Etiket arşivi: ihracat

İhracatımızdaki değişim*

ihracat-2

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) 2000 yılından bu yana gerçekleşen ihracat rakamlarımızı her ay güncel durumları ekleyerek yayınlıyor. Bu rakamları incelediğimizde, 2000 yılında 27 milyar USD olan ihracatımızın, 2011 yılsonu itibariyle yıllık 134,5 milyar USD seviyelerine kadar, (2009 yılındaki kriz haricinde) sürekli olarak arttığını görüyoruz (tim.org.tr/tr/ihracat-ihracat-rakamlari-tablolar.html). Zaman içerisinde nüfusumuz artar ve ekonomimiz büyürken ihracat rakamlarımız da bunlara paralel bir şekilde artış gösterdi.

Dünya Bankası’nın databank.worldbank.org  adresinde çeşitli veritabanları mevcut. Bu listedeki veritabanlarından “Exporter Dynamics Database: Country-Year” seçeneğini seçerek ülkelerin yaptıkları ihracatları çeşitli açılardan incelemek mümkün.

İstatistikler ne diyor

Dünya Bankası’nın veritabanında yer alan bilgilere göre, 2002 yılında 30.207 olan ihracatçı sayımız 2010 yılına gelindiğinde %60’lık bir artışla 48.010’a yükselmiş durumda. Yine ihracatçı başına düşen ortalama ihracat miktarı 1,1 milyon dolardan 2,2 milyon dolar seviyesine yükselmiş durumda. Hatta bu rakam 2008 krizi öncesi, ihracatçı başına ortalama 2,6 milyon dolar seviyelerini de gördü. Bu bilgilere göre, ülkemizde 2002-2010 yılları arasında ihracat yapan firma sayısı arttığı gibi firma başına ortalama ihracat miktarı da yaklaşık iki kat arttı.

Ülkemiz ihracatının önemli bir kısmının gelişmiş ülkelere yapılıyor olması, hedef pazarlarda rekabet edebilmek için ileri teknoloji kullanımını gerektirmiş ve bu da ürün ve pazar çeşitliliğini desteklemiştir. Geçtiğimiz yıllarda çeşitli ülkelerle yapılan serbest ticaret anlaşmalarıyla, ekonomisi ve nüfusu hızla gelişmekte olan ülkeler, ihracat yapılan pazarlara dönüştürülerek ihracattaki artışa destek sağlandı.

Veritabanında yer alan bilgiler incelenmeye devam edildiğinde, ülkemizde ihracatçı başına 6 haneli HS kodu farklı ürün çeşidi sayısı 2002 yılında 8 iken 2010 yılında gelindiğinde 11’e çıktığı görülüyor. Aynı süre zarfında her 6 haneli HS ürün grubu başına ihracatçı sayısı da 61’den 123’e yükseldi. Bu demek oluyor ki bir yandan her ürün çeşidi için ihracat yapan firma sayımız artarken, diğer yandan da ihracatçı firmalarımız ihracat yaptıkları ürün çeşitlerini artırmış bulunuyor.

İhracatçı dinamikleri veritabanındaki verilere göre, ihracat yaptığımız her ülke başına ihracatçı firma sayımız 2002 yılında ortalama 498 iken 2010 yılına geldiğimizde bu sayı 968’e çıkmış durumda. Bu da ihracatçılarımızın mevcut pazarlarının haricinde yeni pazarlara açıldığını destekliyor.

TİM verileri ne diyor

2011 yılı ihracat rakamlarına baktığımızda, toplam ihracatımızın %55,5’lik kısmı ilk 500 büyük ihracatçı firma tarafından, %9,3’lük kısmı ise ikinci 500 büyük ihracatçı firma tarafından yapıldı. Yani ihracatımızın %64,8’lik kısmı (yaklaşık üçte ikisi) ilk bin büyük ihracatçı firma tarafından gerçekleştirildi. İhracatımızın kalan %35,2’lik kısmı ise geri kalan yaklaşık 48 bin firma tarafından gerçekleştirildi.

