Ambalaj ve önemi*

Ambalaj

Ambalaj, içerisinde barındırdığı ürünü, ürünün özelliği ve şekline göre bozulmadan koruyan, dış etkenlerden darbe almadan kolayca taşınmasını ve depolanmasını sağlayan, temiz ve güvenilir kalmasını sağlarken rakiplerin benzer ürünlerinden ayırt edilmesini de sağlayan endüstriyel bir ürün olarak tanımlanıyor.

Ambalaj çok büyük bir sektör ve birçok sektörle iç içe geçmiş durumda. İlk kullanılan ambalaj ürünleri tahta fıçı, sandık, toprak kap, deri tulum ve çuvallardan oluşurken günümüzde genel olarak; kâğıt, karton, plastik, metal, cam, ahşap ve kompozit malzemeler kullanılıyor.

Son yıllarda giderek artan şehirleşme, nüfustaki hızlı artış, yaşam standartlarının yükselmesi, tüketim alışkanlıklarda meydana gelen değişimler, tüketim ürünlerine olan talebin artması, üreticilerin yerel pazarın yanında ihracata da yönelmeleri gibi nedenlerle ambalaj sektörü giderek gelişiyor ve hızla büyüyor.

Dünyada saniyede 65 bin civarında PET şişe tüketiliyor ve bunun sadece beşte biri geri dönüşüme katılıyor. Benzeri bir rakam alüminyum teneke kutular için de geçerli. Dünyada her üç saniyede 140 adet alüminyum teneke kutu üretiliyor. Bu açıdan bakıldığında ambalajlar insanlardan daha hızlı çoğalıyor diyebiliriz.

Üretilen bu ambalajlar kullanılıp görevlerini tamamladıklarında, “kullanım ömürleri dolmuş” veya “geri dönüştürülebilir” ambalaj atıkları ortaya çıkıyor. Bu ambalaj atıklarının geri kazanılması için, evsel çöplerden ayrı olarak biriktirilerek geri dönüşüme kazandırılmaları gerekiyor. Böylece geri dönüştürülmüş ambalajlar ile atık miktarı azaltılıyor, doğal kaynaklar korunuyor ve enerji tasarrufu sağlanarak ekonomiye katkıda bulunuluyor.

Bir ürünün piyasada tutunabilmesi, ürün için doğru ve etkin bir ambalaj malzemesi seçilmesinin yanı sıra, ürün ambalajının tasarımına da bağlı. Ambalaj tasarımlarında tüketici açısından önem taşıyan açma-kapama kolaylığı, taşıma kolaylığı, ürün hakkında açıklayıcı bilgileri barındırma gibi konuların göz önünde bulundurulması gerekiyor. Örneğin günümüzde çevrecilik ve doğa koruma bilincinin artmasıyla alüminyum teneke kutuların boyasız ve kabartmalı olarak üretilerek kutuların boyasız veya minimum boya ile kullanımı söz konusu.

AB standartlarına uyum çalışmalarıyla birlikte her sektörde ambalajlı ürün kullanımının yaygınlaşması, yapılan arge ve inovasyon çalışmaları sonucu yüksek katma değerli ürün ve hizmetlerin sunumuyla ambalaj sektörünün rekabet gücü sürekli olarak gelişiyor. Üretim ve tüketimin yanı sıra, kalite standartları konusunda da hızla gelişen ambalaj sektörde ISO 9001, ISO 14001 ve ISO 22000 gibi kalite belgelerine sahip firmaların sayısı giderek artıyor.

Ambalajların üzerinde geri dönüştürülebilir bir malzemeden üretildiğini gösteren “geri dönüşüm işareti”, ÇEVKO üyeliğini gösteren “ÇEVKO logosu” veya firmanın ÇEVKO ile marka kullanımı için sözleşme imzaladığını gösteren “yeşil nokta” gibi çeşitli logoların bulunması gerekiyor.

Dünyada ambalaj sektörü

Dünyada ambalaj pazarı yaklaşık 700 milyar dolar büyüklüğünde ve sektörde her yıl ortalama %3,5 oranında bir büyüme gerçekleşiyor. Dünya ambalaj sektörünün 2016 yılında 820 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. Ambalaj pazarının %41’ini plastik ambalaj, %31’ini kâğıt-karton ambalaj, %15’ini metal ambalaj, %7’sini ise cam ambalaj oluşturuyor.

Dünyada kişi başına ambalaj tüketimi ortalama 110 dolar seviyesinde iken bu oran AB ülkelerinde 250 dolar, ABD’de 350 dolar, Japonya’da ise 550 dolar seviyelerinde seyrediyor. Ülkemizde bu oran 160 dolar seviyesinde ve 2023 yılı için kişi başı 300 dolar seviyesinde olacağı tahmin ediliyor.

Türkiye’de ambalaj sektörü

Türkiye’de ambalaj sanayinde faaliyet gösteren firmaların büyük bir çoğunluğu KOBİ’lerden oluşuyor. Sektörde en yüksek payı, %39 ile kâğıt, karton ve oluklu mukavva alırken onu %34 ile plastik, %13 ile cam, %8 ile ahşap ve %6 ile metal ambalaj ürünleri takip ediyor.

