Oyuncak güvenliği*

14 yaşından küçük çocukların oynaması için tasarlanmış ürünler oyuncak olarak tanımlanıyor. Ayrıca kırtasiye sektöründe yer alan, 3-14 yaş grubuna hitap eden simli yapıştırıcı tarzı hobi ürünleri, kuruboya kalemler, keçeli kalemler, pastel ve sulu boyalar, guaj boyaları, parmak boyaları ve oyun hamurları gibi pek çok kırtasiye ürünü de oyuncak sınıfına giriyor.

Doğru seçilen oyuncaklar çocukların psikolojik ve kültürel gelişimlerine katkı sağlıyor. Oyuncakların çocuklarda merak uyandırması, kasları çalıştırması, girişimciliği ve hayal gücünü artırması ve çocukları problem çözmeye yönlendirmesi bekleniyor. Oyuncaklar çocuklarda kişilik ve yetenek gelişimine katkıda bulunurken, onların meslek seçimlerinde de etkili oluyor. Bebeklerdeki oyuncak seçimi, onların müziğe olan ilgilerini ortaya çıkartabiliyor.

Dünyada ve ülkemizde oyuncak

Dünyada her yıl milyarlarca oyuncak üretilerek tüketim için piyasaya sürülüyor. Yapılan araştırmalar Aralık ayının dünyada en çok oyuncak satışının gerçekleştiği ay olduğunu gösteriyor. Yıllık oyuncak satışının yaklaşık %60’ı bu ay içerisinde gerçekleşiyor.

Avrupa’da oyuncak üretiminin yaklaşık %80’i Romanya, Bulgaristan, Fransa, Almanya, Polonya, Çek Cumhuriyeti, İrlanda ve İtalya’da yapılıyor. Avrupa Komisyonu 2012 yılından itibaren birçok ülkede oyuncak üretimi ve pazarlamasındaki ekonomik operatörleri hedefleyen bir oyuncak güvenliği kampanyası yürütüyor ve üretici ve perakendeci farkındalığını artırmak için oyuncak güvenliği kuralları hakkında seminerler düzenliyor.

Ülkemiz Avrupa’nın en genç ve en kalabalık nüfusuna sahip ve TÜİK verilerine göre 19 milyon civarındaki 0-14 yaş arası çocuk nüfusuyla oyuncak sektörünün gelişmesi için büyük fırsatlar sunuyor. Araştırmalara göre ülkemizde kişi başı yıllık oyuncak tüketimi 110 dolar civarında iken, Avrupa Birliği ülkelerinde bu rakam yılda 250 ile 500 dolar arasında değişiyor.

Ülkemizdeki diğer birçok sektörde de yaşanan, sektörde gerçekleştirilen ithalatın sektörün yaptığı ihracattan yüksek olmasından kaynaklanan dış ticaret açığı durumu, oyuncak sektörü için de geçerli. Uzakdoğu’nun özellikle de Çin’in dünya pazarına hâkim olduğu bu sektörde, yerli üretim miktarının düşük ve ürün çeşidinin az olmasından dolayı ihracattan çok daha fazla ithalat gerçekleşiyor. Satışa sunulan oyuncakların yüzde 90’ından fazlası Uzak Doğu’dan geliyor. Bu açıdan baktığımızda oyuncak yan sanayinin de güçlendirilmesiyle birlikte yerel üretimin artırılması, ihracat ürün çeşitliliğini ve miktarını artırırken ithalat miktarını da düşecektir.

Mevzuat

Oyuncak konusunda önemli olan oyuncakların gerekli standartlara göre üretilmiş olması. Ülkemizde 2005 yılından bugüne üretilen oyuncaklar, Avrupa standartlarına uygun üretim şartlarında ve Sağlık Bakanlığı denetimli olarak üretiliyor. Aynı şekilde yurt dışından, özellikle Çin’den getirilen oyuncaklar da Avrupa standartlarında ürettirilmek zorunda.