Yine 2011 yılında en büyük ihracat gerçekleştiren ilk bin firmanın 475 tanesi İstanbul menşeli. Bunların arkasından 66 tane ile İzmir, 63 tane ile Gaziantep, 62 tane ile Kocaeli ve 48 tane ile Bursa firmaları geliyor. İlk bin büyük ihracatçı firma listesinde firmaların bölgelerine bakıldığında ise 614 adetle Marmara Bölgesi birinci durumda iken onu sırasıyla 118 adet ile Ege, 83 adetle Güneydoğu Anadolu ve 76 adetle İç Anadolu bölgeleri takip ediyor.

Aynı dönemde ilk 500 büyük ihracatçı firmanın ortalama personel sayıları 694 olarak gerçekleşmişken, ikinci 500 büyük ihracatçı firmanın ortalama personel sayıları 353 kişi olarak tespit edilmiş. Yine ilk bin büyük ihracatçı firma içerisinde yabancı sermayeli firma sayısı 151 adetle %15,4 olarak gerçekleşti.

İhracat kompozisyonunda değişim

Uluslararası Ticaret Merkezi – ITC’nin; Birleşmiş Milletler İstatistik Bölümü’nün COMTRADE veritabanına dayanarak trademap.org sitesinde yayınladığı dünya ülkelerinin dış ticaret verilerine göre, ülkemizin 2001 ve 2011 yıllarındaki yaptığı ihracatların ürün gruplarına göre miktar ve oransal dağılımı incelendiğinde 2001 yılında 31 milyar USD olan ihracatımızın 2011 yılına gelindiğinde 134 milyar USD seviyesine yükseldiği görülüyor.

trademap analizi1 

2001 yılında ihracatımızda bir numara olarak %11,6 ile “Örme veya tığ işi giyim, aksesuar” grubu yer alırken, bu grup 2011 yılına gelindiğinde %6,2 ile beşinci grup olarak yer aldı. “Örme veya tığ işi olmayan giyim, aksesuar” grubu 2001 yılında ihracatımızdaki ikinci önemli grupken, 2011 yılında sekizinci büyük grup oldu. “Taşıtlar” grubu bu dönem başında üçüncüyken en çok ihracat yapılan birinci grup oldu. “Elektrikli ve elektronik donanımlar” grubu dördüncülüğünü korurken, “Demir ve çelik” grubu beşincilikten üçüncülüğe, “Makine, nükleer reaktörler, kazanlar, vb.” grubu ise altıncılıktan ikinciliğe yükseldi.

İhracatımızdaki ilk on grubun toplam ihracatımızdaki payı 2001 yılında %59,9 iken 2011 yılında %60,6 olarak gerçekleşti. Verilerden de anlaşılacağı üzere 2001-2011 yılları arasında geçen süre zarfında hem toplam ihracat miktarımız, hem ürün gruplarına göre ihracat miktarlarımız artarken, sektörlerin sıralamadaki yerlerinin değiştiği de göze çarpıyor. Örneğin tekstil ve gıda gibi sektörler listede alt sıralara düşerken, taşıt, makine, demir çelik, plastik gibi sektörler üst sıralara yükselmiş durumda.

trademap analizi2 

ITC verilerine göre, 2001 yılında ihracatımızdaki ilk on ülkeye toplam ihracatımızın %64,7’si gerçekleştirilmişken bu oran 2011 yılında %49,6 olarak gerçekleşti. 2001 yılında en çok ihracat yaptığımız ilk on ülke arasında Rusya Federasyonu, ABD ve İsrail harici tüm ülkeler AB ülkesi iken 2011 yılında Irak, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri de ilk on ülke arasında yer aldı. Almanya tüm bu dönemlerde ihracatımızdan aldığı payı giderek azalsa da en büyük ihracat pazarımız olma özelliğini korudu.