Ambalaj sanayi ihracatında ise ilk üç sırada plastik (%68), kâğıt/karton (%20), metal ambalaj (%10), cam (%1) ve ahşap (%1) ürünleri yer alıyor. Başta AB ülkeleri olmak üzere, toplam 160’dan fazla ülkeye ihracat yapan ambalaj sektörünün 2012 yılında gerçekleştirdiği ihracatta en yüksek paya sırasıyla Almanya, Irak, İngiltere, Fransa ve İran sahip. Sektörün 2023 yılı ihracat hedefi ise 7 milyar dolar olarak öngörülüyor.

Mevzuat

Avrupa Birliği ülkelerindeki atıkların %30’a yakınını ambalaj atıkları oluşturuyor. Bu nedenle ambalaj sektörü, AB’nin çevre politikalarında oldukça önemli bir yere sahip. Bu konuda temel AB düzenlemesi olan 94/62/EC sayılı “Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Direktifi”, ambalaj atıklarının engellenmesi, yeniden kullanılması, geri kazanımı ve bertaraf edilmesine ilişkin önlemlerin yanı sıra, ambalaj ürünlerinin Tek Pazar içinde serbest dolaşabilmeleri için taşımaları gereken özellikleri de belirliyor.

Ülkemiz, ambalaj atıklarının yönetimini düzenleyen AB mevzuatına kısmen uyum sağlamış durumda. 2007 yılında yürürlüğe giren “Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği”, başta ambalaj ürünlerinin piyasaya sürülebilmesi için yerine getirilmesi gereken temel şartlar, ağır metal yoğunlukları için belirlenen azami sınır, ambalajların üretim aşamasında işaretlenmesi ve ambalaj atıklarının yönetimine ilişkin genel ilkeler olmak üzere, birçok açıdan AB kuralları ile uyumlu durumda. Yönetmeliğin son haline Resmi Gazete’nin www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/08/20110824.htm linkinden ulaşılabiliyor.

Ülkemizde Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği geri dönüşümü mümkün olmayan malzemelerin ambalaj üretiminde kullanılmalarını yasaklıyor. Bu nedenle ambalajların kullanım ömürlerini tamamladıktan sonra geri dönüşüm sürecine girmeleri gerekiyor.

Ambalaj konusunda ülkemizde Ambalaj Sanayicileri Derneği tarafından 2010 yılından bu yana her yıl düzenlenen Ambalaj Ay Yıldızları yarışması, TSE’nin Altın Ambalaj yarışması ile birleştirildi. Yarışmada amaç on iki farklı kategoride özgün tasarım ve uygulamaları ödüllendirmek. Bu konuda Papağan Kuruyemiş’in ay çekirdeği paketinin yanında ilave çöp poşeti barındıran yenilikçi ambalajını örnek olarak verebiliriz. Yarışma hakkında detaylı bilgiye www.ambalajyarismasi.com adresinden ulaşmak mümkün.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Mart 2014 sayısı
– 27.05.2013 tarihli kişisel bloğum

Fiyat her şey midir?*

fiyat1

Ülkemiz dünyanın en büyük on yedinci ekonomisi durumunda. Ekonomisini büyüterek ve dış ticaret hacmini artırarak Cumhuriyetimizin yüzüncü yılı olan 2023 yılında 500 milyar dolarlık ihracatıyla dünyanın onuncu büyük ekonomisi olmayı hedefliyor. Başta dış ticaret olmak üzere tüm alanlarda iyi yetişmiş işgücü, arge ve inovasyon sonucu ortaya çıkarılmış katma değeri yüksek ürün ve servisler ve tüm bunların tamamlayıcısı olarak da markalaşma konularında yapılacak sistemli çalışmalar ile bu hedefe ulaşmak mümkün görülüyor.

Burada en büyük kaynak sanırım ihracat aracılığıyla ülkemize girecek olan ihracat bedelleri olacak. Günümüzde firmaların rekabet edebilmeleri için maliyetlerine belirli bir oranda kâr payı eklemeleri gibi klasik fiyatlandırma yöntemleri artık yetersiz kalıyor. Dünya pazarlarındaki rekabette elde edilebilecek yüksek gelir, katma değeri yüksek ürünler ile mümkün gözüküyor. Bu noktada insanın aklına yüksek fiyatlı ürün için gerekli olanlar nelerdir sorusu geliyor.

İthalatçıların satın alma kararlarını ürünün fiyatı ve niteliğinin yanı sıra; garanti, tasarım, teknik özellikler, uyulması zorunlu standartlar, paketleme, etiketleme, markalama, ihracatçının güvenilirlik ve performansı gibi birçok faktör etkiliyor. Bütün bunlar dikkate alındığında ürünün fiyatı satın alma kararını tek başına etkileyen bir unsur olmaktan çıkıyor. Bu açıdan bakıldığında ise fiyat çok önemli ancak tek başına bırakılmaması gereken bir unsur oluyor.

Fiyatlandırma politikası

Firmaların pazar paylarını korumak/artırmak, fiyatlarını rakiplerin fiyatları ile ilişkilendirmek, rekabeti ortadan kaldırmak, hedefledikleri kârları gerçekleştirmek, kârı maksimize etmek, atıl üretim kapasitelerini kullanmak, yüksek kaliteli marka imajı oluşturmak veya ayakta kalabilmek gibi çok çeşitli fiyatlandırma amaçları olabiliyor.

Firmalar bir ürün için yüksek kaliteli imajı yaratmak istiyorlarsa veya pazarda benzeri olmayan yeni bir ürün ihraç ediyorlarsa yüksek fiyat stratejisi belirleyebiliyorlar. Bunun aksine pazara giriş yapmak, eldeki fazla üretimi pazarlamak veya piyasada kalmak gibi durumlarda ise düşük fiyat stratejisi uygulayabiliyorlar.

