Ortaklık kültürü*

Birlikte çalışma

Gün geçtikçe değişmeye başladığını bazı örneklerle görsek de ülkemizde firmaların büyüyememelerinin ve kalıcı hale geçememelerinin önündeki en büyük engellerden birisi olarak ortaklık kültürünün zayıf olmasını görüyoruz. Birlikte çalışma, ortak çıkarlar için çabalama, görevi ve sorumluluğu, özellikle de kazancı paylaşma alışkanlığı gibi unsurların ticari hayatımıza tam olarak yerleştiğini söylemek pek mümkün gözükmüyor.

Toplumlar, gelenekler ve iş yapış tarzları hızla değişime uğrarken; firmaların bu değişimlere ayak uydurmaları ise gerektiği kadar çabuk gerçekleşmiyor. Genel olarak “küçük olsun benim olsun”, “söz sahibi ben olayım, ben yöneteyim, ben kazanayım” anlayışları firmalarda ve firma yönetimlerinde hâkim durumda. Ancak dünya giderek daha hızlı değişirken bu değişime karşı koymak mümkün olamayacağı gibi bundan etkilenmemek de mümkün değil. Tüketici tercihleri ve rekabet günümüz dünyasının en büyük belirleyicileri konumundalar.

Küreselleşmenin bir parçası olarak ülkeler arasında yapılan gümrük birlikleri ve imzalanan serbest ticaret anlaşmalar ile birlikte firmalar, artık sadece ülke içerisindeki yerel rakipleriyle değil, küresel rakipleriyle de yüzleşmek zorunda kalıyorlar. Bu tür gelişmeler ve ekonomik krizler, aynı sektörde veya birbirlerini tamamlayıcı alanlarda faaliyet gösteren firmaları, hem ulusal hem de uluslararası alanlarda işbirliği yapmaya zorluyor.

Şüphesiz ortaklık süreci kolay bir süreç değil. Günümüzde insanların kişisel hayatlarındaki ilişkilerini sürdürebilmeleri ve ileriye götürebilmeleri giderek zorlaşırken, firmaların ticari hayatlarında yeni ortaklıklar kurmaları ve mevcut ortaklıklarını geliştirebilmeleri de kolay değil. Ancak şu bir gerçek ki, iş hayatındaki gelişmelerin ve rekabetin oluşturduğu ekonomik, yasal, teknik ve yönetsel boyutlarda, firmaların kendi bireysel girişimleri rekabette çok zayıf ve yetersiz kalıyor, uzun soluklu olmuyor.

Teknolojide yaşanan hızlı değişim ve gelişim ile birlikte, her geçen gün yeni ürünler ve hizmetler ortaya çıkıyor. Teknolojik gelişimin bu hızlına adapte olmakla boğuşan ve rekabette tutunmaya çalışan firmaların, ayakta kalabilmek için ar-ge, finans, üretim ve pazarlama gibi alanlarda yapacakları stratejik ortaklıklar ellerini güçlendiriyor.

Her firmanın, tüm fonksiyonlarında başarılı ve mükemmel performanslı olması beklenemez. Bazı firmalar iyi ürünler tasarlarken bazı firmalar üretimde çok iyidir. Benzer şekilde bazı firmaların finansal yapıları güçlü iken bazı firmalar pazara erişim konusunda rakipsizdirler. Özellikle ihracat düşünen veya hâlihazırda ihracat yapan firmalar arasında kurulacak stratejik ortaklıklar ile yıkıcı değil yapıcı rekabet ortamı oluşturmak ve dünya arenasında uluslararası rakiplerle daha kolay rekabet etmek mümkün.

İlginç bir gelişme
Çok kısa bir zaman önce Amerikalı girişimci ve elektrikli otomobil üreticisi Tesla firmasının kurucusu Elon Mask, tüm patent davalarından vazgeçtiklerini ve bundan sonra patentlerini kullanan firmalara dava açmayacaklarını belirtti. Hemen arkasından BMW ve Nissan gibi diğer otomobil üreticileri elektrikli otomobil üretimi konusunda Tesla ile ortaklık için görüşmeler yapmaya başladı. Bu hareket bence gelecekte rekabetin yıkıcı yanının değil, birlikte çalışarak yapıcı yanının etkin olacağının bir göstergesi konumunda.