2009/48/EC sayılı “Avrupa oyuncak güvenliği direktifi” Temmuz 2011 tarihinde yürürlüğe girdi. Direktif AB’de satışa sunulan oyuncakların özellikle kimyasal maddelerin kullanımı konusunda dünyada uygulanan en yüksek seviyede güvenlik şartlarını yerine getirmesi ve bu yönde tüketicilere güvence verilmesini hedefliyor. Direktife http://eur-lex.europa.eu/LexUriServ/LexUriServ.do?uri=OJ:L:2009:170:0001:0037:EN:PDF adresinden erişmek mümkün.

Direktife göre AB’de piyasaya sürülen tüm oyuncakların AB’deki tüm temel güvenlik koşullarına uyumluluğunu beyan eden CE işaretini taşıması gerekiyor. CE işareti oyuncak üreticisinin, oyuncağın AB’nin ve ülkemizin güvenlik ve standart konusundaki ortak kurallarına uygun olduğuna ilişkin verdiği garanti anlamına geliyor ve bu işareti taşıyan oyuncaklar Avrupa Ekonomik Alanı’nda serbest olarak dolaşıyor.

Direktife göre üreticilerin CE işareti almadan önce güvenlik ve uyumluluk değerlendirmesi yapmaları gerekiyor. Üreticiler kendileri değerlendirmeyi yapabilecekleri gibi, üçüncü bir taraftan belge veya onay alabiliyorlar. İthalatçılar ise üreticilerin uyumluluk değerlendirmesi yapıp yapmadıklarını teyit etmekle yükümlüler.

Direktife göre ambalajdaki tüm ifadeler, ürünün piyasaya sürüleceği ülkede tüketiciler tarafından kolaylıkla anlaşılabilecek bir dilde yazılmalı, üretici veya ithalatçının açık adı ve adresi ambalaj üzerinde bulunmalı. Adres herhangi bir durumda üretici ile direkt iletişimin kurulabileceği bir adres olmalı.

Ülkemizde oyuncakların güvenliği ile ilgili olarak yerine getirilecek temel gerekleri, piyasaya arzı, dağıtımı ile piyasa gözetim ve denetimine ilişkin usul ve esasları belirlemek üzere “Oyuncaklar Hakkında Yönetmelik” 24758 numaralı Resmi Gazete’de yayınlanarak 2002 yılında yürürlüğe girdi ve zaman içerisinde içeriğinde gerekli değişiklikler yapılıyor. İlgili yönetmeliğe www.saglik.gov.tr/TR/dosya/1-15975/h/oyuncakyont.doc adresinden ulaşmak mümkün.

Oyuncak alırken

Çocuklara alınan oyuncakların parçaları sağlam ve zorlamalara karşı dayanıklı olmalı, kenar ve çıkıntıları fiziksel yaralanmaları en aza indirecek şekilde tasarlanmış olmalı, yüzeyleri zararlı kimyasal maddelerle kaplı olmamalı ve özellikle çocuğun ağzına soktuğu yüzeyi boyalı olmamalı. Boğulma riskine karşı üç yaşın altındaki çocuklara, çıkabilen küçük parçaları bulunan oyuncaklar satın alınmamalı.

Geçtiğimiz dönemlerde Avrupa Birliği’nde köpük yap-boz (puzzle) satışları, bundan daha önce yasaklanan biberonlar gibi, zehirli Bisfenol A (BPA) içerdiği için durdurulmuştu. Ürünler alınırken üzerlerindeki uyarı etiketleri dikkatle okunmalı, ilk olarak Avrupa güvenlik, sağlık ve çevre standartlarına uyumun belirticisi olan CE işaretinin varlığı kontrol edilmeli. Ancak CE etiketi güven verici olsa da etiketin yanlış kullanımı ya da ürünlerin sahte olması ihtimali de göz ardı edilmemeli. CE işaretinin uygun şekilde kullanılması, tüketici güveni kazanılmasını sağlıyor.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– 25.04.2013 tarihli kişisel bloğum