İhracatçı firmaların hedef pazarları hakkında; talep büyüklüğü ve yapısı, rekabet durumu ve yoğunluğu, hedef pazarlardaki ürünle ilgili fiyatlar gibi konularda güncel, doğru ve güvenilir bilgilere sahip olmaları çok önemli. Fiyatlarları etkileyen bu bilgilerin sık sık gözden geçirilmesi ve yenilenmesi gerekebiliyor. Ayrıca pazardaki rakiplerin fiyat değişimlerine gösterdikleri tepkiler de yakından takip edilmeli.

Ambalaj

Ürünlerin ayrı ayrı ambalajlarla gönderilmesinin gerektiği durumlarda ambalaj giderlerinin ayrıca göz önünde tutulması ve birim ambalaj maliyetinin de fiyata eklenmesi gerekiyor. Ürünlerin kaçar adetlik ve nasıl ambalajlanacağı, ambalajlama malzemesinin cinsi ve kalitesi, karton kutunun tipi, palet üzerindeki kutuların yerleşim durumu, şirinkleme ve çemberleme gibi etmenlerin her biri ambalajlama maliyetini değiştiriyor. Bunun yanı sıra uygun olmayan şekilde yapılan ambalajlama, taşımada sırasında veya gümrüklerde yapılan elleçleme işlemleri sırasında ürünlerde hasara sebebiyet verebiliyor.

Teslim ve ödeme şekli

Bir ürünün ihracatında seçilecek olan teslim şekli ürünün fiyatını da etkiliyor. Teslim şekli üzerinde anlaşılması ile ihracatçı ve ithalatçının üstlenecekleri maliyetler, ihracatçının hazırlayacağı belgeler, ürünlerin sorumluluklarının hangi aşamada devredileceği, ürünlerin ne zaman ve nerede teslim edileceği konuları netlik kazanmış oluyor. Burada ihracatçının, üstleneceği işlemlerin masrafları gibi tüm maliyetleri dikkate alması gerekiyor.

İhracat işleminde tescil, lisans, ruhsatname gibi gereken belgeler için yapılan harcamalar, konsolosluk tasdikleri,  menşe şahadetnamesi, ATR benzeri dolaşım belgeleri gibi düzenlenmesi gereken belgelerin giderleri, bitkisel veya hayvansal ürünlerin ihracatında istenen belge ve ruhsatnameler için yapılan giderler, ürün için yapılması gereken analiz, ekspertiz raporları gibi işlemlerin masraflarının da ürün fiyatı belirlerken maliyetler açısından göz önüne alınması gerekiyor.

Teslim şekillerinde yaşanan problemlerin azaltılması ve standartlaşma sağlanması amacıyla Uluslararası Ticaret Odası tarafından INCOTERMS teslim şekilleri hazırlanmış ve dünya ticaretinde koşulların değişimlerine göre gerektiğinde güncellemeler yapılıyor. Teslim şekilleri hakkında www.iccwbo.org/incoterms adresinden bilgi almak ve bu konuda Avrupa İşletmeler Ağı kapsamında düzenlenen eğitimlere katılmak mümkün.

Peşin ödeme ile vadeli ödeme arasında satın alma maliyetleri açısından bir fark meydana geliyor. Peşin satışla yapılan ihracatlarda gelecek olan nakit ile satın alma maliyetlerini daha da düşürmek mümkün. Akreditif söz konusu olduğunda ise yükleme yapılıp ödeme gelene kadar geçen süreci beklemek ise bir finansman maliyeti yaratıyor.

Sigorta,  navlun ve komisyonlar

Teslim şekline göre ürünlerin ihracatçı firma tarafından sigorta ettirilmesi gerekebiliyor. Sigortaya mevzu ürünün cinsine ve sigortanın kapsamına göre değişen miktarlardaki sigorta bedelleri ise ürünlerin maliyetini etkiliyor. Ayrıca Türk Exim Bank’ın ihracat kredi sigortasından faydalanarak (www.eximbank.gov.tr/TR/belge/1-6/ihracat-kredi-sigortasi.html) ihracat bedellerinin tahsilâtını sigorta ettirmek de mümkün.

Ürünlerin ihracatçıdan ithalatçıya ulaşana kadar taşınması navlun ücretlerini doğuruyor. Teslim şekline göre hangi aşamaya kadar olan masraflar ihracatçıya ait ise bu aşamaya kadar olan navlun masraflarından birim ürününe düşen miktarın doğru bir şekilde hesaplanması gerekiyor.

Firmalar yurtdışındaki acenteler veya temsilciliklerle çalışıyorlarsa, bu şahıs veya firmalara ödedikleri komisyon giderlerini de ürünün maliyetini hesaplanırken dikkate almaları gerekiyor.

Fiyatın geçerliliği

Döviz kurları ve hammadde fiyatlarında yaşanan veya yaşanabilecek değişimlerden, kalite veya teslimatla ilgili çıkabilecek problemlerin sebep olabileceği ödeme gecikmelerinden etkilenmemek adına, müşterilere verilen fiyatların belirli bir süre boyunca geçerli olduğunun bildirilmesine dikkat etmekte yarar var.

