıyor

Güney Koreli Hanwah Eagles beyzbol takımı, stadyuma gelemeyen fanlarının yerine “tribünden tezahürat yapmak için tasarlanmış” dünyanın ilk robotlarını (fanbot) üç sıra halinde tribünlerine yerleştirdi. Bu çıkış ile beraber Hanwah Eagles takımı, kendi maçlarında atmosferin geliştirilmesiyle oluşacak ilave cesaretlendirmenin takıma daha büyük başarılar için ilham vereceğini umuyor. Çünkü takım son beş sezonun dördünü lig sonuncusu olarak tamamlamış, aksi halde maçlarda tribünlerin boş kalması işten bile değilmiş.

Günümüz teknolojik ortamında stadyuma gelemeyen seyircilerin oyunu internetten veya cep telefonlarından izleme imkânları mevcut. Karşılaşmanın önemli anlarında fanbotlar taraftarlar adına tezahürat yapabiliyorlar. Böylece taraftarlar ve fanbotlar zaferlerini birlikte kutlayabiliyorlar.

Fanbotlara birer takım forması giydirilmiş ve her birinde yüz yerine oyunu izleyen taraftarın resmini gösterme olanağı sunan birer LED ekran var. Fanbotlar takımın fanları tarafından bilgisayar veya telefon aracılığıyla gönderilen mesajları ekranlarında gösterebiliyor, hatta iletilen mesajların LED panellerde kaydırılarak gösterilmesi için uyum içerisinde çalışabiliyorlar. Takım destekçilerinin yazacakları mesajları kişiselleştirmek adına özelleştirilmiş profiller kurmaları da mümkün. Oyunlar sırasında robot seyirciler aracılığıyla şimdiye kadar yaklaşık 90 bin mesaj gönderilmiş durumda. Üstelik fanbotlar tıpkı gerçek insanların yaptığı gibi yavaş dalga hareketi için programlanabiliyor.

Twitter’in son dünya kupasında bizlere gösterdiği gibi, fanlar sosyal medya üzerinde yer almak ve çevrimiçi olarak coşkularını paylaşmak istiyorlar. Fanbotlar bu konuda yeni bir dönemi başlatmış durumda. Önümüzdeki süreçte bu konuda akla gelmeyen daha çok yenilikler görüleceğe benziyor.

Video URL: https://www.youtube.com/watch?v=BBiRLYu8Wjo

Teknoloji yönetimi ve transferi*

TT2

Teknoloji; araştırma, geliştirme, üretim, pazarlama, satış ve satış sonrası hizmetleri kapsayan bir sürecin, etkin ve verimli bir şekilde gerçekleştirilmesi için kullanılabilecek bilgi ve becerilerin tümü olarak tanımlanıyor. Fiziksel unsurlardan daha çok, yeni ürünler tasarlamayı ve yararlı ürünler üretmeyi sağlayan bilgiler bütünü olarak ele alınan teknoloji, zaman içerisinde ihtiyaçların değişmesi ve bilgi birikimindeki artışa bağlı olarak sürekli gelişiyor ve değişiyor.

Teknoloji, ürün veya hizmetlerin daha az kaynak kullanılarak, daha düşük maliyetlerle, daha yüksek miktarlarda, daha kaliteli ve daha faydalı bir şekilde üretilerek topluma sunulmasına olanak sağlıyor. Bu açıdan baktığımızda teknoloji, ekonomik bir değer olarak karşımıza çıkıyor.

Günümüz rekabet ortamında mücadele eden firmalar için rakiplerinden daha fazla ekonomik değer yaratabilmeleri konusunda çok önemli bir kaynak olan teknoloji, doğru şekilde yönetildiğinde, firmaları rekabette bir adım öne taşıyor. Teknoloji yönetimi, firmaların teknolojilerinin potansiyellerini değerlendirmeleri ve bu potansiyelleri firma yararına kullanmanın yollarını araştırmaları ile gerçekleştiriliyor. Rekabet avantajı sağlayabilmeleri için firmaların, teknoloji stratejilerini pazarlama, insan kaynakları veya üretim gibi operasyonel faaliyetleri ile ilişkilendirerek uyumlu hale getirmeleri gerekiyor.