Ortak çalışma konusunda girişimcilere ve işletme yönetimlerine çok sayıda başarısızlık örnekleri gösteriliyor. Genel kanıya göre, aynı sektörde birbirine rakip olan veya farklı sektörlerde faaliyet gösteren firmaların bu tarz stratejik ortaklıklar kapsamında bir araya gelmelerinin mümkün olmayacağı yönünde. Ancak Tesla’nın patentlerini açması olaya farklı bir boyut getiriyor. İşletmelerin büyümeleri ve kalıcı duruma geçebilmeleri için başarısızlık örneklerinden daha çok cesaret verici başarı örneklerinin ön plana alınmasına ihtiyaç var.

Elde neler var
Ortaklık kültürü zengin olmayan toplumlarda firmaların ömürleri de uzun olmuyor. Bireysel olarak hızlı gitmek mümkün, ancak uzağa gitmek istiyorsak birlikte gitmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Ülke olarak 2023 yılında 500 milyar dolarlık bir ihracat rakamını hedefliyorsak bu, firmaların bireysel çalışmalarından ziyade bir arada çalışmaları ve hatta bir arada çalışmayı sürdürülebilir hale getirebilmeleri ile mümkün gözüküyor.

Modern hayat insanları ve kurumları her ne kadar birbirinden uzaklaştırsa, bireyselleştirip rakip haline getirse de ortaklaşa iş yapma kültürünün geliştirilmesi önemli. Sonuçta başarının temel unsurlarından birisi takım oyununu becerebilmek. Dünya arenasında rekabet etmek isteyen firmaların ortaklık kültürünü benimsemesi ve ortaklık yapmayı öğrenmesi gerekiyor. Dünya için yarışan firmalar çoğu zaman pazara erişimi sağlamak ve yeteneklerini tamamlamak için yerel ortaklara ihtiyaç duyuyorlar.

İyi ortaklıklar için
Yapılması gerekenlerden belki de en önemlilerinden birisi, birlikte yaşam ve ortaklık kültürünün aile içi eğitimden başlayarak ve sonrasında da örgün eğitim aşamalarında bireysel hayatlarımıza girmesidir. Örneğin iletişim, müzakere teknikleri, ekip çalışması, yönetim gibi konularda iyi eğitim almış, liderlik vasıfları geliştirilmiş girişimcilerin kuracakları işletmeler, ortaklık kültürünü çok daha kolay benimseyecek ve rekabette bir adım daha önde olacaklar.

Ortaklıklarda doğru ortak seçmek ve bu ortaklığı bir ortaklık sözleşmesine bağlamak gerekiyor. Vizyon sahibi, uzun vadeli hedeflerine bağlı olarak işini tutkuyla gerçekleştiren, sorumluluk sahibi, birbirinin eksiklerini tamamlayacak kişi ve kurumlarla ortaklık yapmak giderek önem kazanıyor.

Ortaklığın amaç ve hedeflerinin taraflarca açık ve net olarak kavranması, tarafların birbirlerinden olan beklentilerinin açık ve net olarak ifade etmesi, ortaklık konusunda gerçekçi hedeflerin belirlenmesi, ortaklığın varacağı noktaların tam olarak taraflarca anlaşılması önem arz ediyor. Gerektiği durumlarda ortaklık konusunda yetkin danışman veya kurumlardan destek almak gerekiyor.

Çok ortaklı yapıların oluşması, yapılan ticaretlerin daha kurumsal ve sürdürülebilir hale dönüşümüne destek veriyor. KOSGEB’in uyguladığı, KOBİ’lerin tedarik, pazarlama, üretim, finansman benzeri alanlarda tek başlarına çözümünde zorlandıkları birçok soruna çözüm bulunmasını amaçlayan “İşbirliği Güçbirliği Destek Programı” ile KOBİ’ler arasında ortaklık ve işbirliği kültürünün geliştirilmesi amaçlanıyor. Program hakkında detaylı bilgiye www.kosgeb.gov.tr/Pages/UI/Destekler.aspx?ref=5 adresinden ulaşmak mümkün.

Ortaklık kültürünü benimsemiş firmaların ticari ve teknolojik ortaklık arayışlarına hizmet eden Avrupa İşletmeler Ağı ise firmaların başvurabileceği bir diğer alternatif kanal.