Pazarlık sürecine fiyat konusu ile başlayan firmalar,  tekliflerini yalnızca ürün odaklı olarak yaparlar ve pazarlık güçlerini kaybederler. Unutmamak gerekir ki müşterilerle yapılan görüşmelerde fiyat, pazarlık konularından yalnızca biridir. Yukarıda bahsedilen diğer parametrelerin dikkate alınması daha sağlıklı bir ticaretin başlatılmasına ve sürdürülmesine yardımcı olur.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Eylül 2012sayısı
– 27.09.2012 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Ekim 2012 sayısı
– 15.10.2012 tarihli “Avrupa Yakası” gazetesi

Tasarım*

çoklu-priz

Tasarım, insan odaklı olarak; kullanıcısına fayda sağlayan, estetik görünümlü, kullanımı kolay, anlamlı deneyimler yaşatacak ürün/hizmet geliştirme süreci olarak tanımlanıyor. Tasarımın esas amacı insanın hayatını kolaylaştırırken yaşamdan aldığı konfor seviyesini yükseltmek. Günlük hayatta kullandığımız giyeceklerden bunların üretildikleri makinelere, oturduğumuz koltuklardan alış veriş yaptığımız internet sitelerine kadar her şeyin bir tasarımı mevcut.

Tasarımda önemli olan ürün veya hizmet kullanıcılarının sorunlarına, günümüz gelişen teknolojilerinden üst düzeyde yararlanarak daha önce bakılmamış farklı bir pencereden bakarak çözümler üretebilmek. Tasarımda teknoloji ve üretim imkânları önemli de olsa hitap edilen insan grubu, toplum veya çevrenin ihtiyaçlarını iyi analiz etmek de oldukça önemli.

Tasarımda proses, her işte olduğu gibi problemin doğru bir biçimde tanımlanması ile başlıyor. Tasarım için gerekli bilgilerin toplumsal ve kültürel öğelerle harmanlanarak çok sayıda ön tasarımlar çıkarılabilir. Bunlar ortaya çıkarılırken elde edilen geri bildirimler kullanılarak daha iyi sonuçlar için tasarımlar yeniden elden geçirilebilir.

Tasarım günümüzde markalar için önde gelen unsurlar arasında yer alıyor. Globalleşen dünyada markalar, ürün ve hizmetlerini benzerleri arasından reklam ve pazarlamanın yanı sıra özgün tasarımları ile ayrıştırıyor. Endüstriyel tasarımı etkin bir araç olarak kullanmak markanın değerini artırıyor ve şirketlere rekabette önemli avantajlardan birini sağlıyor.

Daha önceleri bir lüks aracı olarak kullanılan tasarım, kaynaklara erişimin kolaylaşması, endüstrileşme ve tüketimin artması ile bir ayrıcalık olmaktan çıkıp ürün veya hizmette aranan ve ulaşılabilen özellikler arasına girdi. Sanayi devrimine kadar üretilen her şey genellikle insanoğlunun bir ihtiyacını karşılamaya yönelikti. Ürünün tasarımından çok fonksiyonelliği ön plandaydı. 1800’lü yılların ikinci yarısında tasarım ön plana çıkmasıyla özel tasarımlı sandalyeler, özel tasarımlı çaydanlıklar seri olarak üretilmeye başlandı. Böylece insanların temel ihtiyaçlarını karşılamada eksik olan bu yön, estetiğin eklendiği tasarımlı ürünler ile kapatılmış oldu.

Tasarım estetik, kullanımı kolay ürünler yapmak olarak algılansa da durum sadece ürün tasarlamakla sınırlı değil. Günümüz dünyasında özellikle gelişmiş ülkelerde; ticaret, yiyecek ve içecek, iletişim, bankacılık, taşımacılık gibi sektörlerde de hizmet tasarımları ön plana çıkıyor. Bu nedenle tasarım dendiğinde sadece ürünlerin tasarımı değil hizmetlerin tasarımı da akla gelmeli. Bir restoran veya bir taşımacılık şirketinden hizmet alırken de hizmet alanın hayatını kolaylaştıran, konforunu artıran yeni tasarımlar geliştirilebiliyor.

Teknolojide her geçen gün meydana gelen değişim ve ilerlemeler tasarım konusuna yeni bir imkân oluşturuyor. İnovasyonun da katkısıyla her alanda önceden mümkün olmayan tasarımlar uygulanabilir hale geliyor. Bu nedenle firmalar teknolojik gelişmeleri yakından takip etmeli ve ürünlerine her geçen gün inovatif düşünce tarzıyla farklı bir gözlerle bakmalı, neyi nasıl daha iyi yapabilecekleri konularına odaklanıp daha iyi tasarımlar ortaya koymalılar.

Tasarım bazı ülkelerde bir yaşam kültürü haline getirilmiş durumda. Şehirlerin kaldırımlardan tutun da günlük hayatta insanların sokaklarda üzerine oturdukları banklara kadar her şey sanki bir tasarım potasında eritilerek gerçekleştirilmiş. Örneğin İsveç’te 1998 yılında çıkarılan “Geleceğin Biçimleri” adlı bir kanunla, insan ihtiyaçlarına uygun nesnelerin tasarlanması teşvik edildi. Buna göre, yapıların ve nesnelerin insan ihtiyaçlarına uyarlanması zorunludur ve bunların biçimleri sayesinde insanları kullanıma yönlendirmeleri gerekir. Tasarım yapılırken çocuklar, yaşlılar, özürlüler gibi gruplar, bu grupların ihtiyaçları ve fiziksel özellikleri ergonomik açıdan dikkate alınarak en geniş insan yelpazesini kapsamalıdır.