Firmalar müşteri isteklerindeki değişim, tedarikçilerindeki gelişmeler, fuarlar ve konferanslar, akademik yayınlar, üyesi oldukları odalar ve meslek kuruluşları aracılığıyla mevcut ve gelişmekte olan teknolojileri yakından takip edebiliyorlar. Seçilecek teknolojinin firmanın yetenekleri, stratejisi ve amaçlarına uyumlu olması oldukça önemli. Firmalar teknolojiyi kurum içinde geliştirebilecekleri gibi başka firmalarla ortaklaşa da geliştirebiliyor. Ayrıca firmaların seçilen teknolojiyi dışarıdan transfer etmeleri de mümkün.

Firmaların geliştirdikleri teknolojiden ekonomik değer sağlamaları ve bunun ötesinde, rakipler tarafından taklit edilmesini önlemek amacıyla, geliştirilen teknolojileri endüstriyel tasarım, faydalı model, patent, telif ve marka gibi fikri mülkiyet hakları ile koruma altına almaları önem arz ediyor.

Teknoloji transferi

Geçmişte düşük ücretle rekabet etmelerine alıştığımız birçok ülke, günümüzde giderek rekabetçi ve nitelikli ürün geliştirme kabiliyetlerini arttırıyor. İşletmelerin daha rekabetçi bir yapıya kavuşmaları ise ileri teknoloji ürünleri geliştirerek yurtiçi ve yurt dışındaki pazarlarda söz sahibi olması ile gerçekleşiyor.

Teknoloji geliştirme maliyeti genellikle yüksek oluyor ve bir zaman gerektiriyor. Bu nedenle günümüzde teknoloji açığının kapatılması ve teknoloji transferinin sağlanması hemen hemen bütün sektörlerde büyük önem kazanıyor. Firmalar ne kadar büyük ve yetenekli olsalar da artan maliyetler, teknolojik gelişimlerin hızlı olması, ürünlerin birden çok teknolojiyi aynı anda içermeleri gibi nedenlerle, ihtiyaç duydukları teknolojilerin tamamını kendi bünyelerinde geliştirme yeteneğine sahip olamayıp gereken teknolojilerin bir kısmını dış kaynaklardan sağlamak mecburiyeti duyuyorlar.

Dış kaynaktan teknoloji edinimi “teknoloji transferi” olarak adlandırılıyor. Teknoloji transferi ile bir kurum tarafından geliştirilen bir teknoloji, bu teknolojiye ihtiyaç duyan kurum veya kuruluşlara sunularak teknolojinin kullanılması sağlanıyor. Teknoloji transferi süreci, teknolojinin geliştirilmesinden uygulamasına, değerinin tanımlanmasından mevcut durumunun geliştirilmesine kadar birçok eylemi içeriyor.

Teknoloji transferinin başarılı olması; teknoloji transferini yapacak firmanın teknolojiye adaptasyon hızı, eğitim seviyesi, çalışanların teknik kapasiteleri, firmanın mevcut alt yapısı, içinde bulunulan finans ve ticaret sistemleri gibi birçok nedene bağlı olarak değişebiliyor. Teknoloji transferi genellikle teknik işbirliği anlaşması, joint venture anlaşması, lisans anlaşması, üretim anlaşması veya teknik destekli ticari anlaşma şeklinde gerçekleşiyor.

Teknik işbirliği anlaşması

Bir teknolojiyi yeni veya farklı bir alanda uygulamak veya yeni bir sektöre transfer etmek, mevcut ihtiyaçları giderecek yeni bir teknoloji geliştirerek piyasaya sunmak, bir firmanın bilgi ve becerisi ile başka bir firmanın teknik altyapısını kullanarak yeni bir ürün üretmek, iki firmanın bir araya gelerek mevcut bir teknolojinin yeni versiyonunun üretmesi ya da mevcut veya yeni teknoloji konusunda fizibilite çalışmaları yapmak şeklinde gerçekleşiyor.

Joint venture anlaşması

İki firma arasında, başta ticari sır veya teknik bilgi gibi konular olmak üzere yeni bir teknoloji, sistem veya ürün üretilmesi amacıyla oluşturulan işbirliği anlaşmasına deniliyor. Spesifik bir ürün için veya devamlılık arz eden bir işbirliği üzerine olabilen bu tür anlaşmaların sonucunda firmalar ticari ve teknik bilgi, kaynak ve varlıklara ulaşabiliyor.