* Yayınlandığı yerler:
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Eylül 2014 sayısı

AB’nin KOBİ’lere destek programları*

DestekProgramları

Avrupa Birliği Avrupalı KOBİ’lere hibeler, krediler, bazı durumlarda garantiler şeklinde destekler sağlıyor. Destekler direkt olarak veya ulusal veya bölgesel seviyede yönetilen programlar aracılığıyla sağlanıyor. Ayrıca KOBİ’ler, programlar ve iş destek servisleri gibi bir seri finansal olmayan önlemlerden de faydalanabiliyor.

Bu yardımlar temel olarak dört ana kategoride toplanıyor. Bunlar “tematik finansman sağlama olanakları”, “yapısal fonlar”, “finansal araçlar” ve “KOBİ’lerin uluslararasılaşmalarının desteklenmesi” şeklide sayılabilir.

Tematik Finansman Sağlama Olanakları

Bu finansman genellikle çevre, araştırma, eğitim gibi belirli tematik hedeflere göre tasarlanıyor ve Avrupa Komisyonu’nun farklı departmanları tarafından uygulanıyor. KOBİ’ler ve diğer organizasyonlar programlara genellikle sürdürülebilir, değer yaratan ve uluslararası projeler ile başvurabiliyor. Programına bağlı olarak, programa başvurabilenler endüstriyel gruplar, iş birlikleri, iş desteği sağlayıcıları ve/veya danışmanlar olabiliyor. Projelerde eş zamanlı fon sağlanması genel bir kural ve genellikle AB desteği, yalnızca proje maliyetinin bir kısmını kapsayan yardımlar şeklinde gerçekleşiyor. Bunlara aşağıdaki programları örnek verebiliriz:

7. Çerçeve Programı; “İşbirliği”, “Fikirler”, “Kapasiteler” özel programları ve “Marie Curie burs ve destek programları”ndan oluşan bileşenleri ile topluluk politikalarına ilişkin farklı alanlardaki işbirliğini teşvik etmek amacıyla yürütülen Topluluk Hibe Programları’ndan birisi. Türkiye’de 7.ÇP’nin koordinasyonu “TÜBİTAK – AB Çerçeve Programları – Ulusal Koordinasyon Ofisi (UKO)” tarafından yürütülüyor. 7.ÇP ile ilgili en güncel bilgilere ve açılan çağrılara ait bilgilere, AB Arge Bilgilendirme Servisi CORDİS’in http://cordis.europa.eu/fp7 adresinden veya TÜBİTAK UKO tarafından kurulmuş olan www.fp7.org.tr adresindeki Türkiye 7.ÇP internet sitesinden ulaşabiliyor.

Rekabet Edebilirlik ve Yenilikçilik Çerçeve Programı (CIP); “girişimcilik ve inovasyon”, “iletişim teknolojileri” ve “akıllı enerji” konularında değişik alt programlarla firmalara destek sağlıyor. Detaylı bilgiye http://ec.europa.eu/cip adresinden erişmek mümkün. Program 2014-2020 döneminde COSME adı altında devam edecek.

Program altında eco-innovation alt programı ile çevreyi iyileştirme ve koruma amaçlı projelerinin toplam uygun maliyetlerinin en fazla %50’si oranında hibe sağlanıyor. Başvuru rehberi ve dosyalarına ilişkin belgelere http://ec.europa.eu/environment/eco-innovation adresinden ulaşılabiliyor.

CIP programının bir diğer alt bileşeni olan Avrupa İşletmeler Ağı, KOBİ’lere AB mevzuatı, politikaları, standartları, uluslararası pazarlara erişim ve ticari işibirliği olanakları konusunda bilgilendirmenin yanı sıra yeni teknolojiler ve teknoloji transferi alanlarında da destek sağlamayı hedefliyor. Ağ hakkında bilgiye www.enterprise-europe-network.ec.europa.eu adresinden ve bölgemizi kapsayan konsorsiyum hakkındaki bilgilere www.aia-istanbul.org adresinden ulaşmak mümkün.

EUREKA; pazar odaklı, kısa sürede ticarileşebilecek ürün ve süreçlerin geliştirilmesine yönelik projelerin desteklendiği uluslararası arge destek programı. Programın amaçları Avrupa’nın rekabet gücünü artırmak, pazara yönelik arge çalışmalarını teşvik etmek, kaliteli ürün, yöntem ve hizmetler geliştirmek, sanayi ve araştırma kurumları arasındaki işbirliğini artırmak, ticari değeri yüksek yeni ürün ve süreçlerin geliştirilmesini teşvik etmek ve uluslararası işbirliğini kolaylaştırmak. (www.eurekanetwork.org) Ülkemizde EUREKA programının koordinasyonunu TÜBİTAK EUREKA Ofisi yürütüyor (www.eureka.org.tr).