CE işareti*

cemark

CE kısaltması “Avrupa’ya Uygunluk” anlamına gelen Fransızca “Conformité Européenne” kelimelerinin baş harflerinden geliyor. CE İşareti, Avrupa Birliği’nin teknik mevzuat uyumu çerçevesinde 1985 yılında benimsediği “Yeni Yaklaşım Politikası” kapsamında hazırlanan bir kısım Yeni Yaklaşım Direktifleri kapsamına giren ürünlerin; ilgili direktiflere uygun olduğunu ve amaçlarına uygun kullanıldıklarında insan can ve mal güvenliği, bitki ve hayvan varlığı ile çevreye zarar vermeyeceğini gösteriyor. Kısaca CE işareti ürünün güvenli bir ürün olduğunu gösteriyor.

CE işareti, bir kalite belgesi değil ve tüketiciye bir kalite güvencesi sağlamıyor. Sadece ürünün, asgari güvenlik koşullarına sahip olduğunu gösteriyor. Avrupa Birliği’nin uyulması mecburi bazı Yeni Yaklaşım Direktifleri kapsamında yer alan ürünlere iliştirilen bir işaret olduğundan, mevzuat kapsamına giren ve AB üyesi ülkelerde piyasaya arz edilecek olan ürünlerin bu işareti taşıması zorunlu. Bir anlamda ürünün pasaportu işlevini görerek üzerinde bulunduğu ürünün teknik anlamda serbest dolaşımını sağlıyor.

CE işareti iliştirilmesi zorunlu ürün grupları

Avrupa Birliği 22 direktif kapsamına giren ürünler için iç tüketim veya kullanıma yönelik de olsa, üçüncü ülkelerden gerçekleştirilen ithalatta da olsa CE işaretinin var olmasını talep ediyor. İlgili direktifler listesine www.newapproach.org adresinden ulaşılabiliyor.

Başlıklar halinde değinmek gerekirse liste şöyle sıralanabilir: Gaz yakan cihazlar, insan taşımak üzere tasarlanmış kablolu taşıma tesisatı, inşaat malzemeleri, elektromanyetik uyumluluk, potansiyel patlayıcı ortam ekipmanları, sivil kulanım amaçlı patlayıcılar, asansörler, alçak gerilim cihazları, makineler, ölçüm aletleri, vücuda yerleştirilebilen aktif tıbbi cihazlar, genel tıbbi cihazlar, vücut dışı tıbbi tanı cihazları, sıvı veya gaz yakan sıcak su kazanları, otomatik olmayan tartı aletleri, piroteknik eşyalar, kişisel koruyucu donanımlar, basınçlı ekipmanlar, radyo ve iletişim terminal ekipmanları, gezi amaçlı tekneler, basit basınçlı kaplar ve oyuncaklar.

CE işaretinin ürüne iliştirilmesi

Yeni Yaklaşım Direktifleri kapsamına giren ürünlerin, CE işaretli olarak piyasaya sunulmasından üreticileri sorumlu. Ancak eğer üretici veya üreticinin yetkili temsilcisi Avrupa Birliği içinde değil ise bu sorumluluğu ürünün ithalatçısı yerine getirmek zorunda. Bir başka deyişle, ithalatçılar ithal ettikleri ürünlerin AB normlarına uygun olduğunu garanti etmek zorundalar.

CE işaretini iliştirmeden önce yapılması gereken uygunluk değerlendirmesi işlemleri AB Direktiflerinde ikiye ayrılıyor. Daha düşük risk taşıyan veya taşıdıkları riskin tespiti daha kolay olan, bu nedenle üreticinin kendi beyanının yeterli olduğu kabul edilen ürünler için, üretici ürününün testlerini kendi imkânlarıyla yaparak veya başka bir test kuruluşuna yaptırarak, ürünün ilgili direktife uygun olup olmadığını tespit etmesi gerekiyor. Ürünün uygun olması durumunda, üretici bir uygunluk beyanı düzenleyerek ürününe CE işaretini iliştiriyor.

