Girişimcilik ateşi

Girişimciliği bana sorsanız basit anlamda insanların içlerine düşen fikir ateşini hayata geçirmek için ellerinden gelenleri yapmaları olarak tanımlarım. Benzetmelerimi ateş ve yangın üzerinden yapacağım, mecazi anlamda kullandığımı baştan belirtmek isterim.

Her şey girişimcinin içine bir fikir ateşinin düşmesiyle başlar. Öyle ki bu, tıpkı bir aşk ateşi gibidir. Girişimcinin aklına bu ateş düştükten sonra girişimci, bu fikir etrafında düşünmeye, fikrini çalışır durumda hayal etmeye ve hayata geçirmek için gerekenler üzerine kafa yormaya başlarken bulur kendini bir anda.

Yangınların çıkış nedenleri bazen kasıtlı olsa da bazen tesadüflere bağlıdır. Bazı yangınlar ise başka şeyler gerçekleştiğinde ortaya çıkar. Girişim fikirleri de bazen karşılaşılan durumlarda bir kıvılcımla ortaya çıkabileceği gibi; emeklilik, işten çıkarılma, babadan işi devralma gibi tetikleyici unsurlar sonrasında da ortaya çıkabilir.

Bazı havalar ateşin büyümesine ve yangına dönüşmesine elverişliyken bazı havalar da ateşin yavaş ilerlemesine ve hatta sönmesine neden olabilir. Bunlara ekonominin iyiye gittiği dönemlerde, tüketimin artması rüzgârını da ardına alarak birçok girişimin başarı yolunda hızla ilerlemesini; ekonominin kötüye gitmeye başlamasıyla birlikte ise tüketim daraldıkça birçok girişimin kötüye gitmesini ve hatta kapanmasını örnek olarak verebiliriz.

Bir başka örnek olarak kuşaklar arası değişimi ve kuşakların değişime sağladığı uyumu verebiliriz. X kuşağı yöneticilerinin yerini Y kuşağı yöneticilerin almaya başlamasıyla birlikte, işletmelerin iş yapış tarzlarındaki değişimler, teknolojinin daha çok işletme proseslerine entegre edilmesi gibi örneklerden söz edebiliriz. Burada kuşakların ateşi yangına dönüştürmede katalizör görevi yaptığını, dünyadaki değişime ayak uydurmada güçlük çeken kadrolarla mücadele eden firmaların ise bu katalizörleri kullanmadan yangına dönüşmeden ateş olarak kaldığını öngörebiliriz.

Ateşin büyümesi sadece hava koşullarıyla değil, arazi koşullarıyla da ilgilidir elbette. Bazı araziler yangının yayılması için müsaitken, bazı arazilerde yangının yayılmaması için tedbirler alınmış olabilir veya doğal olarak bu araziler ateşin yayılmasına engel olacak yapıda olabilir.

Burada arazi ile yangın arasında bir rekabet söz konusudur. Tıpkı girişimcilikte olduğu gibi. Bazı arazilerde yangınla mücadele etmek kolay iken bazı arazilerde para gerektiren, teknoloji gerektiren mücadeleler vermek gerekebilir. Sarp arazilerde yer ekipleri başarılı olamazken havadan uçak veya helikopterlerle mücadele etmek gerekecektir. Bu da ekstra çaba, maliyet, yetenek gerektirecektir. Son yıllarda girişimcilik ikliminin geliştirilmesi için birçok adım atılmış durumda ve atılmaya da devam ediyor.

Bazı durumlarda bu ateş, büyümeyecek olsa da büyümeye elverişli bir başka ateşi tetiklemeye yarayabilir. İşin başlangıcında fikrine âşık olan ve ateşin büyüyeceğini düşünen girişimci, işin gidişatına göre işin olmayacağına kanaat getirdiğinde, bir kıvılcım sıçramasıyla ateşi bir başka uygun ortama geçirerek yoluna devam edebilir. Bu süreç esnasında fikrini hayata geçirmek için uğraşırken, fikir başka bir yöne doğru gelişebilir. Buna bir nevi pivot etme de diyebiliriz.

Baktı ki girişimci ateşi bir başka yere sıçratamıyor, iş fikri ne yaparsa yapsın gerçekleşmesi olanaksız gözüküyor, bu durumda da tıpkı sirklerde ateşle oynayan adamların ateşi ağızlarına sokarak söndürmesi gibi girişimci de olmayacağına kanaat getirdiği ve pivot edemediği bu fikrini söndürmesini bilmelidir.

İnsanın içine aşk ateşi düşmeden aşkı sadece anlatılanlardan tanıması mümkün olmadığı gibi, insanın içine girişim ateşi düşmeden de girişimciliği sadece anlatılanlardan tam olarak anlaması mümkün değil. Sizlerin içine de girişimcilik ateşinin düşmesi dileğiyle.

Bagajsız seyahat imkânı sunan hizmet

Packnada gardıropSık seyahat edenler için her seyahat öncesinde bavul hazırlamak, bavul ağırlığının havayolu ağırlık limitleri altında kalması için uğraşmak, havaalanına gidildiğinde bavulu teslim etmek için uzun check-in kuyrukları beklemek veya havaalanı çıkışında bagaj bandı önünde bavulun gelmesini beklemek gibi işler fazlasıyla stresli ve zaman kaybedici oluyor.

Singapur merkezli Packnada, sık seyahat edenler için sunduğu gardırop depolama hizmeti ile iş seyahati veya aile ziyareti amaçlı aynı şehre sık seyahat eden müşterilerine, kaldıkları otele eşya hizmeti sağlayarak, sadece pasaportları ile uçma kolaylığı sunuyor.