Tasarım yalnızca dış görünüş değil, aynı zamanda biçim, sadelik, kullanım kolaylığı, fonksiyonellik ve ekonomikliktir. Apple’ın CEO’su Steve Jobs’a göre, “Tasarım sadece nasıl göründüğü ve hissettirdiği değildir. Tasarım aynı zamanda nasıl çalıştığıdır”.

İyi bir tasarım için, geçmişte başarısını kanıtlanmış örneklerden yararlanmak da mümkün. Ancak tasarımda yaratıcılığın ayrı bir önemi var. Yaratıcılıkta konusunda ise rakiplerle aynı pazara odaklanmışken bu alandaki farklı şeyleri gözlemleyebilme yeteneği ön plana çıkıyor. Bu nedenle firmaların çalışanları için onların yaratıcılıklarını ortaya çıkarabilecekleri çalışma koşullarını sağlamaları önem arz ediyor.

Ülkemizin üretimi ve yapılan ihracat miktarı her geçen yıl artıyor. Dünya rekabetinde önümüzde yer alan ülkelerle rekabet edebilmek için markalaşmaya daha çok önem vermemiz ve bu amaca hizmet edecek tasarımlar ile de fark yaratmamız gerekiyor.

Renklerin kullanımı

Renkler her ne kadar kişisel bir tercihmiş gibi algılansa da kişilerin renkleri nasıl algıladıkları konusu; ürün, firma logosu, vitrin, internet sitesi gibi unsurların tasarımında önemli oluyor. Kırmızı, sarı ve turuncu gibi sıcak renkler davetkâr olup dikkat çekmeye yönelik olarak kullanılıyor. Mavi, yeşil ve mor gibi soğuk renkler ise uyumluluk, güven ve profesyonelliği yansıtıyor. Beyaz renk temizlik ve güvenliği yansıtırken, siyah renk güç, zarafet ve gizemi barındırıyor. Güçlü ve sağlam mesajlar vermek için kahverengi kullanılırken kadınlara hitap eden ürünlerde pembeye ağırlık veriliyor.

Yasal zorunluluklar

Tasarlanan ürünler ve var ise bu ürünler üzerinde bulunan yazılımlar için çeşitli standartlara uymak gerekebiliyor. Örneğin Avrupa Birliği pazarında ve Gümrük Birliği nedeniyle ülkemizde satılacak bir ürünün, eğer Avrupa Birliği direktiflerinden birinin veya birkaçının kapsamına giriyorsa CE işareti taşıması gerekiyor.

Tasarım konusunda destekler

Tasarım konusunda kamu ve özel sektör tarafından atılacak her bir adım, toplumun gelişimi, ihracatın artması ve dolayısıyla refahın artması yolunda katkı sağlayacaktır. Bu nedenle tasarım konusunda kullanılabilecek destekler mevcut.

Konuyla ilgili olarak KOSGEB’in “Genel Destek Programı” altında, işletmelerin ürün tasarımına yönelik olarak aldıkları hizmetler için yapılan harcamalar, içinde bulunduğumuz bölgede %50 oranında ve 15.000 TL üst limite kadar destekleniyor. Burada ürün tasarımı işlemi için patent, faydalı model, endüstriyel tasarım veya entegre devre topografya belgelerinden birinin alınması ile sonuçlandırılmış olması gerekiyor.

Markalaşmanın önemli bir unsuru olan tasarımın doğrudan desteklenmesi amacıyla, 2008/2 sayılı “Tasarım Desteği Hakkında Tebliğ” kapsamında, tasarım şirketleri, tasarım ofisleri ile birlikler, tasarım dernekleri/birliklerinin gerçekleştireceği tanıtım, reklam, pazarlama, istihdam, danışmanlık harcamaları ve yurt dışında açacakları birimlere ilişkin giderlerin %50’si yıllık belirli üst limitler dâhilinde destekleniyor. Konuyla ilgili mevzuata www.ekonomi.gov.tr adresinden ulaşmak mümkün.

TURQUALITY® destek programı kapsamında, Ekonomi Bakanlığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu işbirliğiyle, Türkiye’de kullanıcının ihtiyaçlarını gözeten, ihracatta ve ulusal pazarda ürüne katma değer ve rekabetçi üstünlük kazandıran iyi tasarımları ödüllendirmek amacıyla her yıl “Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri” veriliyor. 2012 yılı için son başvuru tarihi ise 10 Eylül. Süreç ve ödüller hakkındaki bilgilere www.designturkey.org.tr adresinden ulaşılabiliyor.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Mayıs 2012 sayısı
– 28.05.2012 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Ağustos 2012 sayısı

CE işareti*

cemark

CE kısaltması “Avrupa’ya Uygunluk” anlamına gelen Fransızca “Conformité Européenne” kelimelerinin baş harflerinden geliyor. CE İşareti, Avrupa Birliği’nin teknik mevzuat uyumu çerçevesinde 1985 yılında benimsediği “Yeni Yaklaşım Politikası” kapsamında hazırlanan bir kısım Yeni Yaklaşım Direktifleri kapsamına giren ürünlerin; ilgili direktiflere uygun olduğunu ve amaçlarına uygun kullanıldıklarında insan can ve mal güvenliği, bitki ve hayvan varlığı ile çevreye zarar vermeyeceğini gösteriyor. Kısaca CE işareti ürünün güvenli bir ürün olduğunu gösteriyor.