Sonuç

Her geçen yıl ihracatçı firma sayımız artarken ihracatçı firmaların ürün ve hedef pazar çeşitlilikleri de artıyor. Dünya rekabetinde öne geçebilmek için; markalaşmaya gereken önemi vererek, özellikle yenilikçi ve katma değeri yüksek olan ürün ve hizmetlere yönelerek, mevcut ve yeni pazarlardaki rekabet gücümüzün artırılması gerekiyor. Unutmamak gerekli ki ticarette para malı satarken değil alırken kazanılır. Dolayısıyla en büyük ithalat kalemlerimizin enerji ile ilgili olduğu düşünülürse, bu konuda gerekli adımların atılması da ayrıca büyük önem taşıyor.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Kasım 2012 sayısı
– 26.11.2011 tarihli kişisel bloğum

İhracatta devlet yardımları*

destek

İnsanlar genellikle bilmediği şeylerden çekiniyor ve mesafeli duruyorlar. İhracat da birçok işletme için çekinilen, uzak kalınan veya ertelenen faaliyetlerden birisi. Günümüzün küreselleşen dünya ekonomisinde ihracat; ayakta kalabilmek, dünya ile rekabet edebilmek ve yeni pazarlara açılabilmek için firmaların ellerindeki önemli kozlardan birisi durumunda.

Aslında ihracat yapabilmek için firmaların sadece konularıyla ilgili ihracatçı birliği genel sekreterliğine üye olması yeterli. Bu alanda ise ülkemizde on üç genel sekreterlik altında örgütlenmiş, yirmi üç sektörden toplam altmış tane ihracatçı birliği var.

İhracat yapmak isteyen veya yeni pazarlara açılmak isteyen firmaların; fuarlara katılması, pazar araştırmaları yapmaları, rapor ve istatistikler satın almaları, yurt dışında ofis açmaları, kalite belgeleri almaları, eğitim ve danışmanlık hizmeti almaları, tasarım ve ar-ge yapmaları gerekli. İsteyen firma bu konularda devlet yardımlarından faydalanabilir. Temel şart firmanın bir faaliyeti gerçekleştirmesi ve bunu belgelendirmesidir.

İhracata yönelik yardımlar

Uluslararası pazarlarda firmaların rekabet güçlerini arttırılmaları, çevre, kalite ve insan sağlığına yönelik teknik mevzuatlara uyum sağlanabilmeleri için; akredite edilmiş kurum veya kuruluşlardan alınacak kalite belgeleri, çevre belgeleri ile insan can, mal emniyeti ve güvenliğini gösterir işaretlere ilişkin harcamaların bir kısmı devlet yardımlarıyla karşılanabilir. Bunun için firmanın, bağlı bulunduğu ihracatçılar birliğinin genel sekreterliğine başvurması gerekiyor. ISO 9000, ISO 14000, ISO 22000, CE belgesi, tarımsal ürünlerin analizi gibi konularda yapılan harcamalar, belge veya analiz başına %50 oranında destekleniyor. Buradaki üst limit 25 bin ABD doları ve bu belgelerin TSE veya akredite edilmiş bir kuruluştan alınması gerekiyor.

Firmalar yurtdışında düzenlenen fuarlara katılım için, DTM tarafından görevlendirilmiş organizatör firmaya yaptıkları katılım bedellerinin %50’si oranında devlet desteğinden faydalanılabiliyorlar. Bu destek için firmanın, bağlı bulunduğu ihracatçılar birliğinin genel sekreterliğine başvurması gerekiyor. Fuarların milli katılım veya bireysel katılım olmasına göre üst limit oranı değişiyor. Fuarlar hedef ülkelerde ise destek oranı %70 oluyor. Her yıl belirlenen bu hedef ülkeler listesine DTM’nin internet sitesinde İhracat / Fuar ve Heyetler / Hedef Ülkeler yolunu izleyerek ulaşabilir.