Hizmeti alan müşteriler, seyahatleri sonrasında 20 adete kadar kişisel eşyalarını, bavullarına toplayıp yanlarında taşımak yerine kaldıkları otelde bırakıyor. Sonrasında ürünler otelden alınıyor, yıkanıyor, ütüleniyor ve tekrar kullanım için müşterinin gelecekteki ziyaretlerine kadar depolanıyor. Kullanıcıların hizmeti almaları için bir sonraki ziyaretlerinin ne zaman ve nerede olduğunu online olarak veya cep uygulaması aracılığıyla Packnada’ya bildirmeleri yeterli. Müşteri otele geldiğinde check-in sırasında eşyaları otel görevlileri tarafından teslim ediliyor.

Günümüzde bazı havayollarının (Samoa Air örneği) hem yolcunun kendi ağırlığına hem de bavulunun ağırlığına ücret aldığını ve normal havayollarında belirli bir ağırlık üzerindeki bagajlardan ekstra ücretler alındığını düşünürsek, bu hizmet kullanıcılarını ekstra ağırlık derdinden de kurtarıyor.

Hizmet sadece giyeceklerle sınırlı değil. Kendi şampuanınızı, sabununuzu, tıraş kreminizi, şarj aletinizi veya ayakkabınızı da servise bırakabiliyorsunuz. Üstelik Packnada için ne sıklıkta seyahat ettiğiniz de önemli değil.

Packnada şu anda sadece Singapur’u ziyaret edenler için geçerli bir hizmet ve seyahat başına 99 dolardan başlayan ücreti var, üstelik ilk iki kullanım ücretsiz. Hizmetin kısa süre içerisinde farklı ülkelerde de verilmesi için çalışılıyor.

Bavul hazırlama, havaalanına giriş ve çıkışta bavul için bekleme gibi işlerde zaman kazandıran ve giysilerin temizlenip depolanması ile birlikte kullanıcısına zaman ve para kazandıran bu inovatif hizmetin en kısa sürede ülkemizde de olmasını arzu ederiz.

Girişimden önce*

Girişimcinin amacı kuracağı ticari işletmenin yatırımını belirli bir süre içerisinde geri kazanarak kara geçmek ve bunu da sürekli hale getirmektir. İşletmeyi kurmadan önce işletmesi için uygun olduğunu düşündüğü bir yer seçer, iş için gerekli altyapıyı sağlar, çeşitli donanım, yazılım ve makineler tedarik eder, çalışacak personeli istihdam eder. Bundan sonra öngörülen ve planlanan satışın gerçekleşmesi için gereken adımları atar.

Eğer ki girişimci bölgeyi iyi incelemez, müşteri profilini çıkarmadan ve bölgenin arz-talep durumun incelemeden işletmesini açarsa, verimsiz geçen kısa bir deneme süresi sonunda korkulan olacak ve umduğunu bulamayarak işyerini ya kapatacak ya da devredecektir.

Bu tür istenmeyen sonlarla karşılaşmamak için girişimcinin fizibilite aşamasında, bulunduğu sektörün durumu ve son trendler, bölgenin ticari yoğunluğu, potansiyel alıcıların tüketim yapısı, rakiplerden farklı olarak uygulanabilecek müşteri olmayanları da müşteri yapabilecek yenilikçi (inovatif) pazarlama stratejileri, bölgenin lojistik durumu gibi bazı konular üzerinde gerekli araştırmaları yapmalıdır.

Girişimcilerin yapacakları bu faaliyetlerin dışında, çeşitli kurumlar ve yerel yönetimlerin de girişimcileri çeşitli konularda bilgilendirmesi ve yönlendirmesi oldukça önemli. Örneğin Avrupa’da birçok ülkede, şehrin girişimin yapılacağı bölgesinde aynı işi yapan ticari işletme sayıları, bölgenin bu girişimi ayakta tutacak potansiyele sahip olup olmadığı, farklı olarak bu girişimin hangi bölgelerde yapılması gerektiği veya bölgenin ihtiyacı olan diğer işletmeler gibi konularda yönlendirmeler yapılıyor. Belki birçok barın bir arada olduğu bir barlar sokağı mantıklı olabilir ancak bir kavşağın dört köşesinde birer büfe, aynı sokakta beş tane internet evi veya yan yana üç tane kasap dükkânı mantıklı olmayacaktır.

Yoksa özellikle kriz dönemlerinde görmeye alışık olduğumuz, üç ila altı ay arasında ticari ömrü olan, “burada geçenlerde meşhur bir güveççi yok muydu” tarzında cümleleri arkasından sarf edeceğimiz, “denedik olmadı” tarzından girişimcilik örnekleri sürekli yaşanmaya devam edecektir.

Bu şekilde yapılan yanlış yatırımların önüne geçmek için, yerel yönetimlerin yönlendirici olmaları gerektiği gibi, girişimcilerin de daha gerçekçi verilere dayanarak fizibilite çalışmaları yapmaları gerekir. Böylece atılan taş ürkütülen kurbağaya değecek, belki de babadan oğla devredilen, bölgenin konusunda uzman, hizmetinden memnun kalınan, yılların yıpratamadığı girişimler ortaya çıkacaktır.

Unutmamak gerekir ki rekabet rehaveti kovar. Ancak düzensiz bir ekonomik yapı içerisinde yapılan yanlış girişimler, sadece haksız rekabete ve bunun sonucunda da yıpranmış, rekabet gücünü kaybetmiş işletmelere sebep olur.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– 28.01.2011 tarihli kişisel bloğum
– 14.02.2011 tarihli “Trakya Babıali” gazetesi