CE işareti, bir kalite belgesi değil ve tüketiciye bir kalite güvencesi sağlamıyor. Sadece ürünün, asgari güvenlik koşullarına sahip olduğunu gösteriyor. Avrupa Birliği’nin uyulması mecburi bazı Yeni Yaklaşım Direktifleri kapsamında yer alan ürünlere iliştirilen bir işaret olduğundan, mevzuat kapsamına giren ve AB üyesi ülkelerde piyasaya arz edilecek olan ürünlerin bu işareti taşıması zorunlu. Bir anlamda ürünün pasaportu işlevini görerek üzerinde bulunduğu ürünün teknik anlamda serbest dolaşımını sağlıyor.

CE işareti iliştirilmesi zorunlu ürün grupları

Avrupa Birliği 22 direktif kapsamına giren ürünler için iç tüketim veya kullanıma yönelik de olsa, üçüncü ülkelerden gerçekleştirilen ithalatta da olsa CE işaretinin var olmasını talep ediyor. İlgili direktifler listesine www.newapproach.org adresinden ulaşılabiliyor.

Başlıklar halinde değinmek gerekirse liste şöyle sıralanabilir: Gaz yakan cihazlar, insan taşımak üzere tasarlanmış kablolu taşıma tesisatı, inşaat malzemeleri, elektromanyetik uyumluluk, potansiyel patlayıcı ortam ekipmanları, sivil kulanım amaçlı patlayıcılar, asansörler, alçak gerilim cihazları, makineler, ölçüm aletleri, vücuda yerleştirilebilen aktif tıbbi cihazlar, genel tıbbi cihazlar, vücut dışı tıbbi tanı cihazları, sıvı veya gaz yakan sıcak su kazanları, otomatik olmayan tartı aletleri, piroteknik eşyalar, kişisel koruyucu donanımlar, basınçlı ekipmanlar, radyo ve iletişim terminal ekipmanları, gezi amaçlı tekneler, basit basınçlı kaplar ve oyuncaklar.

CE işaretinin ürüne iliştirilmesi

Yeni Yaklaşım Direktifleri kapsamına giren ürünlerin, CE işaretli olarak piyasaya sunulmasından üreticileri sorumlu. Ancak eğer üretici veya üreticinin yetkili temsilcisi Avrupa Birliği içinde değil ise bu sorumluluğu ürünün ithalatçısı yerine getirmek zorunda. Bir başka deyişle, ithalatçılar ithal ettikleri ürünlerin AB normlarına uygun olduğunu garanti etmek zorundalar.

CE işaretini iliştirmeden önce yapılması gereken uygunluk değerlendirmesi işlemleri AB Direktiflerinde ikiye ayrılıyor. Daha düşük risk taşıyan veya taşıdıkları riskin tespiti daha kolay olan, bu nedenle üreticinin kendi beyanının yeterli olduğu kabul edilen ürünler için, üretici ürününün testlerini kendi imkânlarıyla yaparak veya başka bir test kuruluşuna yaptırarak, ürünün ilgili direktife uygun olup olmadığını tespit etmesi gerekiyor. Ürünün uygun olması durumunda, üretici bir uygunluk beyanı düzenleyerek ürününe CE işaretini iliştiriyor.

Daha yüksek riskli ürünler veya risk tespit edilebilirliğinin daha zor olduğu ürün gruplarında ise, üreticinin mutlaka AB üyesi ülkelerde yerleşik olup diğer ülkelerde de şube veya temsilcilikleri olan, “notified body” olarak tabir edilen onaylanmış kuruluşlara başvurmaları gerekiyor. Bu test veya belgelendirme kuruluşlarının yapacağı test sonucunda ürünün ilgili mevzuata uygun olduğunun tespit edilmesiyle birlikte, üretici bir uygunluk beyanı düzenleyerek ürününe CE işaretini iliştiriyor. Bu durumda CE işaretinin yanında ürünün kontrol safhasında yer alan onaylanmış kuruluşun Avrupa Komisyonu tarafından verilen kimlik kayıt numarası da yer alıyor. Örneğin TSE için “CE 1783” gibi.

Bir ürün için hangi türden uygunluk değerlendirmesi yöntemine başvurulacağı konusunda temel rehber, ilgili ürün direktifi olup izlenecek uygunluk değerlendirme işlemleri ise burada detaylı olarak belirlenmiş durumda.

Ülkemizde durum

İster ithal edilmiş, ister piyasaya arz edildiği ülkede üretilmiş olsun, direktifler kapsamında CE işareti taşıması zorunlu olan ürünlerin tümü, AB üyesi ülkelerde piyasaya arz edildiklerinde mutlaka CE işareti taşımaları zorunlu.

Ülkemizde Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği’ne girdikten sonra birlik mevzuatını uygulamakla yükümlü olması nedeniyle, CE işareti mevzuatının uyumlaştırma çalışmaları başladı. İlgili mevzuatın yürürlüğe girmesiyle birlikte ülkemizde de, burada üretilsin veya ithal edilsin, mevzuatın kapsamına giren ürünlerin piyasaya arz edilecek ürünlerin bu işareti taşıması zorunlu hale geldi.