Yurtdışında mağaza, ofis, showroom ve depo açmak isteyen firmalar, buraların demirbaş ve dekorasyon harcamaları ile kira giderleri konusunda bağlı bulundukları ihracatçı birliği genel sekreterliğine başvurarak %50 oranında, belirli üst limitler dâhilinde devlet yardımından faydalanabiliyorlar. Ayrıca yurt içinde marka tescilleri bulunan bir firma, bu markaları için yurtdışında yapacağı tescil ve reklam harcamalarının %50’si oranında belirli üst limitler dâhilinde devlet yardımından faydalanabiliyor.

Firmaların ürünleri veya sektörleriyle ilgili gerçekleştirecekleri pazar araştırması projeleri ile ilgili firmadan iki kişiye ait ülkeler arası ulaşım, araç kiralama, konaklama gibi harcamalar, proje başına 10 bin ABD dolar üst limitiyle %70 oranında destekleniyor. Bu oran hedef ülkelerde %80 oluyor. Bir firmanın bir yılda en çok beş pazar araştırması projesi destekleniyor. Firmanın bu destekten faydalanması için İGEME’ye başvurması gerekiyor.

Yurt dışına yönelik pazarlama stratejisi geliştirmek isteyen firmalar, DTM’nin uygun bulduğu pazar araştırması hizmeti veren kurum veya kuruluşlardan satın alacakları pazar araştırması raporları ve istatistiklere ilişkin yapacakları harcamalar ile bu kurum veya kuruluşlara üyelik giderlerinde %50 oranında devlet yardımından faydalanabiliyorlar. Bu destekten faydalanmak isteyen firmanın İGEME’ye başvurması gerekiyor.

DTM tarafından koordine edilen sektörel nitelikli heyetlere katılan firmalar, bağlı oldukları ihracatçılar birliğinin genel sekreterliğine başvurduklarında, heyete katılım bedellerinin %50’si, program başına 10 bin ABD dolarını aşmamak kaydıyla destekleniyor. Bu destek için firmanın, bağlı bulunduğu ihracatçılar birliğinin genel sekreterliğine başvurması gerekiyor Düzenlenen heyetler listesine DTM’nin internet sitesinde İhracat / Fuar ve Heyetler / Ticaret Heyetleri yolunu izleyerek ulaşabilir.

Ürünlerini yurt dışına yönelik olarak elektronik ortamda pazarlamak isteyen firmalar, DTM’nin uygun bulduğu ve nihai tüketiciye yönelik olmayan e-ticaret sitelerine üye olabiliyor ve İGEME’ye başvurarak üyelik giderlerinin %50’si oranında yıllık en fazla 20 bin ABD Doları tutarında destekten faydalanabiliyorlar. Ön onay almış e-ticaret sitelerinin listesine İGEME’nin internet sitesinden ulaşılabilir.

Firmalar kalite, verimlilik, yönetim teknikleri, tasarım, uluslararası pazarlama, dış ticaret işlemleri konularında çalışanlarının eğitim giderleri konusunda İGEME’den, bu konularda alacakları danışmanlık hizmetlerine ilişkin giderlerde de bağlı oldukları ihracatçılar birliğinden destek alabiliyorlar. Eğitimdeki destek oranı %70 ve danışmanlıktaki destek oranı %50’dir.

DTM tarafından belirlenen hedef ülkeler veya Türkiye ile serbest ticaret anlaşması yapmış olan ülkeler, firmalara ihracata başlamalarında çeşitli kolaylıklar sağlayacaktır. Serbest ticaret anlaşması yapılan ülkelerin listesi ve bu anlaşmaların içeriklerine, DTM’nin internet sitesinde Avrupa Birliği / Serbest Ticaret Anlaşmaları izleyerek ulaşabilir.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– 28.04.2010 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Mayıs 2010 sayısı

İhracata giden yol*

ihracat_tabela

İhracat yaparak dış pazarlara açılmak, ürününü yabancı ülkelere pazarlamak, küreselleşen dünyada firmalara avantaj sağlıyor. İhracat ile firmalar büyür, karlılıkları artar ve yeni müşteriler kazanır.

