Rekabete direnmek*

Rekabet

Rekabet iyiler ile kötülerin, hatta iyiler arasından en iyi olanların diğerlerinden ayrılmasını ve daha iyi olanların prim yapmasını sağlayan pozitif bir ayıklama aracı olarak karşımıza çıkıyor. Rekabet aslında düşündüğümüz gibi sadece insanoğlunun hayatında değil, tüm doğanın içerisinde mevcut. Tıpkı av olan ceylan ve avcı olan aslanın hayatta kalmaya devam edebilmeleri için, her sabah uyandıklarında o günkü en iyi koşuyu yapmak zorunda olmaları gibi.

İçinde bulunduğumuz dönemde firmaların finansal olarak ayakta kalabilmeleri giderek zorlaşıyor. Tüketici tercihlerinde gerçekleşen hızlı değişim, bir yandan firmaları ürün çeşitliliklerini ve ürün kalitelerini artırmaya zorlarken, diğer yandan firmaları eskisi gibi yığın olarak üretmek ve stoklu çalışmak yerine, butik diye adlandırabileceğimiz çok çeşitli ve düşük miktarlı siparişlere uyum sağlamaya zorluyor.

Ürünlerin piyasada kalma süreleri giderek azalırken, piyasada kaldıkları bu kısa süreler zarfında artan rekabet nedeniyle satış fiyatları da sürekli olarak düşüyor. Birçok firma malzeme ve hizmet aldığı tedarikçileriyle uzun süreli anlaşmalar yapmak yerine daha kısa süreli anlaşmalar yapmayı tercih ediyor.

Rekabet, firmaları tüm karar mekanizmalarında mümkün olan en iyi tercihleri en kısa sürede yapmaları konusunda zorlayarak üzerlerinde bulunan rehaveti atmalarını sağlıyor. Böylece rekabet, firmalara hem dağınık kaynakları en elverişli şekilde seçmeyi hem de maliyetleri azaltmayı sağlarken, yenilikçilik ve girişimciliği de teşvik ediyor. Önceleri rekabette maliyet önemli iken günümüzde ürünlerin neredeyse birbirleriyle aynı hale gelmesiyle, maliyetin yanı sıra tasarım, kalite, hız ve esneklik gibi etmenler de önem kazanmış durumda.

Bilgi çağında yaşadığımızı düşünecek olursak, günümüzde rekabette en önemli unsurun bilgiye sahip olmak ve onu doğru analiz ederek değerlendirmek olduğunu da söyleyebiliriz. Yenilikçilik felsefesine sahip, tüketicinin nabzını doğru tutarak piyasayı takip edebilen, bilgiyi daha hızlı işleyerek değişimleri önceden sezinleyen, süreçlerini doğru yönetip daha verimli çalışan, işin doğrusunu tek seferde gerçekleştirebilen, sıfıra yakın stokla çalışabilen, doğru zamanda yeterli ve doğru finansal kaynaklara erişebilen firmalar rekabette daima bir adım önde oluyor.

Bir firmanın süreçlerinde iyileştirme yapabilmesinin yolu, öncelikle işlerin standart hale getirilmesinden geçiyor. Malzeme veya işçilikte yapılan tekrarlar ve israflar, makinelere veya insanlara yapılan aşırı yüklemeler, mevcut durumdaki dengesizlikler, standart işlerin arasında daha kolay görülür hale geliyor. İşletmenin fonksiyonlarına, yapılan işlere yük getiren tüm israflardan arınmayı hedefleyen “yalın” mantığı ile yaklaşmakta fayda var.

Gelişmiş teknoloji ile beraber yetişmiş işgücü kullanılması ve bunun yanında eğitim yoluyla çalışanların becerilerinin artırılması; yetkinlik, kalite, verimlilik, doğru kararlar alabilme becerisi ve müşteri beklentilerini karşılama oranı gibi göstergeleri giderek artırırken; maliyet, hata sayıları, hurda oranları, stok seviyeleri, teslimat süreleri, arıza kaynaklı duruşlar ve iş kazaları gibi göstergeleri de giderek azaltıyor.

Her ne kadar bilginin hızlı bir şekilde işlenmesini ve tedarikçilerden müşterilere kadar olan tüm paydaşların dijital ortamda bilgiyi paylaşmalarını kolaylaştırsa da gelişmiş teknoloji kullanımı tek başına bir çözüm değil. En iyiyi başaran firmalar, teknoloji kullanımının yanında güven ortamı oluşturabilme, kişiler arası etkileşim ve bir ekip olarak çalışabilme konularındaki becerileriyle ön plana çıkıyorlar.

Çalışanların yetenekleri ve kullandıkları donanımların yeterlilikleri, birbirlerine alternatif olma durumları hakkında oluşturulacak matrisler, karşılaşılan olası problemlerde yol gösterici oluyor. Unutmamak gerekir ki sistematik çalışmak, yetenekli de olsalar çalışanlara bağlı olarak çalışmaktan çok daha verimli.

Ayrıca çalışan personelin becerilerini bilmek ve bu becerilerinin geliştirilmesi için yapılması gerekenler hakkında bir plana sahip olmak da önem arz ediyor. Günümüz artan rekabet ortamında mevcut durumu korumak bile tek başına yeterli olmadığından, firmaların gelişime açık olmaları, yenilikçi çözümler uygulayabilmeleri, yürütülen tüm fonksiyonlarıyla daha güçlü rekabete hazırlıklı olmaları gerekli.

Elbette rekabet sadece aynı ülkedeki veya farklı ülkelerdeki firmalar arasında olmuyor, aynı zamanda ülkeler arasında da ticaret, bilim, spor, inovasyon gibi farklı alanlar sürekli bir rekabet durumu söz konusu. Rekabette ise kaybedilenlerin telafisi ya mümkün olmuyor ya da bu kaybedilenler için ekstra zaman veya kaynak harcamak gerekiyor. Bu nedenle her işletmenin, her birliğin, her idarenin rekabet konusunu iyi analiz ederek, rekabette kendilerine değer yaratacak faaliyetleri belirlemiş ve gerektiği gibi uyguluyor olması oldukça önemli.

* Yayınlandığı yerler:
– 20.05.2014 tarihli “Avrupa Yakası” gazetesi
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Mayıs 2014 sayısı
– “Çorlu TSO” gazetesi Mayıs 2014 sayısı