Ürünlere CE işareti iliştirilmesini öngören AB’nin Yeni Yaklaşım Direktiflerinin ülkemizdeki uyum durumuna TSE’nin www.tse.org.tr/turkish/ab/CEdirektifstandard.asp adresinden ulaşılabiliyor.

Dış ticaretimiz açısından bakıldığında, CE işareti taşıması gerektiği halde bu işareti taşımayan ürünlerin AB üyesi ülkelere ihracatı mümkün değil. İç pazarımız açısından bakıldığında ise, mevzuat uyumu tamamlanmış ve zorunlu uygulamaya girmiş olan ürün yönetmelikleri kapsamına giren ürünlerden CE işareti taşıması gerektiği halde taşımayan ürünlerin ülkemiz piyasasına ithal edilmesi de mümkün değil.

Üreticiler ne yapmalı

Üreticiler ürünlerinin hangi direktif ya da direktifler kapsamına girdiğini tespit ederek, ilgili direktifleri bütün unsurlarıyla incelemeli, gerekiyorsa üretim bandında değişikliğe gitmeli ve buna göre belgelendirme faaliyetlerini gerçekleştirmeliler.

CE işareti konusunda destekler

Türkiye’de faaliyette bulunan ticari ve sınaî firmalar; çevre, kalite ve insan sağlığına yönelik teknik mevzuata uyum sağlamak için akredite kurum veya kuruluşlardan alınacak kalite, çevre belgeleri ile insan can, mal emniyeti ve güvenliğini gösteren işaretlere dair laboratuar analizleri ve belgelendirme işlemleriyle ilgili harcamaların belirli bir bölümü için destek kullanabiliyorlar.

CE işaretine yönelik olarak belgelendirme ve laboratuar analiz çalışmaları için yapılan harcamalar %50 oranında 25.000 ABD dolarına kadar “Çevre Maliyetlerinin Desteklenmesi” adı altında Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından destekleniyor ve bunun için ilgili ihracatçı birliği genel sekreterliğine başvurmak gerekiyor. Firmaların konu ile ilgili olarak ayrıca KOSGEB’in “Test, Analiz ve Kalibrasyon” ile “Belgelendirme” desteklerinden faydalanmaları mümkün.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Temmuz 2011 sayısı
– 28.07.2011 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Ağustos 2011 sayısı

Ürün inovasyonu*

inovasyon

İnovasyon, yaratıcı düşüncenin bir ürünü. Günümüzün hızlı değişen rekabet koşullarında firmaların ayakta kalabilmeleri için ürünlerini, hizmetlerini ve üretim süreçlerini sürekli olarak iyileştirmeleri ve yenilemeleri gerekiyor. Bu işlemler inovasyon olarak tanımlanıyor ve kısaca kar getiren, pazarlanabilir yeniliklere inovasyon deniyor.

Mevcut ortamda rekabet o kadar büyük, ürün ve hizmet çeşitliliği o kadar fazla ki neredeyse her ürün/hizmet gittikçe birbirine benziyor. Kalite ve kolay erişim gibi kıstaslar benzer ürünler için birer ayırt edici özellik olmaktan çıkıp birer standart unsur haline geldi. Ürünlerdeki farklılıkların oldukça azaldığı günümüzde, müşteri odaklı inovasyon, firmaların rekabette farklılık göstererek öne geçebileceği bir alan olarak gözüküyor.

McKinsey inovasyon ve ticarileştirme anket sonuçlarına göre üst düzey yöneticilerin %84′ü firmalarının büyüme stratejisinde inovasyonun aşırı derecede önemli olduğunu söylüyor. Hayata geçirilen inovasyonların ise %99’u, bilinenlerin yeni bir alanda kullanılması şeklinde gerçekleşiyor.

Türkiye ve AB’de İnovasyon

Avrupa Birliği, artan küresel rekabet nedeniyle dünya ekonomisindeki mevcut konumunu koruma konusunda endişelenirken Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin gibi ülkeler büyük adımlarla ilerlemeye devam ediyor.

Avrupa Birliği Komisyonu, AB’ye üye ülkeler ile Hırvatistan, İzlanda, Makedonya, Norveç, Sırbistan, İsviçre ve Türkiye’de, inovasyon konusunda yapılan araştırmaları “2010 Avrupa İnovasyon Puan Tablosu” adlı raporda topladı. Bu puan tablosu, ülkelerin inovasyon göstergeleri ve eğilimlerini ortaya koyuyor.

2010 Avrupa İnovasyon Puan Tablosu’na göre; İsveç, Danimarka, Finlandiya ve Almanya gibi üye ülkeler inovasyon konusunda ilk sıralarda yer alırken; Polonya, İtalya, İspanya ve Macaristan gibi üye ülkeler ise çok gerilerde kalmış durumda. Rapora göre Avrupa Birliği’nin on iki rekabet göstergesinden on tanesi ABD’nin gerisinde kalmış durumda.

Raporda Türkiye’nin inovasyon alanındaki performansı ortalamanın altında olarak değerlendiriliyor. Güçlü olduğu alanlar “açık, mükemmel ve çekici araştırma sistemleri” olarak ifade edilirken zayıf olduğu alanların, “şirket yatırımları ve fikri varlıklar” olduğu belirtiliyor.

İnovasyon konusu ekonomik yenilenme için bir hızlandırıcı görevi görebilir, ancak bu kendi kendine gerçekleşmeyecektir. İnovasyonu en geniş anlamıyla tanıtacak, teşvik edecek ve ödüllendirecek bir ortam kamu ve özel sektör tarafından oluşturulmalı.