Daha yüksek riskli ürünler veya risk tespit edilebilirliğinin daha zor olduğu ürün gruplarında ise, üreticinin mutlaka AB üyesi ülkelerde yerleşik olup diğer ülkelerde de şube veya temsilcilikleri olan, “notified body” olarak tabir edilen onaylanmış kuruluşlara başvurmaları gerekiyor. Bu test veya belgelendirme kuruluşlarının yapacağı test sonucunda ürünün ilgili mevzuata uygun olduğunun tespit edilmesiyle birlikte, üretici bir uygunluk beyanı düzenleyerek ürününe CE işaretini iliştiriyor. Bu durumda CE işaretinin yanında ürünün kontrol safhasında yer alan onaylanmış kuruluşun Avrupa Komisyonu tarafından verilen kimlik kayıt numarası da yer alıyor. Örneğin TSE için “CE 1783” gibi.

Bir ürün için hangi türden uygunluk değerlendirmesi yöntemine başvurulacağı konusunda temel rehber, ilgili ürün direktifi olup izlenecek uygunluk değerlendirme işlemleri ise burada detaylı olarak belirlenmiş durumda.

Ülkemizde durum

İster ithal edilmiş, ister piyasaya arz edildiği ülkede üretilmiş olsun, direktifler kapsamında CE işareti taşıması zorunlu olan ürünlerin tümü, AB üyesi ülkelerde piyasaya arz edildiklerinde mutlaka CE işareti taşımaları zorunlu.

Ülkemizde Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği’ne girdikten sonra birlik mevzuatını uygulamakla yükümlü olması nedeniyle, CE işareti mevzuatının uyumlaştırma çalışmaları başladı. İlgili mevzuatın yürürlüğe girmesiyle birlikte ülkemizde de, burada üretilsin veya ithal edilsin, mevzuatın kapsamına giren ürünlerin piyasaya arz edilecek ürünlerin bu işareti taşıması zorunlu hale geldi.

Ürünlere CE işareti iliştirilmesini öngören AB’nin Yeni Yaklaşım Direktiflerinin ülkemizdeki uyum durumuna TSE’nin www.tse.org.tr/turkish/ab/CEdirektifstandard.asp adresinden ulaşılabiliyor.

Dış ticaretimiz açısından bakıldığında, CE işareti taşıması gerektiği halde bu işareti taşımayan ürünlerin AB üyesi ülkelere ihracatı mümkün değil. İç pazarımız açısından bakıldığında ise, mevzuat uyumu tamamlanmış ve zorunlu uygulamaya girmiş olan ürün yönetmelikleri kapsamına giren ürünlerden CE işareti taşıması gerektiği halde taşımayan ürünlerin ülkemiz piyasasına ithal edilmesi de mümkün değil.

Üreticiler ne yapmalı

Üreticiler ürünlerinin hangi direktif ya da direktifler kapsamına girdiğini tespit ederek, ilgili direktifleri bütün unsurlarıyla incelemeli, gerekiyorsa üretim bandında değişikliğe gitmeli ve buna göre belgelendirme faaliyetlerini gerçekleştirmeliler.

CE işareti konusunda destekler

Türkiye’de faaliyette bulunan ticari ve sınaî firmalar; çevre, kalite ve insan sağlığına yönelik teknik mevzuata uyum sağlamak için akredite kurum veya kuruluşlardan alınacak kalite, çevre belgeleri ile insan can, mal emniyeti ve güvenliğini gösteren işaretlere dair laboratuar analizleri ve belgelendirme işlemleriyle ilgili harcamaların belirli bir bölümü için destek kullanabiliyorlar.

CE işaretine yönelik olarak belgelendirme ve laboratuar analiz çalışmaları için yapılan harcamalar %50 oranında 25.000 ABD dolarına kadar “Çevre Maliyetlerinin Desteklenmesi” adı altında Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından destekleniyor ve bunun için ilgili ihracatçı birliği genel sekreterliğine başvurmak gerekiyor. Firmaların konu ile ilgili olarak ayrıca KOSGEB’in “Test, Analiz ve Kalibrasyon” ile “Belgelendirme” desteklerinden faydalanmaları mümkün.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Temmuz 2011 sayısı
– 28.07.2011 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Ağustos 2011 sayısı