İhracat yapabilmek için, ihraç edilecek mala göre ilgili ihracatçı birliğine üye olmak, vergi numarasına sahip gerçek veya tüzel kişi olmak yeterli. İhracat yapmak zor gibi gözükse de aslında görüldüğü kadar zor değil. Eğer ihracat yapmak zor olsaydı, dünyanın dört bir yanında ihracat yapan binlerce firma olmaz ve dünyadaki rekabetin gelişmesine de bu kadar katkısı bulunmazdı.

İhracata başlamak çok önemli bir adım. Doğal olarak yurtdışı pazarlardaki bilinmezlikler ve farklı riskler firmalarda endişe yaratır ve ihracata başlamalarını öteler. Çünkü bu, daha önce hiç yapmadıkları bir iştir. Firma sahiplerinin/yöneticilerinin ihracatın önemini kavramaları ve bu konudaki kararlılıkları, ihracat için gerekli hazırlık ve yatırımların yapılmasını da olumlu etkiler. İhracat yapabilmek için iyi bir ihracat stratejisi kurmak ve kaynakları harcamadan evvel bu stratejinin başarılı olup olmayacağını görmek gerekir.

İhracatın sunduğu fırsatlar

İhracat ile birlikte, iç pazardaki talep haricinde, tüm dünya ülkeleri firmalar için yeni birer pazar olur. Her girilen yeni pazar firmanın risklerini azaltacak, alternatif müşterilerin çoğalmasıyla birlikte firmanın pazarlık ve rekabet gücü artacaktır. Yeni müşteriler, daha çok satış, daha çok karlılık ve nihayetinde firmanın büyümesi için kaynak teşkil eder. Artan satışlarla üretim kapasitesinin daha büyük bir kısmı kullanılır ve böylece birim maliyetler düşerek firma daha yüksek bir karlılığa ulaşır.

İhracat yaparken dünyayla rekabet etme gerçeği firmaları iş süreçlerini gözden geçirmeye ve daha verimli çalışmaya zorlar ve bu da firmaların yenilikçilik kapasitesini ve rekabet gücünü artırır. İhracattaki başarısı firmanın iç pazardaki güvenilirliliği de olumlu etkiler.

Kalite ve fiyat bakımından iç piyasada ithal ürünlerle rekabet edebilen firmaların dış pazarlarda rekabet edebilme şansı da yüksek oluyor. Firmanın büyümesi ve iç pazardaki durumunun gelişmesi, referanslarının ve tanınırlığının artması da ihracatını destekler.

İhracat yapılacak pazarları araştırın

İhracata konu olan ürünün, ithalatçı ülkelerdeki değişik gelir düzeyleri, standartlar, iklimler, ölçüm farklılıkları, dil, din, kültürel tercihler gibi koşullarını dikkate alarak, o ülke pazarında kabullenilmesi uygun hale getirilmesi ihracat için önemlidir. Örnek olarak bazı ürünlerin değişik pazarlarda farklı sağlık, elektrik ve teknik standartlarına uyumlu olması gerekir. Bazı ülkelerdeki aşırı sıcak/soğuk hava koşulları, aşırı nem oranı, yükseklik ve benzeri faktörlerdeki farklılıklar ürün üzerinde olumsuz etkiler yapabilir. Bazı renkler ve marka isimleri ülkelerin kültürleri, dinleri ve adetleriyle ters düşebilir. Bu konuda ilgili ülkenin ticari müşavirliklerinden (www.musavirlikler.gov.tr) veya Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın pazara giriş veritabanından (www.dtm.gov.tr/dtmpazaragiris), pazarla ilgili gerekli bilgilere ulaşılabilir.