Lisans anlaşması

Bir ürün, teknoloji, sistem veya bilginin ücret veya isim hakkı karşılığında diğer bir firmaya transferi edilmesi şeklinde tanımlanıyor. Lisans anlaşmasıyla lisans veren tarafın ürünleri başka bir ülkede üretilirken, lisans veren firma bunun için sermaye harcamıyor ve riske girmiyor. İşletmenin ürünlerini üretmesi için izin verdiği firma, satılan her ürün için lisans veren firmaya belirli bir pay ödüyor. Franchise verilmesi veya sınaî mülkiyet haklarının devredilmesi bu anlaşmaya örnek olarak verilebilir.

Üretim anlaşması

Bir firmanın, bir ürünü ürettirebilmesi için bir başka firmaya; yetenek ve becerileri, gerekli bilgi ve uzmanlığı, ilgili kişilerin eğitimini sağlayarak o firmanın üretim ve teknik kapasitesini artırmasını, yeni ürün üretmesini, mevcut ürünlerin özelliklerini artırarak yeni kullanım alanları yaratmasını sağlayan anlaşma olarak tanımlanıyor.

Teknik destekli ticari anlaşma

Bu tip anlaşmalarda transfer edilen teknolojinin kurulması ve fonksiyonel olarak çalışması için verilen hizmetler de yer alıyor. Burada amaç, alınan teknolojinin verimli bir şekilde çalışabilmesi için şartnamesine uygun bir şekilde kurulumunun yapılması, teknik bakımının tamamlanarak çalışmasının sürekliliği sağlanması.

Teknoloji transferi konusunda firmalar ve özellikle KOBİ’ler, teknolojik işbirliklerine teşvik etmek ve sürecin her aşamasında firmalara destek olmak amacıyla hizmet veren Avrupa İşletmeler Ağı’nın işbirliği hizmetlerinden faydalanabiliyor. Bunun yanında firmalar TÜBİTAK’ın 1505 numaralı “KOBİ Yararına Teknoloji Transferi Destek Programı”ndan faydalanabiliyor. Ayrıca fikri mülkiyet hakları konusunda Ekonomi Bakanlığı ve KOSGEB’in destekleri de mevcut.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– 26.03.2013 tarihli kişisel bloğum
– “Dinamik” dergisi sayı:4 (Eki.-Ara.13)

Avrupa’da Bilim, Teknoloji ve İnovasyon*

Avrupa Birliği’nin resmi istatistik kuruluşu Eurostat, “Avrupa’da bilim, teknoloji ve inovasyon” adlı raporunun 2010 yılı sürümünü yayınladı. Avrupa Birliği’ne üye ülkeler, aday ülkeler ve karşılaştırma amaçlı olarak diğer ülkelere ait bilim, teknoloji ve inovasyon alanlarında istatistikî bilgilere yer verilen rapora epp.eurostat.ec.europa.eu internet adresi üzerinden ulaşılabilir.

Adı geçen raporda arge yatırımları, bilgi çalışanlarının durumu, verimlilik ve rekabet edebilirlik şeklinde üç ana bölüm mevcut. Raporda yer alan bilgiler kısaca aşağıda özetlendiği şekilde.

Arge yatırımları

Devlet bütçelerinden argeye ayrılan payın gayri safi yurt içi hâsılaya oranı aşağıdaki grafikte de görüleceği üzere, Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde 2008 yılında %0,72, ABD’de %0,99, Japonya’da ise %0,7 olarak gerçekleşti. Japonya’ya ait 2008 yılı verileri ise raporda yer almıyor.

Grafik1

Karşılaştırma yapılan ülkeler arasında, argeye Avrupa Birliği ortalamasından daha yüksek oranda pay ayıran ülkeler sırasıyla; İspanya (%1,07), Portekiz (%1,02), ABD (%0,99), Finlandiya (%0,97), İzlanda (%0,88), Danimarka (%0,86), İsveç (%0,81), Güney Kore (%0,80), Almanya (%0,79), Fransa (%0,75) ve Norveç (%0,73) olarak gerçekleşti.

Arge harcamalarının gayri safi yurt içi hâsıladaki oranı aşağıdaki grafikte de görüleceği üzere, 2007 yılında Avrupa Birliği üye ülkelerinde %1,85, ABD’de %2,67 ve Çin’de %1,44 olarak gerçekleşti. Aynı oran 2006 yılı verilerine göre Güney Kore’de %3, Japonya’da %3,4 olarak gerçekleşti.