Bu amaca yönelik olarak; inovasyona dönük süreçleri benimseyerek, sürdürülebilir rekabet avantajına ulaşan başarı örneklerinin ödüllendirilmesi, bu tür yaklaşımların yaygınlaştırılması yoluyla Türk sanayinin inovasyon yetkinliğinin artırılması, bu bağlamda inovasyonun ticari getiri avantajı olarak öne çıkartılması amacıyla, İstanbul Sanayi Odası tarafından her yıl inovasyon ödülleri veriliyor. (www.iso.org.tr/inovasyonodulleri)

Ürün inovasyonu

Ürün inovasyonu, işletmelerin yeni ve değişik bir ürün veya hizmeti geliştirmesi, bunu pazara sunması veya mevcut ürün veya hizmetlerine daha iyi, daha kaliteli, üstün özellikler eklemek için değişiklikler yapması şeklinde tanımlanabilir.

Bir ürün yeniliği, mevcut özellikleri veya öngörülen kullanımlarına göre, yeni ya da önemli derecede iyileştirilmiş bir mal veya hizmetin ortaya konulması şeklinde oluyor. Bu faaliyetler; ürün teknik özelliklerinde, bileşenlerde ve malzemelerde, tamamlayıcı yazılımda, kullanıcı kolaylığında ve diğer işlevsel özelliklerinde yapılan önemli iyileştirmeleri içeriyor.

Ürün inovasyonunda müşteri odaklı olmak oldukça önemli. Müşterilerin dile getirmediği ihtiyaçları analiz ederek ürününe veya hizmetine yansıtan firmalar ve ürünleri öne çıkıyor. Ürünler üzerinde yapılacak küçük ilerlemeler, çok büyük farklar yaratmayı garanti etmese de rekabette bir adım öne geçme konusunda yardımcı oluyor. Bu küçük ilerlemeler satışı daha kolaylaştırırken genellikle iş süreçleri ile ilgili büyük değişiklikler de gerektirmiyor.

Yapılan araştırmalar günümüzde yenilikçi fikirlerin büyük ölçekli firmalar yerine daha küçük ölçekli firmalardan geldiğini ortaya koyuyor. Bu nedenle ülkemizdeki küçük ve orta ölçekli firmaların teknolojiye ve inovasyona adaptasyon konusunda daha fazla önem vermesi gerekiyor.

Örnek ürün inovasyonları

Gozluk2

Japonya’dan Masunaga isimli bir firma, gözlerini kırpmadan uzun süre video oyunları oynayanların ve çok kitap okuyanların karşılaştığı göz kuruluğuna karşı yüksek teknoloji ürünü “Göz Kırpma Gözlüğü” üretti. Firmanın ürettiği gözlüğe yerleştirilen bir algılayıcının beş saniyeden uzun bir süre boyunca kullanıcının göz kırpmadığını belirlemesiyle birlikte gözlük camında buhar oluşuyor. Basit bir göz kırpma ile de camdaki buharı gideriyor. (http://www.youtube.com/watch?v=CCLCQ4x7Ys4)

GoBagger

Bir kum yığınını torbalara doldurmak oldukça zahmetli bir iş sayılır. Bunun için torbanın ağzını açarsınız, bir kürek yardımı ile torbayı doldurmaya başlarsınız. Eğer torbanın ağzını tutan birisi yoksa muhtemelen torba arada bir devrilebilir. Bu arada, torbayı doldururken etrafına saçılan kumları da toplamanız gerekir ve doldurduğunuz her torbada bu işlemler tekrar eder. Kısacası kum torbası doldurmak kolay bir iş değil. Ancak Amerika’dan bir firmanın geliştirmiş olduğu GoBagger isimli ürün sayesinde, bir kum yığını torbalara aktarırken kürek ile yapılan doldurma işlemine göre beş kat daha hızlı ve daha temiz bir şekilde çalışılabiliyor. (www.gobagger.com)

ecofont

Mürekkep ve toner tüketimini en aza indirmek için basit ama çok etkili bir çözüm sunan Ekofont ile yazı karakterinin yapısındaki delikler sayesinde yüzde yirmi beş oranında mürekkep veya toner tasarrufu sağlamak mümkün. Bu yazı tipinde karakterlerin içerisinde, okumayı etkilemeyecek kadar küçük boşluklar bulunuyor ve dokümanlar basıldığında bu boşlukların içini doldurmak için gereken mürekkep ve tonerden tasarruf ediliyor. Bu özelliği Ecofont’a 2010 yılında “Avrupa Çevre Tasarımı Ödülü”nü kazandırmış. (www.ecofont.com)

Çevreci anlayışıyla öne çıkan Papağan Kuruyemiş, dünyada ve Türkiye’de bir ilke imza atarak, ay çekirdeği paketlerine çöp poşeti ekledi. Böylece keyifle tüketilen ancak kabukları nedeniyle çevre kirliğine neden olabilen ay çekirdekleri, artık paketlere eklenen çöp poşetlerine atılıyor. Papağan bu inovasyonuyla “Tüketici Çevre Ödülü”, “TSE 19. Altın Ambalaj Ödülü” ve Tüketici Raporu Koordinasyon Merkezi tarafından “Tüketiciyle Dost Altın Kalite Ödülü”ne de layık görüldü.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Haziran 2011 sayısı
– 23.06.2011 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Temmuz 2011 sayısı