Firmanın üretim maliyetlerini bilmesi, bunun yanında rakiplerin üretim maliyetlerini de tahmin edebilmesi, dış pazarlarda başarılı olması için firmaya avantaj sağlar. Firmanın başa baş noktası analizi yaptığında daha rekabetçi fiyatlar verebilir. Hedef pazardaki ürün fiyatları, pazarın seyri, uygulanan vergiler ve rakiplerle ilgili analizler için www.trademap.org sitesinde dünya gümrüklerinden derlenmiş verilere göre analizler yapılabilir.

Her ülke ithalatını zorlaştırıcı ve ihracatını kolaylaştırıcı tedbirler alır, uygulamalarda bulunur. Bazı ülkelere ihracat yaparken, o ülkeye özgü standartlar geçerli olacağından yeni makine alımı veya üretim hatlarının geliştirilmesi gerektirebilir. Bazı durumlarda ihracatın yaratacağı kapasite artışı, ürün kalitesinde düşmeye neden olabilir. Kapasite artışlarında ürün kalitesinin korunmasına özel bir önem vermek gerekir. Sorun yaşamamak için, ihracata başlamadan önce kapasitenin risksiz olarak artırılması, girdi temininde herhangi bir sorun yaşanmaması veya tedarikte alternatif yollar gibi planlar da geliştirilebilir.

İhracatta dikkat edilmesi gerekenler

Firma ister kendisi ihracat yapsın ister ihracatta aracılar kullansın, her iki durumda da firmanın tanıtımı konusu önemli. Firmanın ve ürünlerinin alıcılara tanıtımı, onları ikna etmek ve pazarda yer edinmek için gereklidir.

Başarılı bir ihracat pazarlaması için firmanın gerekli bilgi ve beceriye sahip olması da önemli. İthalatçılarla görüşmelerin sürdürülmesi için en az bir yabancı dile hâkim olmak gerekiyor. Alıcılarla ilişkileri kurup yürütmek, teklif vermek, müzakereler sonucunda sözleşme yaparak sipariş almak; yabancı bir dil, belli bir bilgi birikimi ve müzakere becerisi gerektirir. İhracatla görevlendirilen kişinin aynı zamanda ürünün teknik özellikleriyle ilgili yeterli bilgiye sahip olması gerekir. İhracat işlemlerinin başarıya ulaşması ve ihracata yönelik satışların artmasıyla birlikte bir dış ticaret veya ihracat departmanı kurulması gerekecektir. İhracat işlemleri özel bilgi gerektiren işlemler olduğundan, ihracatta kullanılacak belgelerin doğru şekilde düzenlenmesi işletme için hayati önem taşır. Belgelerin yanlış veya eksik düzenlenmesi ihracatı engelleyebilir ve bazı durumlarda da ilave mali yükler getirebilir.

Globalleşen dünyada müşterilerin haricinde, birçok devlet kendi ülkesine giren mal ve hizmetlerde çeşitli kalite belgelerini şart koşuyor. Bir kalite belgesine sahip olmak, ürüne dış pazarlarda rekabet üstünlüğü sağlıyor. Bir kalite belgesine sahip firma/ürün dünya pazarlarında daha avantajlı bir konuma sahip oluyor.

Diğer yandan dış pazarlara açılmak için firmaya kaynak gerekecektir. Şahıs şirketi olmayan firmalar için faydalanabilecek devlet destekleri vardır. Devlet desteklerinden faydalanılsa bile, başlangıçta birçok giderin firma tarafından finanse edilmesi gerekecektir. Yurtdışındaki potansiyel müşterilerin ziyaret edilmesi, yurtdışındaki fuarlara katılım, pazar araştırması raporların satın alınması, yurt dışında ofis açılması, ihracat öncesi ucuz kredi temini gibi konularla devlet desteklerden faydalanarak maliyetler düşürülebilir.