Grafik2

Karşılaştırma yapılan ülkeler arasında, arge harcamalarının gayri safi yurt içi hâsıladaki oranı Avrupa Birliği ortalamasından daha yüksek olan ülkeler sırasıyla; İsveç (%3,6), Finlandiya (%3,47), Japonya (%3,4), Kore (%3), İsviçre (%2,9), İzlanda (%2,75), ABD (%2,67), Avusturya (%2,56), Danimarka (%2,55), Almanya (%2,54), Fransa (%2,08) ve Belçika (%1,87) olarak gerçekleşti. Avrupa Birliği ülkeleri arasında %3’lük hedefi aşan ülkeler sadece İsveç ve Finlandiya oldu.

Bilgi çalışanlarının durumu

Avrupa Birliği’nde arge personelinin toplam istihdamın içindeki oranı 2006 yılı verilerine göre ortalama %1,54 olarak gerçekleşirken, arge personelinin toplam istihdamdaki oranının en yüksek olduğu ülkeler de %3,68 ile İzlanda, %3,27 ile Finlandiya ve %2,71 ile İsveç oldu. Türkiye’de ise bu oran %0,5 olarak gerçekleşti.

Bayanların toplam arge personeli içerisinde oranlarına bakacak olursak, 2006 yılı verilerine göre Avrupa Birliği ortalaması %34,8 ve Türkiye ortalaması %33,7 olarak gerçekleşti. Toplam araştırmacılar arasındaki bayanların oranı ise Avrupa Birliği ortalaması %30,4 ve Türkiye ortalaması da %36,3 olarak gerçekleşti.

Verimlilik ve rekabet edebilirlik

Topluluk inovasyon anketleri Avrupa Birliği üye ülkeleri, aday ülkeler ve Norveç’te iki yılda bir yapılıyor ve 2006 yılında yapılan anketin sonuçlarına göre Avrupa Birliği ülkelerindeki firmaların %38,9’u yenilikçi çıkmış durumda. Yenilikçilikte en yüksek oranlar %62,6 ile Almanya, %52,2 ile Belçika ve %51,4 ile Finlandiya’da gerçekleşti. Türkiye’deki yenilikçi firmaların oranı %31,4 oldu. 2008 yılı anket sonuçları önümüzdeki aylarda açıklanmış olacak.

Avrupa Patent Ofisi’ne en çok patent sunan ülke 2005 yılında, 23.364 adet ile Almanya, 8.191 adet ile Fransa ve 5.258 adet ile İngiltere oldu. Aynı dönemde sunulan patent sayısı ABD’de 34.022 adet, Japonya’da 20.913 adet ve Türkiye’de 163 adet olarak gerçekleşti.

2008 yılı verilerine göre, erken evrede risk sermayesi yatırımları en çok 732,3 milyon Euro ile İngiltere, 464,9 milyon Euro ile Almanya ve 447, 6 milyon Euro ile Fransa’da gerçekleşti. 2006 yılı verilerine göre ise ileri teknoloji ile uğraşan firmalar en çok 31.055 adet ile İtalya, 20.060 adet ile Almanya ve 15.982 adet ile Fransa’da bulunuyor.

Dünya ileri teknoloji ürünleri ihracatında Çin 2007 yılı verilerine göre %22,7 ile önde geliyor ve onu %19,3 ile Avrupa Birliği, %17,3 ile ABD ve %6,7 ile Japonya takip ediyor. İleri teknoloji ürünleri ithalatında da %22,7 ile Avrupa Birliği önde gelirken onu %20,1 ile ABD, %13,2 ile Çin ve %6,6 ile Hong Kong takip ediyor.

İleri teknoloji alanında en çok istihdam yapılan ülkeler 2008 yılı verilerine göre 696 bin kişi ile Almanya, 289 bin kişi ile İtalya ve 282 bin kişi ile Fransa oldu. Türkiye’nin bu konudaki istihdam sayısı ise 59 bin kişi. İleri teknolojide yaratılan istihdamın toplam istihdamda en çok pay aldığı ülkeler de %2,7 ile Malta, %2,5 ile Macaristan ve İrlanda oldu. Türkiye için bu oran %0,3 olarak gerçekleşti.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Ağustos 2010 sayısı
– 24.08.2010 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Eylül 2010 sayısı