İçerisinde “Comenius”, “Erasmus“, “Leonardo da Vinci”, “Grundtvig” gibi alt programlar barındıran Hayatboyu Öğrenme Programı‘ndan ise okul öncesi eğitim kurumlarından üniversitelere kadar her düzeydeki eğitim ve öğretim kurumları, öğretim elemanları, öğrenci ve öğretmenler, yöneticiler ile resmi ve özel kurum ve kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları, sosyal paydaşlar ve işgücü piyasasındakiler yararlanabiliyor.

2008 yılından beri yürütülen Genç Girişimciler için Erasmus programı, program üyesi ülkelerde faaliyet gösteren girişimciler arasında bilgi ve deneyim paylaşımı ile işbirliğinin artırılmasını amaçlıyor. Program ile katılımcı ülkelerden yeni girişimcilerin, diğer katılımcı ülkelerden tecrübeli girişimcilerin işletmelerinde bir dönem geçirerek tecrübelerini zenginleştirmeleri, bilgilerini geliştirmeleri ve çevrelerini genişletmeleri sağlanıyor. 2012 çağrısı için son başvuru tarihi ise 31 Mayıs. (www.abgs.gov.tr/index.php?p=47364&l=1)

Yapısal Fonlar

Bölgelerin kalkınma farklılıklarını azaltmak ve Avrupa Birliği içinde ekonomik ve sosyal uyum tanıtmak için tasarlanmış olan yapısal fonlar ile Avrupa Komisyonu, üye ülkelerdeki bölgesel projeleri destekliyor. Ekonomik olarak az gelişmiş bölgelerdeki KOBİ’lerin yatırımlarına destek sağlanıyor. Diğer bölgelerde ise öncelik direkt olarak KOBİ’lere doğrudan yardım yerine girişimcilik eğitimi, destek hizmetleri, iş inkübatörleri, teknoloji transfer mekanizmaları, ağ oluşturma gibi hizmetlerle kaldıraç etkisi şeklinde destek sağlanıyor.

Finansal Araçlar

Finansal araçların çoğuna endirekt olarak ulusal finansal aracılar (bankalar, kredi kurumları, yatırım fonları) aracılığıyla ulaşılıyor. Bunların çoğu Avrupa Yatırım Fonu tarafından yönetiliyor. Kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan Avrupa Yatırım Bankası‘nın küçük ve orta ölçekli işletmelerine uygun koşullu finansman imkânı  sağlama yönündeki kredilerine, ticari bankalar gibi ticari aracılarla ulaştırılıyor. Bu krediler KOBİ’lerin istikrarlı çalışmaları için gerekli sermaye tabanını sağlamada yardımcı olabiliyor. Kredilerin süreleri 2 ila 12 yıl arasında değişebiliyor. (http://eib.europa.eu ve http://eib.europa.eu/attachments/country/turkey_2010_tr.pdf)

KOBİ’lerin Uluslararasılaşmalarının Desteklenmesi

Bunlar genellikle AB dışındaki pazarlara KOBİ’lerin erişimine yardımcı olmak için uluslararasılaşma alanında faaliyet gösteren aracı organizasyonlar ve/veya kamu otoritelerine yardım şeklinde gerçekleşiyor. Buna örnek olarak katılım öncesi mali yardım aracı (IPA) verilebilir. IPA, 2007 yılından bu yana beş farklı bileşenle sürdürülüyor. Bunlar “Geçiş Dönemi Desteği ve Kurumsal Yapılanma”, “Bölgesel ve Sınır Ötesi İşbirliği”, “Bölgesel Kalkınma”, “İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi” ve “Kırsal Kalkınma” bileşenleri şeklinde özetleniyor. (http://ec.europa.eu/regional_policy/thefunds/ipa/turkey_development_en.cfm)

Ayrıca detaylı bilgiler için Avrupa Komisyonu’nun http://ec.europa.eu/small-business ve http://ec.europa.eu/contracts_grants adresleri de incelenebilir.

* Daha önce yayınlandığı yerler:
– “Çorlu TSO” gazetesi Mart 2012 sayısı
– 21.03.2012 tarihli kişisel bloğum
– “Trakya İş Dünyası” dergisi Kasım 2009 sayısı