İhracatta bir başka önemli nokta da ürünün uluslararası nakliyesi sırasında paketleme, markalama, kullanılan belgeler ve sigorta yükümlülüklerini iyi bilmektir. Bu noktada hedef ülkelerdeki ithalat ve Türkiye’deki ihracat formaliteleri, nakliye şekilleri ve dış ticaretteki belgeler gibi konularda uluslararası nakliye yapan firmalardan, gümrükleme yapan firmalardan bilgi desteği alınabilir. İhracatta fiyat verme hassas ve dikkat gerektiren bir iştir. Her dış pazar farklı fiyatlar gerektirebilir. Bu nedenle nakliye, liman, sigorta ve diğer bedeller konusunda toplanan bilgiler daha sağlıklı bir ihracat fiyatı belirlenmesini sağlar.

İhracat işlemlerinde satılan mal bedellerinin tahsil edilmesi, ülke içinde yapılan ticarete göre farklılıklar içerir. İhracatta ödeme şekillerinin iyi bilinmesi ve doğru ödeme şeklinin seçilmesi büyük önem taşır. Bedelin sorunsuz bir şekilde tahsil edilmesi, seçilen ödeme şekliyle doğrudan ilgilidir.

Küreselleşen dünyada ihracat firmalar için kaçınılmaz hale geliyor. Artık firmalar ülke içindeki rakipleriyle değil dünyadaki rakipleriyle rekabet etmek durumda kalıyor. Bu da firmaları sektörel gelişmeleri takibe, benchmarking yapmaya, verimli çalışmaya, inovasyon yapmaya, kaynakları daha etkin kullanmaya, daha kaliteli üretmeye, proseslerini geliştirmeye iterek disiplinize ediyor.

İhracat için ürünü tanımak, dünya pazarlarında analizler yapabilmek, firmaların gerekli donanıma sahip olmaları, destek ve teşviklerden haberdar olup kullanabilmeleri, yetkin personel çalıştırmaları onlara avantaj sağlayacaktır.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Mart 2010 sayısı
– 23.03.2010 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Nisan 2010 sayısı

İhracatımız üzerine*

Grafik

Her gelişen ekonomi gibi ülkemiz ekonomisinin de gelişirken ihracat gelirlerinin artırılmasına ihtiyacı var. Bununla birlikte Türkiye dış ticaretinde bazı sıkıntılar yaşıyor ve bu sıkıntıların bir bölümü küresel kriz nedeniyle ortaya çıkan talep yetersizliğinden, bir bölümünün ise hem ihracat hem de ithalatta riski üstlenen taraf olunmasından kaynaklanmaktadır.

TEPAV tarafından yürütülen Dünya Bankası’nın “Dış Ticaretin Finansmanı” projesinin Türkiye ayağının sonuç raporuna göre; Türkiye’nin 2008 yılında gerçekleştirdiği ihracatın yaklaşık yüzde 60’ında, ihracatçı için en riskli yöntem olarak kabul edilen mal mukabili ödeme yöntemi kullanılmıştır. Mal mukabili ödeme yönteminde, ithalatçı satın aldığı ürünü teslim almadan ödeme yapmadığı için ihracatçı önemli riskler üstlenirken, ithalatçı ciddi avantajlar sağlamaktadır.

Yine aynı rapora göre, 2008 yılında Türkiye’nin gerçekleştirdiği ithalatın yaklaşık yüzde 50’sinin finansmanında ise ithalatçı için en riskli yöntem olarak kabul edilen peşin ödeme yöntemi kullanılmıştır. Peşin ödeme yönteminde ithalatçı satın aldığı malı teslim almadan önce ödemeyi gerçekleştirmektedir. Bu çerçevede, söz konusu ticaretten doğan risklerin önemli bir bölümünü ithalatçı üstlenirken, ihracatçı ön finansman imkânına kavuştuğu için son derece avantajlı bir konumda bulunmaktadır.

Küresel talep yetersizliğinin yanı sıra toplam ihracatımızdaki düşüşte, özellikle Avrupa Birliği üyesi ülkelere yaptığımız ihracatın artış hızının son yıllarda azalması etkili olmuştur. Geleneksel ticaret partnerlerindeki ekonomik durgunluğun olumsuz etkilerini hafifletmek üzere üreticilerimiz yeni pazarlara açılma yolunu seçmişlerdir. Ancak, yeni pazarlara yapılan ihracattaki artışla geleneksel pazarlardan kaynaklanan kayıpların telafisi mümkün görünmemektedir.

Uluslararası Ticaret Merkezi’nin (International Trade Center – www.trademap.org) dünya gümrüklerinden aldığı verilerine baktığımızda, dünya ithalatı 2001 yılında 6,3 trilyon dolarken %153’lük bir artışla 2008 yılında 15,9 trilyon dolara çıkmıştır. Bu durum aşağıdaki grafikte görülmektedir.

ihracatimiz uzerine r1

Aynı verilere göre, Türkiye’nin dünyaya olan ihracatının 2001 yılında 31,3 milyar dolar iken %321’lik bir artışla, dünyadaki ithalatın artışının da etkisiyle, 2008 yılında 132 milyar dolara çıktığını görüyoruz. Bu durum aşağıdaki grafikte görülmektedir.

ihracatimiz uzerine r2

Aynı verilere göre, Türkiye’nin 27 Avrupa Birliği ülkesine olan ihracatının 2001 yılında 17,7 milyar dolar iken %263’lük bir artışla, 2008 yılında 64,5 milyar dolar olarak gerçekleştiğini görüyoruz. 2001 yılında Türkiye’nin 27 AB ülkesine yaptığı ihracatın, toplam dünyaya yaptığı ihracata oranı %56,6 iken bu oranın 2008 yılında %48,8 olarak gerçekleşmiştir. Bu durum aşağıdaki grafikte görülmektedir.

ihracatimiz uzerine r3

Türkiye’nin 27 AB ülkesine yaptığı ihracatın 2007-2008 yılları arasındaki seyrini inceleyecek olursak, toplamda %5,1’lik bir artış olmasına rağmen; Lüksemburg (%23,7), Macaristan (%11,8), İspanya (%11,7), Finlandiya (%11), Danimarka (%5,5), İngiltere (%5,4) Litvanya (%2,1), Portekiz (%1,8) ve Letonya (%1) pazarlarına ihracat azalması yaşandığını görebiliriz.

TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu) istatistiklerine göre 2008 yılının ilk sekiz ayında toplam ihracatımız 92,4 milyar dolar iken, 2009 yılının aynı döneminde 64,6 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu da yaklaşık olarak 2008 yıllının aynı dönemine göre %30’luk bir azalma gerçekleşmiş demektir.

Aynı şekilde 2008 yılının ilk sekiz ayında 27 AB ülkesine yaptığımız toplam ihracatımız 45,5 milyar dolar iken 2009 yılının aynı döneminde 28,7 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu da yaklaşık olarak 2008 yıllının aynı dönemine göre 27 AB ülkesine yaptığımız ihracatta %36,9’luk bir azalma gerçekleşmiş demektir.

Yine TÜİK’in, firmaların vergi kimlik numaralarının bağlı olduğu illere göre yaptığı istatistiklere baktığımızda ise Tekirdağ; 2008 yılında yaptığı 577,9 milyon dolarlık ihracatıyla en çok ihracat yapan on sekizinci, 2009 yılı ilk sekiz ay verilerine göre de 296,3 milyon dolarlık ihracatıyla yirmi birinci il konumundadır.

Global anlamda yaşanan krizin etkilerinin en kısa sürede silinmesi, ülkemizin ve ilimizin ihracatında sürekli artışın yaşanması en büyük isteğimizdir.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Kasım 2009 sayısı
– “Çorlu TSO” gazetesi Ekim 2009 sayısı
– 06.11.2009 tarihli kişisel blogum